MEDYA GÖZLEM VERİTABANI
ENGLISH
BİA MEDYA GÖZLEM / EKİM-KASIM-ARALIK 2018
Gün Gün Üç Aylık Medya/İfade Özgürlüğü İhlalleri - Tam Metin
2018 4. Çeyrek Medya Gözlem Raporu - Tam Metin
Erol Önderoğlu - Bia Haber Merkezi 17/01/2019

BİA Medya Gözlem Raporu, Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde 233 gazeteci ve medya temsilcisinin toplam 10 ağırlaştırılmış müebbet, 1 müebbet, 2 bin 552 yıl 10 ay hapis ve 3 milyon 928 bin TL maddi veya manevi tazminat cezası istemiyle yargılandığını gösteriyor, yaygın sansür ortamını örnekliyor.

2018’in Ekim, Kasım, Aralık döneminde 36 gazeteci ”Erdoğan’a hakaret” sanığı ve şüphelisi oldu. Cumhurbaşkanı seçildiği Ağustos 2014’ten  1 Ocak 2019’a kadar Erdoğan’a yönelik eleştiri ve isnatlar için uygulanmaya başlanan TCK’nın 299. Maddesi  en az 54 gazetecinin mahkum edilmesine zemin oluşturdu.

BİA Medya Gözlem Raporu’nda “öldürülen gazeteciler”, “hapisteki gazeteciler”, “saldırı, tehdit ve engellemeler”, “cezasızlık / hak aramaları”, “soruşturmalar, açılan-süren davalar, kararlar”, “hakaret, kişilik hakları ve tazminat davaları”, “yasaklamalar, kapatmalar, toplatmalar”, “Anayasa Mahkemesi”, “AİHM” ve “RTÜK” gibi bölümler yer alıyor.

Türkiye’de 123 gazeteci, gazetecilik ve politik davalar kapsamında 1 Ocak’a hapishanede girdi. Hapishanedeki 123 kişiden 47’si hükümlüyken 34’ü halen yargılanmaktaydı. 30’u soruşturma geçirirken 12’si mahkum edilip dosyalarını İstinaf Mahkemesi’ne veya Yargıtay’a taşıyanlardı.

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde yedi gazeteci tutuklandı. Dördü (Murat Aksoy, Atilla Taş, Kibriye Evren ve Rojhat Doğru) hükümlü veya sanık olarak hapsedilirken üçü de (Hakan Gülseven, Berivan Bila, Sedat Sur) hapishaneye girip, aynı dönem içerisinde tahliye edildi. Önceki dönemlerde tutuklanmış Avusturyalı dergi yazarı Max Zirngast, Ece Sevim Öztürk ve Şirin Kabakçı da bu dönemde adli kontrolle serbest bırakıldı.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de öldürülmesiyle ilgili 85 sanıklı davada tutuklu sayısı dörde indi. Mahkeme, 20 Aralık’ta aldığı kararla, İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli Astsubay Yavuz Karakaya ve Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Değerlendirme ve Analiz Merkez Amiri Hamza Celepoğlu’nu tahliye etti. Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu’nun dönemin MİT İstanbul Daire Başkanı Ahmet Köksoy’un dinlenmesi yönünde sunduğu talep ise reddedildi. İstanbul eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, Muharrem Demirkale ve gazeteci Ercan Gün dosyadan tutuklu bulunuyor. Yargılamaya 12, 13, 14 Mart günlerinde devam edilecek.

  1. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, aydın ve gazeteci Musa Anter’in 1992’de öldürülmesi ve 90’larda JİTEM’in işlediği cinayetlerle ilgili 18 sanıklı davada, ne “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ı bulabildi, ne de İsveç’te bulunan PKK itirafçısı ve eski MİT elemanı Abdülkadir Aygan’ın dört yıldır ifadesini alabildi. Mahkeme, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın halen yaşadığını iddia eden eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin’i tanık olarak dinledi. Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, Adalet Bakanlığı ve MİT’i yargı sürecinin önünü tıkamakla suçladı. Okçuoğlu, Aygan’ın İsveç’ten ifadesinin istinabe yoluyla [bir davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek üzere, başka bir yerde bulunan tanığın ifadesinin bulunduğu yerdeki mahkemece alınması] alınamamasını “işlemlerin Adalet Bakanlığında takılıp kalması”na bağladı. Dava 20 Mart’ta sürecek.

Kırklareli’nde gazeteci Haydar Meriç‘in, Fethullah Gülen’ı eleştiren kitap yazacağını açıklamasından sonra kaçırılması, cesedinin 18 Haziran 2011’de Düzce Akçakova kıyılarında bulunmasıyla ilgili cinayet davası Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Emniyet müdür ve personeli ile örgüt lideri Fethullah Gülen’in de bulunduğu 40 sanık yer alıyor.

Ayrıca, 2 Ekim’de Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürüldüğü ortaya çıkan ancak cesedine üç aydır ulaşılamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili bir soruşturma yürütülüyor. Cinayete karıştığı iddia edilen 18 şüphelinin Türkiye’ye iadesini reddeden Suudi Arabistan, cinayet sonrası Türkiye’den kaçan bu kişilerle ilgili hızla kendi yargılamasına girişti. Uluslararası gazeteci ve hak kuruluşları ise, Birleşmiş Milletler örgütünü soruşturma konusunda sorumluluk almasını talep etti.

Gazeteci Cinayetleri / Yargılama

Cemal Kaşıkçı cinayeti

Başsavcılık açıklaması: İstanbul Başsavcılığı, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesine dair, “Cemal Kaşıkçı 2 Ekim 2018 tarihinde evlilik işlemleri için girdiği Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu’nda daha önceden yapılan planlama doğrultusunda Başkonsolosluk binasına girer girmez boğularak öldürülmüştür; cesedi, boğularak öldürülmesini müteakip yine önceden yapılan planlama doğrultusunda parçalanarak yok edilmiştir” şeklinde açıklama yaptı (31 Ekim).

Suudi Arabistan’da yargılanacaklar: Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cübeyir, Bahreyn’de katıldığı Manama Güvenlik Zirvesi’nde gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili “Cinayetin zanlıları Suudi Arabistan’da yargılanacak” dedi. Bu sözler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Olay ülkemizde yaşandı, 18 zanlıyı biz yargılayalım” şeklinde ifade ettiği sözlerin ardından geldi (27 Ekim).

İstanbul 18 şüpheliyi istedi: İstanbul Başsavcılığı, cinayete karışmakla suçlanan 18 şüphelinin iadesi için Suudi Arabistan yetkililerine talepname gönderdi. Dışişleri Bakanlığı arayıcılığıyla düzenlenen belgeyle ilgili, “Gazeteci Cemal Kaşıkçı soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TCK’nın 81 ve 82/1-a-b maddelerinde düzenlenen ‘tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet ederek kasten öldürme’ suçundan olaya karıştıkları belirlenen toplam 18 şüphelinin yargılanmak üzere Suudi Arabistan Krallığından ülkemize iadeleri amacıyla bir talepname düzenleyerek Bakanlığımıza göndermiştir” denildi (26 Ekim).

Hrant Dink Cinayeti 

12 yıllık Dink davası tanıkta kaldı: Eylül’de heyeti üçüncü kez değişen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de İstanbul Şişli’deki gazetesi önünde öldürülmesiyle ilgili davaya devam etti. Mahkeme, 20 Aralık’ta aldığı kararla, İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli Astsubay Yavuz Karakaya ve Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Değerlendirme ve Analiz Merkez Amiri Hamza Celepoğlu’nu tahliye etti. Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu’nun dönemin MİT İstanbul Daire Başkanı Ahmet Köksoy’un dinlenmesi yönünde sunduğu talepse reddedildi. Böylece 85 sanıklı davada tutuklu sayısı dörde inmiş oldu. Yargılamaya 12, 13, 14 Mart’ta devam edilecek.

Tanık olarak dinlenen, 2003 – 2006 döneminde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı olan Rize İl Emniyet Müdürü Şahmaz Demirtaş cinayeti basından öğrendiğini söyledi. Öldürülmeden Dink’in korunması için herhangi bir emir verip vermediği sorulan Demirtaş, “Benim söyleyeceğim şeyler şube müdürüne emir telakki etmez. Ben idari personelim. Bana öyle bilgi gelmediği için de harekete geçmedim. Ben İstanbul’da çalıştığım süre içerisinde Hrant Dink’le alakalı ona açılmış davalar ve bu davalar sürecinde yapılabilecek eylemleri önlemekle ilgili görevliydim. Her gün yüzlerce evrak geliyor. Bilgilerin değerlendirilmesinde, ciddiyete alınmasında kesinlikle bir eksilik var… “Zaten tahkikat hangi ilde başladıysa o il soruşturmanın koordinatörüdür. Olayla ilgili soruşturmayı başlatan il Trabzon olduğu için bütün yazışmaları onlar takip etmek zorundadır” dedi.

Tanık olarak dinlenen dönemin Terörle Mücadeleden sorumlu İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hakan Aydın Türkeli ise, cinayetin yaşandığı gün yurtdışında olduğunu söyledi. Cinayet sonrasında Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel ekibinin yakalanması ve sonrasındaki süreci anlatan Türkeli, yakalandığında Erhan Tuncel’in polis muhbiri olduğunu söylediğini ve cinayete ilişkin bilgileri Trabzon Emniyet’indeki polis memurlarına anlattığını ancak avukatıyla ifade vermeye başladığında susma hakkını kullandığını söyledi. Cinayetten sonra Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı ile İstanbul Emniyeti arasında bir gerginlik olduğunu anlatan Türkeli, istihbarat şubesinden hiçbir bilgi alamadıklarını aktardı.

Dinlenen tanıklar arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Selim Kutkan, Galip Taşkın, Gökhan Arslan ve Ali Oğuz Çağlar da vardı. İstanbul eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, Muharrem Demirkale ve gazeteci Ercan Gün dosyadan tutuklu bulunuyor (18, 19, 20 Aralık).

Musa Anter Cinayeti

Dava “Yeşil” ve Aygan’ı bekliyor: Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, aydın ve gazeteci Musa Anter’in 1992’de öldürülmesi ve 90’larda JİTEM’in işlediği cinayetlerle ilgili 18 sanıklı davada, ne “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ı bulabildi, ne de İsveç’te bulunan PKK itirafçısı ve eski MİT elemanı Abdülkadir Aygan’ın dört yıldır ifadesini alabildi. Mahkeme, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın halen yaşadığını iddia eden eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin’i tanık olarak dinledi. Pekin, 2 Nisan 2018’de HaberTürk TV’de yaptığı açıklamanın çevresinden aldığı bilgiler doğrultusunda kendi değerlendirmesi olduğunu, elinde somut bilgi bulunmadığını bildirdi. Pekin, kanser tedavisi gördüğünü öğrendiği Mahmut Yıldırım’ın Tanık Koruma Programı’ndan faydalanıyor olabileceğini de söyledi. Pekin, “Benim kendi çevremden gelen bilgilerden oluşan kanaatimdir. Bu bilgiler dahilin de bu kişinin yaşadığı kanaatine ulaştım. Yer olarak bilsem, gelir ihbarda bulunurdum. Yaşadığını biliyorum ama nerede yaşadığını bilmiyorum. Sağlık problemleri olduğuna dair bilgi geldi” dedi. Daha önce telekonferans sistemi üzerinden tanık olarak beyanının alınması istenen Siyasetçi Ahmet Türk’ün işlemi gelecek duruşmaya kaldı. Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu, Adalet Bakanlığı ve MİT’i yargı sürecinin önünü tıkamakla suçladı. Okuoğlu, Aygan’ın İsveç’ten ifadesinin istinabe yoluyla alınamamasını “işlemlerin Adalet Bakanlığında takılıp kalması”na bağladı: “Sanığın savunmasının İsveç’te alınması talebimizi yineliyoruz” dedi. Abdülkadir Aygan’ın avukatı Ece Çam Yiğit ise müvekkiliyle temas kuramadığını bildirdi ve savunmasının yurtdışında alınacak olması halinde işleme katılmak istediğini söyledi. Anter cinayeti dahil 90’lı yıllarda işlenen birçok faili meçhul cinayet ile gözaltında kayıpların faili olarak görülen Mahmut Yıldırım ve Aygan hakkında uzun yıllardır çıkarılmış Kırmızı Bülten bulunuyor. Dava 20 Mart’ta sürecek (14 Kasım).

Haydar Meriç Cinayeti

Meriç cinayetine dava: Kırklareli’nde gazeteci Haydar Meriç‘in, Fethullah Gülen’ı eleştiren kitap yazacağını açıklamasından sonra kaçırılması, cesedinin 18 Haziran 2011’de Düzce Akçakova kıyılarında bulunmasıyla ilgili cinayet davası Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Emniyet müdür ve personeli ile örgüt lideri Fethullah Gülen’in de bulunduğu 40 sanık yer alıyor. Suçlamalar arasında, “Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek”, “silahlı terör örgütüne üye olma”, “hukuku aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek”, “darbecilik” de yer alıyor.  Kırklareli Emniyet Müdürlüğü, Haydar Meriç ve diğer müştekiler hakkında 2010, 2011 ve 2012 yıllarında düzenlenen istihbarat raporlarının gizlilik içerdiği gerekçesiyle gönderilmeyeceğini bildirdi. Gazeteciyi hukuka aykırı şekilde izlediği ve dinlediği gerekçesiyle yargılanan tutuklu eski polis İzzet Otyakmaz ise, “FETÖ üyeliği”, “haberleşmenin gizliliği ihlal” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlamalarından 23 yıl 4 ay hapse mahkum edildi. Polis, “darbe girişimi” suçlamasından ise beraat etti (25 Aralık).

Hapis gazeteciler: 123 mahpus gazeteci

Türkiye’de cezaevindeki gazeteci ve medya çalışanların durumu hem ülke içinde hem uluslararası planda farklı şekillerde kamuoyuna yansıyor. Kimi örgüt ve girişimler “gazeteci” oluşlarının temel alarak savunu faaliyetlerinde bulunurken, kimileri de “gazetecilik faaliyetleri kapsamında cezaevinde olup olmadıklarını” esas alıyor. Hatta, aynı kriterde yola çıktıkları halde farklı sonuçlar da elde edebiliyorlar. BİA Medya Gözlem Raporu’nda hapisteki gazeteciler, çalıştıkları medya kuruluşunca gazeteci olarak tanıtılanlar, gazetecilik faaliyeti kapsamı itibariyle herhangi bir tespit ve sonuca gidilmeden, Türk Ceza Kanunu veya Terörle Mücadele Kanunu kapsamında işlem görmeleri dikkate alınarak değerlendirmeye alınıyor.

Türkiye’de 123 gazeteci, gazetecilik ve politik davalar kapsamında 1 Ocak’a hapishanede girdi. Hapishanedeki 123 kişiden 47’si hükümlüyken 34’ü halen yargılanmaktaydı. 30’u soruşturma geçirirken 12’si mahkum edilip dosyalarını İstinaf Mahkemesi’ne veya Yargıtay’a taşıyanlardı.

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde yedi gazeteci tutuklandı. Dördü (Murat Aksoy, Atilla Taş, Kibriye Evren ve Rojhat Doğru) hükümlü veya sanık olarak hapsedilirken üçü de (Hakan Gülseven, Berivan Bila, Sedat Sur) hapishaneye girip, aynı dönem içerisinde tahliye edildi. Önceki dönemlerde tutuklanmış Avusturyalı dergi yazarı Max Zirngast, Ece Sevim Öztürk ve Şirin Kabakçı da bu dönemde adli kontrolle serbest bırakıldı.

Geçen yılın aynı döneminde 122 gazeteci 1 Ocak 2018’e hapishanede girmişti. Tutuklu gazetecilerin 79’u Gülen Cemaatine yakın medya kuruluşlarında çalışıyordu, 24 haberci de Kürt medyasındandı.

“FETÖ” davalarında 73 gazeteci hapiste

Olağanüstü Hal’in (OHAL) ilan edildiği 20 Temmuz 2016’dan bugüne kadar “Fethullah Terör Örgütü /Paralel Devlet Yapılanması – FETÖ/PDY” ile bağlantılı operasyonlar kapsamında tutuklanan 73 gazeteci ve medya temsilcisi 1 Ocak 2019 itibariyle cezaevindeydi. Bunlardan ikisi, daha önce tutuklanmış oldukları halde, darbe girişimi sonrası “FETÖ” davalarına dahil edildi.

Bu kişilerden en az 21’i “FETÖ yöneticiliği veya üyeliği”, “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs-darbecilik”, “örgüte yardım”, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım” iddiasıyla yargılanıp aldıkları cezalar onandı; hükümlü duruma düştü. Bunlardan 12’si mahkum olduktan sonra dosyalarını İstinaf Mahkemesi veya Yargıtay’a taşıdılar; 22’si halen yargılanıyor; 18’i de halen soruşturma geçiriyor.

“PKK” davalarında 38 mahpustan 18’i hükümlü

1 Ocak 2019 itibariyle 38 gazeteci ve medya çalışanı, PKK/PYD/KCK gibi örgütlerle bağlantılı olmak suçlamasıyla hapishanede bulunuyordu. Bunlardan 18’i “KCK – PKK – DYG üyeliği veya propagandası” davalarında hükümlüyken, 11’i halen yargılanıyordu; 9’u soruşturma geçiriyordu.

12 Medya çalışanı da yasadışı veya silahlı çeşitli örgütlerle bağlantılı olmakla yargılanıyor veya bu kapsamda yargılandıkları davalardan hüküm giymişti.

Mahpus gazeteciler listesi

FETÖ/PYD yöneticiliği/üyeliği/darbecilik/örgüte yardım / örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek yardım / örgüt propagandası: Abdullah Kılıç(Meydan gazetesi köşe yazarı), Ahmet Altan (Taraf gazetesi eski yayın yönetmeni), Ahmet Memiş (Haberdar sitesi haber müdürü), Ahmet Metin Sekizkardeş (Cihan Medya Yönetim Kurulu Başkan yardımcısı), Ahmet Yavaş (TRT radyosu Erzurum muhabiri), Alaattin Kaya (Zaman gazetesi eski imtiyaz sahibi), Ali Ahmet Böken (TRT Haber Koordinatörü), Ali Akkuş(Zaman gazetesi genel yayın editörü), Ali Ünal (Zaman gazetesi eski başyazarı), Ali Yüce (TRT radyosu yayın müdürü), Atilla Taş (Meydan gazetesi), Ayşe Nazlı Ilıcak (Bugün ve Yarına Bakış gazeteleri yazarı), Ayşenur Parıldak (Zaman gazetesi muhabiri), Aytekin Gezici (Adana’da gazeteci-yazar), Aziz İstegün (Zaman gazetesi eski Diyarbakır bölge temsilcisi), Bayram Kaya (Zaman ve Yeni Hayat gazetesi muhabiri), Bayram Parlak (Diyarbakır Radyo Cihan muhabiri), Behram Kılıç (Zaman gazetesi eski yazarı), Burçin Dokgöz (Zaman gazetesi Çorum muhabiri), Cemal Azmi Kalyoncu (Aksiyon dergisi muhabiri), Cuma Ulus (Millet gazetesi eski yayın koordinatörü), Cumali Önal (Zaman gazetesi eski Arapça servis sorumlusu), Cüneyt Seza Özkan (Samanyolu TV haber yönetmeni), Emre Soncan (Zaman savunma eski muhabiri), Ercan Gün (Fox TV haber editörü), Erdal Şen (Meydan gazetesi yazı işleri müdürü), Eren Erdem(Karşı gazetesi eski yayın yönetmeni), Ersin Şanlı (TRT yurt haberler müdürü), Faruk Akkan (Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü), Fevzi Yazıcı(Zaman gazetesi görsel yönetmeni), Gökçe Fırat Çulhaoğlu (Türk Solu dergisi yazarı), Gültekin Avcı (Bugün gazetesi eski köşe yazarı), Habip Güler (Zaman gazetesi eski muhabiri), Hakan Aksel (TRT Haber ve Spor Dairesi koordinatör yardımcı ve yapımcı), Halil İbrahim Mert (TRT TV Erzurum kameramanı), Hanım Büşra Erdal (Zaman gazetesi eski muhabiri ve köşe yazarı), Hamza Günerigök (TRT Haber spikeri), Hüdaverdi Yıldırım (Bugün TV ve Can Erzincan TVmuhabiri), Hüseyin Aydın (CİHAN eski muhabiri), İbrahim Balta (Zaman gazetesi eski ekonomi editörü), İdris Okur (CİHAN Çorum muhabiri), İsa Siyi (Haberdar sitesi editörü), İsmail Avcı (Zaman gazetesi muhabiri), Mehmet Gündem (Milliyet gazetesi eski yazarı), Muhammed Sait Kuloğlu (Subuhaber.com imtiyaz sahibi), Muhsin Pilgir (Zaman ve Cihan Ajansı eski muhabiri), Murat Aksoy (Taraf, Millet gazetesi), Murat Dağdeviren (Demokrat Gebze gazetesi sahibi), Mustafa Erkan Acar (Zaman gazetesi eski haber müdürü), Mustafa Gökkılıç(Radikal ve HaberTürk gazeteleri eski muhabiri), Mustafa Ünal (Zaman gazetesi Ankara eski yayın müdürü), Mutlu Çölgeçen (Millet gazetesi yazı işleri koordinatörü), Mutlu Özay (CİHAN Ajansı muhabiri), Mümtaz’er Türköne (Zaman gazetesi eski yazarı), Nadir Yücel (Çorum Yıldız gazetesi yayın yönetmeni), Nuh Gönültaş (Bugün gazetesi eski köşe yazarı), Nuri Durna (TRT Erzurum muhabiri), Nurullah Kaya (Zaman gazetesi eski Gaziantep Bölge temsilcisi), Oğuz Usluer (HaberTürk TV eski haber koordinatörü), Ömer Özdemir (Zaman gazetesi muhabiri), Sait Gürkan Tuzlu (Cihan Ajansı Cumhurbaşkanlığı muhabirliği), Seyid Kılıç (TRT eski muhabiri), Şeref Yılmaz (Irmak TV yönetim kurulu başkanı), Turgut Usul (TRT eski muhabiri), Ufuk Şanlı (Vatan gazetesi eski yazarı), Vahit Yazgan(Zaman gazetesi eski İzmir bölge temsilcisi), Yakup Çetin (Zaman gazetesi eski muhabiri), Yalçın Güler (TRT Erzurum muhabiri), Yetkin Yıldız (Aktif Haber sitesi yayın yönetmeni).

“FETÖ/PDY” (Fethullah Terör Örgütü/Paralel devlet yapılanması” örgütü) kapsamında daha önce tutuklananlar/ mahkum: Hidayet Karaca (Samanyolu Yayın Grubu başkanı).

“Devletin güvenliği ve siyasal yararlarına ilişkin belgeleri açıklama” ve “Devletin gizli belgelerini tahrip/kullanma”/ dava aşamasında:Mehmet Baransu (Taraf gazetesi yazarı).

Devletin birliğini bozmak ve “KCK – PKK – DYG” örgütlerine üyelik /Yargılananlar: Kemal Sancılı (Özgür Gündem gazetesi imtiyaz sahibi).

KCK – PKK – DYG / örgütlerine üyelik veya yöneticilik / Hükümlüler: Ferhat Çiftçi (Azadiya Welat Antep temsilcisi- 22 yıl, 8 ay), Hamit Dilbahar/Duman(Azadiya Welat yazarı- 16 yıl), Kamuran Sunbat (DİHA Çukurova eski muhabiri- 11 yıl, 11 ay), Kenan Karavil (Radyo Dünya Yönetmeni- 19 yıl, 9 ay), Nuri Yeşil (Azadiya Welat Tunceli temsilcisi- 1 yıl, 7 ay), Seyithan Akyüz (Azadiya Welat Adana temsilcisi- 22 yıl, 6 ay), Şahabettin Demir(DİHA Van muhabiri- 4 yıl), Mikail Barut (Özgür Halk dergisi editörü- 7 yıl 6 ay), Yılmaz Kahraman (Özgür Halk dergisi editörü- 10 yıl hapis), Arafat Dayan (Demokratik Ulus eski sorumlu müdürü- 5 yıl hapis), İdris Sayılgan(DİHA muhabiri – 1 yıl 8 ay hapis), Mehmet Güleş (DİHA Elazığ muhabiri – 9 yıl 4 ay hapis cezası temyizde).

KCK – PKK – DYG örgütüne üyelik/ yargılananlar:Nedim Türfent (DİHA Van muhabiri – 8 yıl 9 ay hapis cezası temyizde), Cebrail Parıltılı (Anadolu Ajansı eski Derik muhabiri), Abdulkadir Turay (DİHA Mardin muhabiri), Ziya Ataman (DİHA Van muhabiri), Serkan Aydemir (Bitlis Aktüel gazetesi muhabiri), Kemal Özer (Evrensel gazetesi Tunceli muhabiri), Kemal Demir (TV10 kameramanı), Haydar Ergül (Demokratik Modernite dergisi editörü),

KCK – PKK – DYG örgütüne üyelik/ soruşturma aşamasında:Veli Büyükşahin (TV10 yönetim kurulu başkanı), Veli Haydar Güleç (TV10 yayın kurulu üyesi), Mehmet Ali Çelebi (Özgürlükçü Demokrasi), Reyhan Hacıoğlu (Özgürlükçü Demokrasi), Hicran Urun (Özgürlükçü Demokrasi), Ferhat Parlak (Silvan Mücadele gazetesi sahibi), Rojhat Doğru (gazeteci),Kibriye Evren (JİN News sitesi muhabiri).

KCK-PKK-DYG üyeliği ve PKK propagandası / Hükümlü: Zehra Doğan(JİNHA editörü – 2 yıl 9 ay 22 gün hapis); Sezgin Kartal (Sosyalist Dayanışma dergisi yazı işleri müdürü – 1 yıl 6 ay hapis), Meltem Okyay(DİHA muhabiri – 2 yıl 4 ay hapis), Reyhan Çapan (Özgür Gündem gazetesi sorumlu müdürü – 1 yıl 3 ay hapis), Uğur Akgül (DİHA muhabiri).

KCK-PKK-DYG üyeliği ve PKK propagandası / Hükümlü: Çağdaş Büyükbaş (Aylık Proleter Devrimci Duruş dergisi sorumlu müdürü) – 1 yıl 10 ay 15 gün hapis).

KCK-PKK-DYG üyeliği ve PKK propagandası / Yargılananlar: Seda Taşkın (Mezopotamya Ajansı muhabiri),

KCK-PKK-DYG üyeliği ve PKK propagandası / soruşturma aşamasında: Mehmet Sıddık Damar (DİHA muhabiri).

Kin ve düşmanlığa tahrik ve hakaret / yargılananlar: İdris Yılmaz(gazeteci).

MKP/ Hükümlüler: Erdal Süsem (Eylül Hapishane dergisi editörü – ömür boyu hapis)

MLKP/ Hükümlüler: Hatice Duman (Atılım Dergisi sahibi ve yazı işleri müdürü – ömür boyu hapis).

MLKP üyeliği ve propagandası / Yargılananlar: İsminaz Temel (ETHA Ajansı editörü).

MLKP üyeliği ve propagandası / Soruşturma aşamasında: Adil Demirci(ETHA Almanya muhabiri).

DHKP-C/Hükümlü: Mustafa Gök (Emek-Adalet dergisi Ankara temsilcisi – ömür boyu hapis).

Örgüt üyeliği / Sınırı ihlal/ Soruşturma aşamasında: Aslı Ceren Aslan(Özgür Gelecek yazı işleri müdürü).

Direniş/ Hükümlü: Erol Zavar (Odak dergisi yazı işleri müdürü- ömür boyu hapis).

Ergenekon Mersin/ Türkiye İntikam Birliği Teşkilatı (TİBT) ve İç Örgüt / Hükümlü: Mikdat Algül (Mezitli FM genel yayın yönetmeni – 61 yıl hapis cezası).

TKEP/L / Hükümlü: Sami Tunca (Yeni Evrede Mücadele Birliği Dergisi yazı işleri müdürü – 49 yıl hapis)

Halkı silahlı isyana teşvik / Hükümlü: Murat Çapan (Nokta dergisi yazı işleri müdürü – 22 yıl 6 ay hapis).

Örgüt propagandası (örgüt bilinmiyor) / hükümlü: Doğan Baran (Odak dergisi yazı işleri müdürü).

Devlete ilişkin gizli belge yayımlamak / Hükümlü: Zeki Kızılkaya(Çukurova Merhaba gazetesi ve Adanapolemik.net sitesi sahibi)

Tutuklamalar

Gülseven’e tutuklama ve tahliye: Yurt gazetesi eski çalışanlarından gazeteci yazar Hakan Gülseven, yayımlanan haber nedeniyle verilen ve kesinleşen 31 bin 500 TL’lik tazminatın gazete işverenince ödenmemesi nedeniyle tutuklandı. Üç ayrı davadan verilen 30 bin 500 TL’lik adli para cezasının ödenmesi üzerine gazeteci, Maltepe Cezaevi’nden tahliye edildi (20, 22 Aralık).

Bila’ya tutuklama ve tahliye: “Gazetecilik suç değildir” başlıklı yazısıyla “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği iddia edilip tutuklatılan Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi Berivan Bila 10 gün sonra serbest bırakıldı (17 Aralık).

Doğru’ya tutuklama: Diyarbakır’da hakkında “örgüt üyeliği” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul’da gözaltına alınan gazeteci Rojhat Doğru, SEGBİS’le bağlandığı Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı. Irak’ta yayın yapan Gale Kurdistan TV çalışanıyken Ranya bölgesindeki bir piknikte örgüt üyeleriyle röportaj yapmakla da suçlanan Doğru, ele geçirilmiş örgütsel dokümanlarda yer alan şahısları tanımadığını, sorulan telefon numarasının iki yıldır kullanmadığını, uzun süredir Facebook hesabını kullanmadığını iddia etti (5 Aralık).

Aksoy yeniden cezaevinde: Gazeteci Murat Aksoy, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24 Ekim’de “FETÖ örgütüne yardım” iddiasıyla verdiği 2 yıl 1 ay hapis cezası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce onanınca yeniden hapse girdi. Gazeteci, Fethullah Gülen cemaatine yakın gazetelerde köşe yazarlığı yaptığı gerekçesiyle 421 gün hapis yatmıştı (23 Kasım).

Sur’a tutuklama ve tahliye: Gazeteci Sedat Sur, 2017’de kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddiasına ilişkin yaptığı “Kayyum atanan belediyede milyarlık ‘din konferansı’ vurgunu!” başlıklı bir haberde “örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla 11 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edildikten sonra hapse girdi. Midyat M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na teslim olan Sur, 26 Kasım’da tahliye edildi (19, 26 Kasım).

Taş yeniden cezaevinde: Darbe girişimi sonrası 3 Eylül 2016’da tutuklanan ve 3 Nisan 2017’de tahliye edilen gazeteci Atilla Taş, “FETÖ’ye yardım” iddiasıyla verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası onanınca önce Metris ardından Silivri Cezaevi’ne gönderildi (9 Kasım).

Evren tutuklandı: Diyarbakır merkezli dokuz kentte yapılan PKK’ya yönelik operasyonda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 23 kişiden 7’si serbest bırakılırken, JIN News sitesi muhabiri Kibriye Evren ile birlikte 3 kişi “örgüt üyeliği”nden tutuklandı (12 Ekim).

Tahliyeler

Zirngast’a tahliye: Ankara’da Eylül’de tutuklanan Avusturyalı akademisyen ve dergi yazarı Max Zirngast çıkartıldığı mahkemece yurtdışına çıkış yasağı karşılığında serbest bırakıldı (26 Aralık).

Kabakçı’ya tahliye: İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi, “FETÖ üyeliği”nden yargıladığı, Konya Cezaevi’nde bulunan Zaman gazetesi Konya temsilcisi Şirin Kabakçı’yı dördüncü duruşmada tahliye etti (26 Aralık).

Öztürk’e tahliye: İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın şikayetiyle 20 Haziran’da gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Ece Sevim Öztürk’ü “Üye olmamakla beraber FETÖ/PDY örgütüne yardım” iddiasıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapse mahkum edip yurtdışına çıkış yasağı karşılığında tahliye etti (11 Aralık).

Kayar’a tahliye: İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi, dokuz sanığı “MLKP üyeliği” suçlamasıyla yargıladığı davada, Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Ali Sönmez Kayar ile birlikte beş tutuklu sanığı adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı karşılığında tahliye etti. Yargılamaya 19 Şubat’ta devam edilecek (31 Ekim). 

Gözaltılar

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde 12 gazeteci gözaltına alındı. Gazetecilerden 10’u “Kürt Sorunu” bağlantılı soruşturmalar çerçevesinde gözaltı yaşadı.

Geçen yılın aynı döneminde 17 gazeteci veya medya çalışanı gözaltı yaşamıştı. Gazetecilerden 10’u “Kürt Sorunu”, beşi de “FETÖ” soruşturmaları kapsamında gözaltındaydı. 

2017 yılının tamamındaysa31’i Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın medya kuruluşlarında, 20’si Kürt medyasında çalışan, beşi uluslararası medya temsilcisi toplam 85 gazeteci gözaltına alınmıştı. Darbe girişiminin yaşandığı, OHAL’ın uygulamaya girdiği 2016’da bu sayı 201 idi.

Karagöz’e gözaltı: Gazeteci Suat Karagöz, Van Başsavcılığı’nın “PKK üyeliği” şüphesiyle yürüttüğü bir soruşturma kapsamında İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki evinde gözaltına alındı. Karagöz, İl Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesinin alınmasının ardından iki gün sonra serbest bırakıldı (27 Kasım).

Ustaoğlu’na gözaltı: Polis, UNESCO Dünya Televizyon Günü’nde KESK’e bağlı Haber-Sen’in TRT Genel Müdürlüğü önünde gerçekleştirmek istediği basın açıklaması öncesi Haber-Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu’nu gözaltına aldı (21 Kasım).

Demirhan’a gözaltı: Sendika.Org sitesi editörü Ali Engin Demirhan, bürosuna giden Emniyet Güvenlik Şube’ye bağlı polislerce gözaltına alındı. Demirhan, bir sosyal medya paylaşımıyla ilgili soruşturma çerçevesinde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı (13 Kasım).

Altı haberciye “PKK” gözaltısı: Diyarbakır’da PKK’ya yönelik operasyonlar kapsamında 9 Ekim’de ev baskınıyla gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam gazetesi ve Jinnews sitesi çalışanlarından Abdurrahman Gök, Semiha Alankuş, Lezgin Akdeniz, Esra Solin Dal, Cihan Ölmez ve Mehmet Akdoğan ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı (13 Ekim).

Öner’e gözaltı: Demokratik Modernite adlı aylık politik dergisinin eski editörü Servet Öner, Diyarbakır’da birçok kenti kapsayan bir PKK soruşturması kapsamında İstanbul Taksim’de gözaltına alındı; İstanbul’dan alınan ifadesinin ardından akşam saatlerinde serbest bırakıldı (12-13 Ekim).

Bilen’e gözaltı: Van’da sabah saatlerinde eski evine baskın yapılan gazeteci Adnan Bilen avukatıyla birlikte ifade vermek için gittiği Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltına alındı. Bilen ifadesinin ardından serbest bırakıldı (5 Ekim).

Kaplan’a gözaltı: İstanbul 1’inci Sulh Ceza Hakimliği’nca hakkında haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle yakalama kararı çıkarılan ve gece gözaltına alınan Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çağdaş Kaplan, avukatı Ramazan Demir tarafından da temsil edildiği savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı (7 Ekim). 

Saldırı, Tehdit ve Engellemeler

2018’in Ekim-Kasım-Aralık döneminde Washington Post gazetesi yazarı, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı (Jamal Khashoggi), 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürüldü.

İki gazeteci (Fatih Portakal ve Nalin Öztekin) ve iki yayın kuruluşu (Cumhuriyet gazetesi ve Odatv sitesi) da tehdit edildi: Fox TV haber sunucusu Fatih Portakal’ı hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Osmanlı Ocakları tehdit etti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hedef gösterdiği Cumhuriyet gazetesinin İstanbul Şişli’deki merkez binasının park yerindeki aracına mermi isabet etti.

Geçen yılın aynı döneminde altı haberci ve bir medya organı saldırıya uğradı. Ölümle tehdit edilenler gazeteciler arasında yine Fatih Portakal ve Cumhuriyet gazetesi çalışanları vardı. Ayrıca, Fatih Altaylı ve Burcu Yıldırım aynı durumla karşılaşmıtı.

2017 yılının tamamındaysa bir Suriyeli kadın gazeteci İstanbul’da öldürülmüş, 20 gazeteci, bir gazete ve bir yayınevi saldırıya uğramıştı. Ayrıca, 12 gazeteci ve beş medya kuruluşu da tehdit edilmiş, beş haberci de sözlü saldırıya maruz kalmıştı.

Odatv’ye ölüm tehdidi: Siirt Müftüsü Ahmet Altıok, Charlie Hebdo saldırısını hatırlatarak Odatv haber sitesini ölümle tehdit etti ve “Charlie Hebdo ve Efendimiz dönemindeki Ka’b Bin Eşrefler sürekli dilleri ile alay ederek, kampanyalar yaparak, bir takım algı operasyonları ile hakaret etmeye çalışmışlardır fakat bu yaptıkları yanlarına kâr kalmamıştır” ifadelerini kullandı. Altıok HÜDA PAR’a yakınlığıyla bilinen İLKHA’ya verdiği röportajda Odatv’nin Muhammed Peygamber’e hakaret ettiğini savundu; Fransa’da, 2015 yılında 12 yazar ve çizerin hayatını kaybettiği Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırıya da atıf yaptı (31 Aralık).

Portakal’a tehdit: Kırmızı yelekler giyen Osmanlı Ocakları üyeleri, İstanbul Zeytinburnu’da bulunan FOX TV binası önünde siyah çelenk bıraktı. Osmanlı Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat, Fatih Portakal’ı “Bilmelisin ki en az yüzde 52 evlerinde dişlerini sıkarak beklemektedir” sözleriyle tehdit etti (26 Aralık).

Erdoğan’dan Portakal’a tehdit: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Birileri çıkmış Portakal mıdır, mandalina mıdır nedir, sokağa çağırıyor. Haddini bil haddini. Bilmezsen haddini, bu millet patlatır enseni… Buldun ekranı, bu ekrandan milleti sokağa çağırmak.. Bu ülkede benim milletimin onuruyla oynanmaz, hesabı ağır olur” sözleriyle Türkiye’de barışçıl gösteri hakkının bulunmadığını ifade eden Fox TV ana haber sunucusu gazeteci Fatih Portakal’ı tehdit etti (17 Aralık).

Soylu’dan Cumhuriyet’e: “Cumhuriyet gazetesi zihniyeti fitnecidir. Bir başbakan iki bakan astılar. 1960’dan beri bütün darbeleri mayaladılar, ancak doymadılar. Dişlerine kan değdi bir kere… (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yayımlanan ‘Beratçılar, Soylucular ve Bilalciler’ başlıklı haberle ilgili Cumhuriyet gazetesini hedef aldı; 3 Aralık).

Öztekin’i ölümle tehdit: Kimliği belirsiz bir kişi, Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ün bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin dava dosyasındaki çelişkileri, kaymakamın ağabeyinin olaya ilişkin şüphelerini ve sanık avukatının verdiği bilgileri haberleştiren Artı Gerçek Muhabiri Nalin Öztekin’i telefonda ölümle tehdit etti. Tehdit “Yazdıklarına dikkat et, parmaklarını kırarız” sözleriyle ifade edildi (22 Ekim).

Cumhuriyet aracına mermi: İstanbul Şişli’deki Cumhuriyet gazetesine ait merkez binasının park yerinde olan araca 5 Ekim gecesi 23.20 sıralarında kurşun isabet etti. Aracın camı kırılırken gazetenin güvenlik görevlileri buldukları mermi çekirdeğini polise teslim etti. Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya’ya bilgi veren emniyet yetkilisi, “Her türlü ihtimali araştırıyoruz. Yorgun mermi de olabilir” dedi (5 Ekim).

Cemal Kaşıkçı öldürüldü: Washington Post gazetesi yazarı, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’dan (Jamal Khashouggi), 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’na giriş yaptıktan sonra bir daha haber alınamadı. Yakınları gazetecinin, kendisiyle aynı sıralarda konsolosluğa giren 15 kişilik bir ekipçe Konsolosluk binası içerisinde öldürülüp yok edildiğine inanıyor. İstanbul Başsavcılığı, Kaşıkçı ile ilgili soruşturma başlatırken Suudi Arabistanlı yetkililerden Konsolosluğun aranması izni istendi. Güvenlik kameralarında Kaşıkçı 13:14’te Konsolosluk binasına giriş yaptığı görülüyor. Ancak buradan çıkış yaptığına dair ne konsolosluk içerisinden ne de sokak kameralarına ait bir görüntüye rastlanmıyor. Türk Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı, Cemal Kaşıkçı için, “Bize ulaşan bilgi öldürüldüğü yönünde. Bu kesinleşti” dedi. Cinayet, İstanbul Başsavcılığı’na bağlı savcı ve polis ekiplerinin Konsolosluk binasında ve Konsolosa ait rezidansta arama yaptıkları ve Konsolosun dokunulmazlıktan faydalanarak Türkiye’den ayrıldığı 15 Ekim’den sonra daha net ortaya çıktı (2-15 Ekim). 

Hak arama ve cezasızlık

Cumhuriyet gazetesi eski yayın yönetmeni Can Dündar’a yönelik silahlı saldırıda bulunan Murat Şahin “izinsiz silah taşımak”tan 10 ay hapis, NTV muhabiri Yağız Şenkal’ı yaralamaktan da 4 bin 500 TL idari para cezasıyla kurtuldu. Midyat Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik 8 Haziran 2016’daki bombalı saldırıyı haberleştirirken 10’un aşkın gazetecinin güvenlik kuvvetlerinin ve bir grubun saldırısına uğramasıysa iki buçuk yıldır cezasız.

Gazeteci Haydar Meriç’in kaçırılması ve öldürülmesiyle ilgili yargılama Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürerken gazeteciyi fiziki takibe aldığı ifade edilen bir polis memuru FETÖ üyeliği”, “hukuka aykırı dinleme” gibi suçlamalarla 23 yıl 4 ay hapse mahkum edildi.

Araştırmacı gazeteci Ahmet Şık’ı “İmamın Ordusu” taslak kitabı nedeniyle Mart 2011’de komployla tutukladıkları gerekçesiyle yedi hakim ve savcı hakkında “görevi kötüye kullanmak” ve “hürriyeti kısıtlamak”tan dava açıldı.

Gazeteciler Uğur Mumcu (24 Ocak 1993) ve Ahmet Taner Kışlalı’nın (21 Ekim 1999) 90’lı yıllarda öldürülmesini de kapsayan Umut Davası, bombacı Oğuz Demir ile Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yargılama istediği beş sanıkla ilgili iki ayrı dosya halinde sürüyor. Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’da dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in yazılı talimatından sonra bombalanmasının sorumlularına ise hiçbir zaman dokunulmadı.

İki buçuk yıldır cezasız: Onu aşkın gazetecinin,Midyat Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik 8 Haziran 2016’daki bombalı saldırıyı izlerken güvenlik kuvvetlerinin ve bir grubun saldırısına uğradığı olay cezasız kaldı. Emniyet ve savcılığa verdikleri üç ifadeyle sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep eden gazeteciden, olaydan sekiz ay sonra adli tıp raporu istenmişti. Dört gazetecinin iki şüpheliyle ilgili yaptığı şikâyet, 12 Mart’ta takipsizlikle sonuçlanmıştı. Resen açılan soruşturmadan ise gelişme olmadı. Saldırılarda Reuters foto muhabiri Sertaç Kayar belinden, BBC Türkçe Servisi’nden Hatice Kamer ile AFP muhabiri Mahmut Bozarslan “Burada çekim yapamazsınız” diyen bir grubun saldırısına uğradı; Kayar belinden, Kamer başından, Bozarslan ise gözünden yaralanmıştı. Midyat Devlet Hastanesi’ndeki tedavilerine yardımcı olan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti başkanı Veysi İpek ve bölgede bulunan DHA Nusaybin muhabiri Ahmet Akkuş ve görev yapan TRT Kurdi muhabirleri Bayram Bulut ve Bilal Akyıldırım’ın de aralarında olduğu 10 gazeteci daha sivil polis ve bir grubun saldırısına uğramıştı (30 Aralık).

Meriç cinayeti: Gazeteci Haydar Meriç’i hukuka aykırı şekilde izlediği ve dinlediği gerekçesiyle yargılanan tutuklu eski polis İzzet Otyakmaz, “FETÖ üyeliği”, “haberleşmenin gizliliği ihlal” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlamalarından 23 yıl 4 ay hapse mahkum edildi. Polis, “darbe girişimi” suçlamasından ise beraat etti (25 Aralık).

“Şık’a komploya” dava: Araştırmacı gazeteci Ahmet Şık’ı “İmamın Ordusu” taslak kitabı nedeniyle Mart 2011’de komployla tutukladıkları gerekçesiyle yedi hakim ve savcı hakkında “görevi kötüye kullanmak” ve “hürriyeti kısıtlamak”tan dava açıldı. A.Alçık, A.E.Peksak, H.Şen, M. Ekinci, Ö. Diken. R. Çakır ve S. Mermerci ile ilgili yargılama 6 Mart’ta başlayacak (7 Aralık).

Özgür Ülke’ye saldırı 24 yıldır cezasız: İstanbul Kadırga’da Özgür Ülke gazetesinin dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in yazılı talimatından sonra bombalanmasının ve ulaştırma görevlisi Ersin Yıldız’ın yaşamına mal olmasının üzerinden 24 yıl geçti. Saldırı yargılama konusu olmadı (3 Aralık).

Umut Davası 2019’da sürecek: Gazeteciler Gazeteciler Uğur Mumcu (24 Ocak 1993) ve Ahmet Taner Kışlalı’nın (21 Ekim 1999) 90’lı yıllarda öldürülmesini de kapsayan Umut Davası, Kırmızı Bülten ile arandığı ve bombacı olduğu ifade edilen Oğuz Demir ile Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yargılama istediği beş sanık açısından devam ediyor. Oğuz Demir’in davası 28 Ocak’ta sürecek. 4 Ekim’de mütalaasını sunması için dosyasının savcıya sunulduğu diğer beş sanığın davası ise 1 Şubat’ta devam edecek (20 Kasım).

“Kütahyalı’ya hakaret” davası: İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesi basın toplantısında gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’ya hakaret ettiği gerekçesiyle Fenerbahçe Spor Kulübü eski Başkanı Aziz Yıldırım’ı 2 yıl 4 ay hapis istemiyle yargılamaya devam etti. İddianameye konu konuşmayı yaptığı tarihte Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanı olduğunu söyleyen Aziz Yıldırım, “Katılan tarafından, eskiden Fenerbahçe kaptanı olan Ümit Özat isimli kişiyi kast ederek ‘onun elini sıkma’ dediğim iddia edilmiş. Bunu başkalarının da katıldığı bir televizyon programında söylemiş. Bunun üzerine ben de iddianameye konu sözü söyledim. Yani hakaret kastım yoktur” dedi (8 Kasım).

Dündar’a saldırı “ucuz”: İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi, 6 Mayıs 2016 tarihinde eski Cumhuriyet gazetesi yayın yönetmeni Can Dündar’a yönelik İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde silahlı saldırıda bulunan Murat Şahin’i “izinsiz silah taşımak”tan 10 ay hapis ve NTV muhabiri Yağız Şenkal’ın yaralanmasına neden olan saldırıya girişmekten de 4 bin 500 TL idari para cezasına mahkum etti; azmettiricilikle suçlanan Ergün Celep ve Sabri Boyacı’yı ise akladı. “Yaralama ve yaralamaya teşebbüs”ten verilen cezanın hafifliğini eleştiren Dündar, Twitter hesabından, “Türkiye’de bir gazeteciye silah sıkmanın cezası nedir? Beraat. Ya saldırgan, yanlışlıkla diğerini yaraladıysa? 4500 TL. (‘Durumu yok’ diye onu da 20 taksite bölmüş) Tek ceza alan, kocasını kurtaran kadın. Ölmemiz mi gerekiyordu?” diye yazdı (2 Ekim).

Soruşturmalar, Açılan / Süren Davalar, Kararlar

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde 10 gazeteci veya medya temsilcisi “darbeye iştirak” veya “Devletin birliğini bozmak” suçlamasıyla toplam 10 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor. “Casusluk” veya “Devlete ait gizli belgeleri temin ve yayımlamak” iddiasıyla 9 gazeteci toplam 1 müebbet ve 500 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.

Bu dönemde 100 gazeteci, “örgüt yöneticiliği”, “örgüt üyeliği”, “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek”, “örgüte yardım” gibi suçlamalar nedeniyle toplam 1.514 yıl hapisle yüz yüze kaldı. Bunlardan üçü toplam 26 yıl 9 ay 15 gün hapse mahkum edilirken 20’sine açılan dava yeniydi. 

Söz konusu üç ay içerisinde 51 gazeteci veya medya çalışanı “örgüt propagandası” veya “örgüt açıklamalarına yer vermek” gerekçeleriyle toplam 352 yıl 6 ay hapis istemiyle yargılandı; Biri aklanırken üçü toplam 11 yıl 1 ay 20 gün hapse (6 ay 7 günü ertelemeli olmak üzere) mahkum edildi; dördüne dava yeniydi. Ayrıca, daha önceki dönemlerde mahkum olmuş altı gazetecinin cezaları bu dönemde onandı.

Dört gazeteci, “devlet kurumlarını aşağılamak” suçlamasıyla 8 yıl hapisle yargılandı; ikisine dava yeniyken bir diğeri ertelemeli 6 ay 7 gün hapse mahkum edildi. Üç haberci “suç ve suçluyu övmek” iddiasıyla toplam dokuz yıl hapisle yargılandı. Üç gazeteci, “kin ve düşmanlığa tahrik” veya “dini değerleri aşağılamak”tan toplam 8 yıl 6 ay hapisle yargılanırken biri TCK 216’dan ertelemeli beş ay hapse mahkum edildi. Biri “haberleşmenin gizliliğini ihlal” gerekçesiyle üç yıl hapisle, biri “Atatürk’ün anısına hakaret” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapisle  yargılandı. 

Tüm bu suçlamalardan hepsinde 182 gazeteci için istenen cezaların toplamı 10 ağırlaştırılmış müebbet, 1 müebbet hapis, 2 bin 399 yıl 10 ay hapis cezası oldu. Sanık sayısı ve cezalara ilişkin bu hesaplamaya “hakaret” ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret”e dair yargılamalar dahil değil. 

Kırıkkanat’a soruşturma: İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet gazetesi yazarı gazeteci Mine Kırıkkanat hakkında, Halk TV’de yayınlanan “Halk Arenası” programındaki sözleri nedeniyle, “Halkın bir kesimini aşağılamak” suçlamasıyla soruşturma açtı. Soruşturmaya tepki gösteren Kırıkkanat, “Uğur Dündar üzerinden herkese bir gözdağı veriliyor. Program RTÜK tarafından da cezalandırıldı. Soruşturma açılan bizler, cesaretimizin reyting yapmasının, korkusuz yurtseverlerin halkta gördükleri sempatinin karşılığın bedelini ödüyoruz. İzlenme oranımız yüksek olması, seçim öncesi işlerine gelmiyor” dedi (29 Aralık).

Akın’a “FETÖ’ye yardım” davası: İstanbul Başsavcılığı, 15 Ağustos 2016’da imza vermeye gittiği karakoldan gözaltına alınıp tutuklanan, 10 Eylül 2016’da da tahliye edilen Hürriyet gazetesi muhabiri Arda Akın hakkında “FETÖ’ye yardım” iddiasıyla ve 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Akın’a “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlaması yöneltildi (28 Aralık).

Özer’in “örgüt” davası: Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Eylül 2017’den bu yana ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklu bulunan Evrensel gazetesi Dersim muhabiri Kemal Özer’in tahliye talebini bir kez daha reddetti. Yargılama 21 Ocak 2019’a kaldı (28 Aralık).

Portakal’a soruşturma: Bakırköy Başsavcılığı, 10 Aralık 2018 tarihli FOX TV ana haber bülteninde Türkiye’de barışçıl gösteri hakkı bulunmadığını ifade eden gazeteci Fatih Portakal hakkında, “Suç işlemeye alenen tahrik” şüphesiyle soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında RTÜK’ten program kayıtları istendi; farklı illerden gönderilen 16 şikayet dilekçeleri de soruşturma dosyasıyla birleştirildi (28 Aralık).

Zirngast’a “örgüt” davası: Eylül’de Ankara’da tutuklanan ve 26 Aralık’ta adli control şartıyla tahliye edilen Avusturyalı akademisyen ve dergi yazarı Max Zirngast Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde “TKP/Kıvılcım örgütüne üyelik” ve “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılanmaya başladı. Avukatı Murat Yılmaz, Zirngast’ın 11 Nisan 2019’da yargılanmaya devam edeceğini bildirdi (26 Aralık).

Kobulan’a TMK davası: İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 2015 yılında Güneydoğu Bölgesi’nde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan ihlallere ilişkin haberleri Facebook sayfasından paylaşan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Yasin Kobulan’ı “Zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak”tan yargılamaya başladı. Mahkeme savcısı daha ilk duruşmada gazetecinin 13 yıl hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Musa Çitil’in yapmış olduğu suç duyurusu ile hakkında soruşturma başlatıldığını hatırlatan Kobulan, “Yargılandığım davaya konu olan, bölgede muhabirlik yaptığım habere dair paylaşımların dosyaya eklendiğini emniyette gördüm. Birçoğu haber linki içeren paylaşımlarımı örgüt propagandası amacıyla yapmadım. Bu paylaşımları da, soruşturmanın başlama noktası olan Musa Çitil haberini de gazetecilik faaliyeti kapsamında yaptım” dedi. Avukatlar Sercan Korkmaz ve Özcan Kılıç da, iddianamede yer alan sosyal medya paylaşımlarının, Kobulan’ın çalıştığı haber ajansına ait haberler olduğunu ifade ettiler. Yargılama, esas hakkındaki savunmaların hazırlanması için 8 Mart’ta kaldı (26 Aralık).

Kabakçı’ya “FETÖ” davası: İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi, “FETÖ üyeliği”nden yargıladığı, Konya Cezaevi’nde bulunan Zaman gazetesi Konya temsilcisi Şirin Kabakçı’yı dördüncü duruşmada tahliye etti. Mahkeme, dijital materyal inceleme sonuçlarının beklenmesi ve bir tanığın dinlenmesine karar verdi. Kabakçı, tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Yargılama 28 Mart 2019’da sürecek (26 Aralık).

Sayılğan’a tahliye yok: Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi, iki yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan, “Terör örgütü üyeliği”nden yargıladığı DİHA muhabiri İdris Sayılğan’ı tahliye etmeyi bir kez daha reddetti. 17 Ekim 2016 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alındıktan bir hafta sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanan ve halen Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Sayılgan’ın 15 yıla kadar hapsi isteniyor. Muhabirin, haber kaynakları ile yaptığı telefon görüşmeleri, haberler, sosyal medya paylaşımları, TV kanallarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin suçlamaya konu edildiği savunuluyor. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi’nce savunulan, mütalaaya karşı Kürtçe savunma yapan Sayılğan, “Daha önceki duruşmalarda da savunmamı yaptım. Duruşmaya getirilmek istendim. O zaman OHAL bahane ediliyordu, şimdi yine katılma talebim ‘getiremiyoruz’ gerekçesiyle reddediliyor. İddianamemde haber ve tape kayıtları var. Bunun örgüt üyeliğiyle alakası yok” dedi. 25 Ocak’taki duruşmaya tutuklu sanıkların hazır edilmesi için karar alındı (24 Aralık).

Sever’e “üyelik” soruşturması: İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muhammet Akçaer, 12 yıl birlikte çalıştığı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün medya konusunda başdanışmanlığını yapan T24 sitesi yazarı Ahmet Sever hakkında, “silahlı terör örgütüne üyelik” şüphesiyle soruşturma başlattı. Gizlilik kararı bulunan soruşturma sonucunda dava açılırsa Sever 10 yıla kadar hapis istemiyle karşı karşıya kalacak. Sever’e Aralık başında  “İçimde Kalmasın – Tanıklığımdır” kitabından dolayı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Mustafa Varank ve Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop tarafından aynı anda 4 hakaret ve tazminat davası açılmıştı. Erdoğan ve Varank “hakaret” iddiasıyla suç duyurusu yaparken, Şentop hakaretin yanı sıra tazminat konusunda da şikâyette bulunmuştu (21 Aralık).

Uludağ ve Güvenç’in 301 davası: İstanbul 2. Asliye Mahkemesi, “FETÖ ile PKK adına suç işlemek”ten tutuklandıktan sonra ev hapsine alınan ABD’li Rahip Brunson’a yönelik yargı işlemini “ABD ayarlı adalet”, “Rehine diplomasisi çökerken”, “Tutan da bırakan da yargı mı devlet mi” haberleriyle gündeme getiren Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri Alican Uludağ ve Duygu Güvenç’i “Devletin yargı organlarını alenen aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya başladı. İfade veren Uludağ, “Aşağılamadım, yargıyla sınırlı olmayan, siyasetin bulaştığı bir “ev hapsi” sürecini eleştirel bir şekilde aktardım. Halkı bilgilendirme görevini yerine getirdiğim için suç de işlediğimi düşünmüyorum. Ceza verilecekse hüküm ertelenmesin” dedi. Yargılama 4 Nisan’a kaldı (20 Aralık).

Kızılkaya’ya 301 davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem gazetesi eski sorumlu müdürü İnan Kızılkaya ve Hatip Dicle’yi “devlet kurumlarını aşağılamak” gerekçesiyle yargılamaya devam etti. Mahkeme, Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi’nin siyasetçinin Ocak ayında alınacak talimatlı ifadesini ulaştırmasını bekliyor. Gelecek duruşma 21 Şubat’ta (20 Aralık).

Özgentürk’e “Aşağılama” cezası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 13 Ağustos 2017 tarihli “Kara Çarşafın Karanlığında” ve 27 Ağustos tarihli “Din ve Sosyalistler” başlıklı yazılarında “Halkın Bir Kesiminin Benimsediği Dini Değerleri Alenen Aşağıladığı” gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesi yazarı Işıl Özgentürk’ü ertelemeli 5 ay hapisle cezalandırdı (20 Aralık).

Yücel’in “propaganda” davası: İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “teröristlik” ile suçladığı, bir yıl tutuklu bırakılan Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’i “PKK propagandası” ve “kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla 18 yıl hapsi istemiyle yargılamaya devam etti. Mahkeme, talepte bulunduğu Almanya makamlarından Yücel’in ifadesini göndermelerini bekleyecek. Sonraki duruşma 11 Nisan 2019’da (20 Aralık).

Pişkin’e TMK davası: Boğaziçili öğrencilerin tutuklanmasıyla ilgili 5 Nisan 2018 tarihli “Boğaziçililere Özel Savcı” haberinde “Kamu görevlisini terör örgütlerine hedef gösterdiği” iddiasıyla Evrensel gazetesi muhabiri Cansu Pişkin hakkında üç yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Gazete avukatı Devrim Avcı, davaya tepki göstererek “Savcıların, terörle mücadelede görev alan kişiler olarak kabul edilmesi demek, savcılık makamının, her şeyden önce, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinin ihlali demektir” dedi. Yargılama 6 Mart 2019’da İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak (13 Aralık).

Baransu ve Çoban’ın davası: Taraf gazetesinin 28 Kasım 2013 sayısında, “Gülen’i Bitirme Kararı 2004 MGK’da Alındı” manşetiyle ilgili olarak, muhabir Mehmet Baransu ile gazetenin eski sorumlu müdürü Murat Şevki Çoban’ın “Devletin güvenliğine dair belgeleri temin etme”, “Devletin güvenliği ve siyasal yararlarına ilişkin belgeleri açıklama” ve “MİT belgelerini ifşa etmek”ten yargılandığı dava Mart 2019’a kaldı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 52’şer yıl hapsin istendiği davada, Baransu’nun Genelkurmay Harekat Başkanlığı’nın eylem planının mahkemece istenmesini reddederken, Odatv dosyasında bulunan Kaşif Kozinoğlu ile ilgili eklerin dosyaya gönderilmesine dair talebi kabul etmişti (12 Aralık).

Bilen’e “propaganda” cezası: Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Van Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevinden kayyum atanması sonrası ihraç edilip, yine belediyenin ihbarıyla hakkında dava açılan gazeteci Adnan Bilen’i “Örgüt propagandası”ndan ertelemeli 1 yıl 10 ay hapis cezasına mahkum etti. Bilen’in avukatı Haşem Baygümüş, mahkemelerin son yıllarda verdiği kararların Türkiye’yi giderek hukuktan koparıp, hızla bir Ortadoğu ülkesine doğru götürdüğünü ifade ederek, müvekkilinin beraatını istediyse de mahkeme Bilen’i cezalandırmayı seçti (11 Aralık). 

Öztürk’e “FETÖ” cezası: İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın şikayetiyle 20 Haziran’da gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Ece Sevim Öztürk’ü “Üye olmamakla beraber FETÖ/PDY örgütüne yardım” iddiasıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapse mahkum etti. Mahkeme, Twitter hesabından paylaştığı 6 tweeti ve “Deniz Kuvvetlerinin En Karanlık Günü: 15 Temmuz” belgeseli suçlama konusu yapıldığı için altı ay hapis yatan gazeteciyi yurtdışına çıkış yasağı karşılığında tahliye etti (11 Aralık).

Alağaş’a TMK davası: Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, BTK’nın sıklıkla erişime engellediği Jinnews sitesinin haber müdürü Safiye Alağaş’ı “terör örgütü propagandası” iddiasıyla yargılamaya başladı. Mahkeme savcısı, haber sitesinde örgütün şiddet, cebir ve tehdit içeren yöntemlerinin meşru gösterilerek propagandasının yapıldığını savunarak Alağaş’ın cezalandırılmasını talep etti. Alağaş ise, “Yaptığımız haberlerin tamamı kadın ve çocuklara yöneliktir. Haberlerimizin yüzde 85’i bu kapsamda ancak dosyaya konu haberlerle bizim gazetecilik faaliyetimiz görmezden gelinmeye çalışılıyor” dedi. Mahkeme, Alağaş’ın avukatı Pirozhan Karali’nin atıf yaptığı ve beraat ettiklerine örnek olarak gösterdiği Van 4. ve Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemeleri’ne ilişkin dosyaların iddianame ve gerekçeli kararlarının istenmesine karar verdi. Yargılamaya Şubat 2019’a kaldı (11 Aralık).

Portakal için suç duyurusu: “15 Temmuz Vatan Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurlarının Adını Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği’ üyeleri, Fransa’daki “Sarı Yelekliler” eylemlerine atfen, Türkiye’de barışçıl gösteri hakkının bulunmadığına dair yayındaki sözleri nedeniyle FOX TV Ana haber sunucusu Fatih Portakal hakkında “insanları ayaklanmaya teşvik” iddiasıyla Antalya Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu. Portakal, “Hadi bakalım, barışçıl bir eylem için zamları protesto edelim. Doğalgaz zamlarını. Hadi bakalım, yapalım. Yapabilecek miyiz? Kaç kişi çıkacak sokağa korkudan, endişeden? ‘Dayak yerim’ vesaire. ‘Hakkımı arayacağım ama ne yaparım, başım derde girer mi girmez mi?’… Kaç kişi çıkar Allah aşkına söyler misiniz? İşte bu şekilde toplumsal muhalefeti, bireysel ve toplumsal muhalefeti baskı altına almaya, yıldırmaya çalışıyorlar” demişti (11 Aralık).

Uğur Yılmaz’a “PKK” davası: Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bitlis Belediyesi basın çalışanı olan Uğur Yılmaz’ı PKK üyelerinin defnedildiği Ölek Mezarlığı’nda görüntü çektiği ve mezarlığa giden belediye eş başkanlarını izleyip fotoğraf ve görüntülerini çektiği gerekçesiyle “PKK üyeliği” ve “örgüt propagandası”ndan yargılamaya devam etti. Yılmaz, savunmasında, “iddianamede konu edilen 14 basın açıklaması ve yürüyüşe bakıldığında boynumda fotoğraf makinesi, elimde kamera ve cebimde de çalıştığım belediyenin basın kartı vardı. Orada gazetecilik yaptım” dedi. Mahkeme, Yılmaz’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. 17 Temmuz 2017’de Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlik Cezaevi’ne gönderilen Yılmaz’ı, Medya ve Hukuk Çalışma Derneği (MLSA) avukatlarından ve Yılmaz’ın avukatı Zelal Pelin Doğan ile birlikte iki avukat savunuyor. Avukatların savunmalarının ardından, mahkeme heyeti Yılmaz’ın gittiği haberlerde slogan atıp atmadığının saptanması için Bitlis ve Elazığ İl Emniyet Müdürlüklerinden ses analizi istedi. Gizli tanığın bir kez daha dinlenmesine karar veren heyet, Yılmaz’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Yargılama 12 Şubat’a kaldı (11 Aralık).

Sözcü çalışanlarına “FETÖ davası: Sözcü gazetesinin yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru, gazetenin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, internet haber koordinatörü Yücel Arı ve internet genel yayın yönetmeni Mustafa Çetin hakkında, “FETÖ üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım” iddiasıyla İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Gazetecilerin 15 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanacakları dava 18 Ocak 2019’da başlayacak. İstanbul Başsavcılığı’nca, gazeteci Uğur Dündar ve Saygı Öztürk’ün de aralarında bulunduğu 5 kişi hakkında yürütülen soruşturma sonucunda ise takipsizlik kararı verildi (10 Aralık).

Gezi için Dündar için tutuklama istemi: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu, Gezi Parkı eylemleri sırasında “insanları galeyana getirmeye ve yönlendirmeye çalıştığı”, “Olayları engellemeye çalışan kolluk kuvvetlerine yönelik olay yerinde bulunan terör örgütü mensuplarının direncini artırmaya çalıştığı”, “Organizasyon içerisinde kendisine verilen etki ajanlığı görev ve faaliyetini yürüttüğü” iddiasıyla gazeteci Can Dündar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarttı (6 Aralık)

Gayıp ve Şahin’a tahliye çıkmadı: İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, sekiz aydır tutuklu ETHA ajansı çalışanları Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’ın “MLKP üyeliği”nden yargılandığı dört sanıklı davada, tahliye taleplerini reddetti. Şahin, duruşmada, “Yaptığımız haberlerden kaynaklı, politik tutumumuzdan dolayı tutukluyuz. Sosyal medya paylaşımlarımdan dolayı tutukluyuz. Mesleğimden gereği tutukluyuz” dedi. Avukat Özcan Karakoç, emniyette susma hakkını kullanılmasının suç sayıldığını, savcının müvekkillerini görmeden tutuklamaya sevk ettiğini, 2014 yılına dair suçlamaların dört yıl sonra ileri sürülemeyeceğine dair itirazlar mahkemece kabul edilmedi. Yargılamaya 30 Ocak 2019’da devam edilecek (6 Aralık).

Polat’a “gizlilik” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Evrensel gazetesi eski sorumlu müdürü Fatih Polat’ı dönemin Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e dair bir ses kaydının 22 Şubat 2010’da haberleştirilmesi nedeniyle “Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini alenen ifşa etmek” iddiasıyla yargılamaya başladı. Polat hakkında açılan dava 5 Temmuz 2012’de çıkan basın affıyla ertelendikten sonra “yeniden basın suçu işlediği” gerekçesiyle yeniden başlatılmış oldu. Dava, bilirkişi raporu gelmediği için 7 Mart 2019’a ertelendi (6 Aralık).

Evren’e “örgüt” davası: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Ekim 2018’de yapılan operasyon kapsamında tutuklanan gazeteci Kibriye Evren’i “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası”ndan yargılamaya başladı. İddianamede, gizli tanık beyanları, sosyal medya paylaşımları ve yurt dışı giriş-çıkış kayıtları suç delili olarak gösterilirken, Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kongreya Jinên Azad (KJA) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) faaliyetleri suç unsuru olarak görüldü. Evren, gazetecilik yaptığı için tutuklu olduğunu ifade ederek tahliyesini istedi. Ancak mahkeme, tutukluluk halinin devamına karr verdi. Dava 10 Ocak 2019’da sürecek (6 Aralık).

Özgürlükçü Demokrasi davasında tahliye yok: İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, kapatılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 5’i tutuklu 14 çalışanını “terör örgütüne üyelik” ve “terör örgütü propagandası yapmak”, “terör örgütlerinin yayınlarını basmak veya yayınlamak”tan yargılamaya devam etti. Mahkeme, tutuklu yazıişleri müdürü İshak Yasul, editörler Mehmet Ali Çelebi ve Hicran Ürün, gazetenin imtiyaz sahibi İhsan Yaşar ve Reyhan Hacıoğlu’nun tahliyesini reddetti; tutuksuz sanıklar Pınar Tarlak ve Ramazan Sola’nın imza yükümlülüklerini ayda bire indirdi; mütalaasını hazırlaması için dosyaya tevdi etti. Yargılama 21 Şubat 2019’a kaldı (6 Aralık).

Zarakolu’nun “KCK” davası: KCK Davasından yargılanan gazeteci, yazar, yayıncı Ragıp Zarakolu, 2011’de Siyaset Akademisi’nde yaptığı konuşma nedeniyle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüte yardım”dan yargılanmaya devam ediyor. Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yönetici ve yazarlarına yönelik açılan davadan yargılanan Zarakolu hakkındaki yakalama kararı 4 Haziran’da kaldırılırken, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise Eylül ayında kırmızı bültenle aranması için Interpol’e başvuru  kararı çıkarılmıştı. Yargılama 7 Şubat 2019’da sürecek (30 Kasım).

Beş yazara “TMK” cezaları onandı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği davasında yargılanan beş gazeteciye verilen toplam 9 yıl 9 ay hapis cezasını onayladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteciler Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran ile gazete yazarları Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Bektaş, Özgür Gündem eski Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol’u 16 Ocak’ta “PKK propagandası” iddiasıyla çeşitli hapis cezalarına mahkum etmişti. Hüseyin Aykol 3 yıl 9 ay; Hüseyin Bektaş, Mehmet Ali Çelebi, Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran 1’er yıl 6’şar ay hapse mahkum edilmişti (29 Kasım).

“Gündem” davası Mayıs’a kaldı: İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi, KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi için sembolik “Nöbetçi yayın yönetmenliği” yapan Veysi Altay ve okur Hüseyin Sözügen’in yargılandığı davanın yedinci duruşması görüldü. Sözügen henüz yakalanamadığı için “yakalama emrinin devamına” karar verildi. Yargılama 16 Mayıs 2019’da sürecek (29 Kasım).

Temel’e tahliye çıkmadı: İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi, ETHA Haber Ajansı muhabiri İsminaz Temel,’i 22 kişiyle birlikte “MLKP örgütü üyeliği” ve “MLKP propagandası”ndan yargıladığı davada, “kuvvetli suç şüphesinin varlığını” gerekçe göstererek tahliye kararı vermedi. Yargılama 14 Şubat’a kaldı (29 Kasım).

Hürtaş ve Demir’in davası: Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi, Afrin Operasyonu ile yaptığı yayın nedeniyle Artı TV Ankara temsilcisi Sibel Hürtaş ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle de gazeteci Hayri Demir’i “örgüt propagandası”ndan yargılamaya devam etti. Demir, dosyaya yeni paylaşımların suçlama konusu olarak girmesini eleştirdiği ifadesinde paylaşımlarını Afrin operasyonu henüz başlamadan yaptığını savundu; “Başlamayan bir operasyonu nasıl karalamış olabilirim?” diye sordu. Hürtaş da Afrin ile ilgili yaptığı haberlerle ilgili iki paylaşımda bulunduğunu ifade etti; “Duruşma salonunda polisler var, polis telsizleri açık. Telsiz sesleri duyuluyor. Bu durum adil yargılama hakkının ihlalidir” dedi. Dava, Terörle Mücadele Şubesinden (TEM) gönderilen belgelerin incelenmesi için 22 Ocak’a bırakıldı (22 Kasım).

Çevirmen Küçük’e beraat: İstanbul Adliyesi 35. Ağır Ceza Mahkemesi, Zeytin Dalı Harekatıyla ilgili sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla 7,5 yıla kadar hapis istemiyle yargıladığı çevirmen Sebla Küçük’ü ilk duruşmada beraat ettirdi. Duruşma heyetine yazılı savunmasını sunan Küçük, gazetecilik ve çevirmenlik yaptığını belirterek yabancı ajanslardan geçen haberleri, herhangi bir yorum katmadan çevirerek Twitter’daki hesabından paylaştığını ifade etti (22 Kasım).

Karataş’ın davası: Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Demokratik Toplum Kongresi’ne üye olduğu iddiasıyla PKK yöneticiliği”den yargılanan Evrensel gazetesi köşe yazarı Yusuf Karataş’ı yargılamaya devam etti. Davanın 4. duruşmasında söz verilen Karataş, bu yargılamaların siyasi saiklerle sürdürüldüğünü belirterek, AKP Sözcüsü iken DTK faaliyetlerine katılan Yasin Aktay’ın hem bir gazeteci hem bir siyasetçi olarak çalışmalarına devam edebildiğini söyledi. Karataş, bir siyasetçi ve gazeteci olmasına rağmen yargılanmasının kendisinin özgürlükleri ve siyaset yapma hakkını sınırladığını ifade etti. Mahkeme Karataş hakkındaki adli kontrol kararını kaldırdı, yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması talebini reddetti (21 Kasım).

Çoban’a 5 yıl hapis: Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi, KHK ile kapatılan Kürtçe yayım yapan Azadiya Welat gazetesinin tutuklu eski yazı işleri müdürü İsmail Çoban’ı 15 haber ve yazı yoluyla “Zincirleme şekilde örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla beş yıl hapse mahkum etti. Kararda, “PKK’nin amaç ve görüşleri doğrultusunda Kürt sorununun ancak Abdullah Öcalan marifetiyle çözüleceği mesajı verilerek Öcalan’ın sürekli Kürt halkının gündeminde tutulması ve sahiplenmesinin amaçlandığı” belirtildi (21 Kasım). 

Karakaş’ın TMK davası: İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi, sosyal medyada TSK’nın Afrin harekatını eleştiren Halkın Nabzı gazetesinin imtiyaz sahibi İshak Karakaş’ı “örgüt propagandası”ndan yargılamaya devam etti. Mahkeme, yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması yönündeki talebin reddine karar verdi. Mahkeme, dijital inceleme raporlarının dosyaya katkı sağlamayacağı kanaatiyle raporların beklenmesinden vazgeçti. Dosya mütalaasını hazırlaması için savcıya sunuldu. Yargılama 17 Ocak’a kaldı (20 Kasım).

Ünal’a FETÖ cezası: Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 aydır tutuklu kapatılan Zaman gazetesi başyazarı Ali Ünal’ı “örgüt yöneticiliği”nden toplam 19 yıl 6 ay hapse mahkum etti. Son sözleri sorulan Ünal, “İsmim FETÖ’nün hiyerarşisi içinde geçmemesine rağmen nasıl oluyor da bu suçla yargılanıyorum anlamıyorum. Benim hiçbir terör örgütüyle bağım yok. 1996 yılından sonra kitap tercüme etmek için ABD’ye gitmeye başladım. Beş altı kez Fetullah Gülen ile görüştüm. Benim soru sormamı severdi, bu yüzden bazı görüşmelerde bulundum. Örgütün askeri, yargı ve emniyet yapılanmasından kimseyi bilmem. İddia makamı beni Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüsle suçluyor. Darbe girişimini 16 Temmuz sabahı televizyondan öğrendim” dedi. Cumhuriyet Savcısı Elif İkiz ise mütalaasında, Ünal’ın, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemişti. Ünal’ın “Kakao Talk” gizli görüşme programını kullandığı, Gülen’in talimatıyla Bank Asya’ya yaklaşık 120 bin lira yatırdığı ileri sürüldü. Geçen yıl Eşme’de saklandığı bağ evinde yakalandıktan sonra tutuklandığı ifade edilen Ünal’ın, örgütü yöneten Fethullah Gülen ile doğrudan irtibatlı olduğu, kitaplarının çevirisini yaptığı, örgütün medya yapılanmasında yer aldığı, 46 kez yurt dışına çıktığı, bu yurt dışı gezilerinin büyük bölümünde Gülen ile görüştüğü iddia ediliyor (14 Kasım).

Albayrak’a TMK cezası bozuldu: Gaziantep İstinaf Mahkemesi, eski Wall Street Journal (WSJ) Türkiye muhabiri Ayla Albayrak’a “örgüt propagandası” suçlamasıyla verilen 2 yıl 1 aylık hapis cezasıa ilişkin kararı bozdu. Cizre Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Ekim 2017’de gazeteciyi, barış sürecinin son bulmasıyla igili kaleme aldığı “Türkiye’nin Kürt Çoğunluklu Güneydoğu’sunda Kent Savaşı Tırmanıyor” başlıklı haberi nedeniyle hapse mahkum etmişti. İstinaf Mahkemesi, dava zamanaşımını belirleyen kanun ve hükümlere atıfta bulunarak kararı usulden bozdu (13 Kasım).

Sur’a TMK cezası: Mardin Ağır Ceza Mahkemesi, Özgürüz sitesi muhabiri Sedat Sur’a “Kayyum vurgunu” başlıklı haberi ve sosyal medya paylaşımları yoluyla “PKK propagandası yaptığı” iddiasıyla 11 ay 20 gün hapis cezası verdi (9 Kasım).

11 “Karşı” çalışanına dava: İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu eski genel yayın yönetmeni Eren Erdem dahil kapatılan Karşı gazetesi 11 çalışanını “FETÖ üyeliği” ve “FETÖ’ye yardım” iddiasıyla yargılamaya başladı. Karşı gazetesi yönetici ve çalışanları Turan Ababey (gazetenin sahibi), Emre Erciş ve Mehmet Bozkurt için, “silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte bilerek isteyerek örgüte yardım” iddiasıyla; gazete ortağı Alaattin Akkaşoğlu, Mehmet Aydoğmuş, Onur Kala, Murat Kazancı ve Emrah Direk’in, ‘silahlı terör örgütüne üyelik”ten 15 yıl hapsi; Kutlu Esendemir’in ise “örgüte bilerek yardım” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede Ufuk Emir Köroğlu ve Değer Özergün’ün, “örgüt üyeliği”nden 15 yıla ve “terörle mücadele eden kamu görevlilerinin kimliğini açıklamak”tan sekiz yıl altı aya kadar hapsi da istendi. Gizli tanık “Ayçiçek”in beyanlarına dayanan iddianameye göre, bir firma tarafından zaman zaman gazeteye yollanan çiçeklerin saksılarına ve çikolata kutularına gizlenmiş CD’ler üzerinden de gazeteye haberler gönderildiği, gazetenin o dönemki sahibinin bu belgelerin yayınlanmasını istemediği halde Eren Erdem’in, hükümeti düşüreceği, Lahey’de savaş suçlusu olarak yargılatacağı gerekçesiyle belgeleri savunduğu iddia edildi. Sanık Turan Ababey’in iddialarının asılsız olduğunu ifade eden Erdem, “Açık kaynak taramaları yapılmış, bütün her şeyimiz ortadadır. Bu bağlamda ben, bu mütalaayı kabul etmiyorum. Bir gizli tanık beyanı üzerine iddianame yazılıyor. Kendisi bunları reddediyor. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum” diye konuştu. Ancak mahkeme oyçokluğuyla tutukluluk halinin devamına karar verdi. Yakalanan sanık Onur Kala’nın tutuklanmasına karar veren mahkeme heyeti, sanık Alaaddin Akkaşoğlu hakkındaki dosyanın ayrılmasına hükmetti. Yayın koordinatörü Kutlu Esendemir ile ilgili adli kontrol ve duruşmalara katılma zorunluluğu kaldırıldı. Firari sanıklar Ufuk Emin Köroğlu, Emrah Direk, Değer Özergün, Mehmet Aydoğmuş ve Murat Kazancı ile ilgili yakalama kararlarının infazı da beklenecek. Dava, 7, 8, 9, 10 ve 11 Ocak 2019’da Çağlayan’da sürecek (2 Kasım).

Taraf’ın “Balyoz” davası: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Taraf gazetesinde “Balyoz planı” ile kumpas kurdukları iddiasıyla gazetenin eski yayın yetkilileri Ahmet Altan, Yasemin Çongar ile Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Tuncay Opçin’i yargılamaya devam etti. Sanıklara, “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma çalma”, “Devletin güvenliğine dair gizli belgeleri temin etme”, “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama”, “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamaları yöneltiliyor. Baransu ve hakkında yakalama kararı bulunan Opçin için ayrıca “Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçundan da ceza isteniyor. Baransu ve Opçin’in 75 yıla kadar; Çongar, Oğur ve Altan’ın 52’şer yıl hapsi isteniyor. Taraf gazetesinde Balyoz soruşturmasına konu edilen haberler nedeniyle 3 yıl 8 aydır tutuklu bulunan Baransu, 2 Eylül 2016’da başlayan dava kapsamında savunmasını yapmaya başladı. Baransu tahliye edilmezken, mahkeme duruşmayı 3-4 Ocak 2019’a erteledi (2 Kasım).

Erdoğan’ın TMK davası: İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteci ve foto-muhabiri Çağdaş Erdoğan’ın, “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. Çağdaş Erdoğan’ın katılmadığı üçüncü duruşmada, foto-muhabire ait dijital materyallerin teknik inceleme sonuçlarının ve Jandarma Genel Komutanlığı’na yazılan müzekkerenin sonucunun beklenmesine karar verdi. Dava, 26 Mart’ta sürecek (2 Kasım).

MLKP davasında tahliye: İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi, dokuz sanığı “MLKP üyeliği” suçlamasıyla 15 yıl hapis istemiyle yargıladığı davada, Etkin Haber Ajansı (ETHA) Muhabiri Ali Sönmez Kayar ile birlikte beş tutuklu sanığı adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı karşılığında tahliye etti. Yargılamaya 19 Şubat’ta devam edilecek (31 Ekim).

Ataman’ın “bölücülük” davası: Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesi, KHK ile kapatılan DİHA ajansının muhabiri Ziya Ataman dahil dokuzu tutuklu 19 kişiyi yargılamaya devam etti. Duruşma salonuna, küçük olması gerekçe gösterilerek tutuklu yakınları ve gazeteciler alınmadı. Tutuklu bulunduğu Van Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla savunmasını yapan Ataman önceki savunmasını tekrar etti. Tahliye talebi reddedilen Ataman, “Bir gazeteci olarak tek silahımın kalem olduğunu ve başka da bir silahım olmadığını bilmenizi istiyorum” dedi. Ataman ve diğer sanıklar, “Devletin Birliğini ve Ülke bütünlüğünü bozmak”, “Tasarlayarak kamu görevlisini görevinden dolayı kasten öldürme”, “Tasarlayarak kamu görevlisini görevinden dolayı kasten öldürmeye teşebbüs”, “Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, “Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mallara patlayıcı madde kullanmak suretiyle kasten zarar verme”, “Patlayıcı madde kullanmak suretiyle kasten mala zarar verme”, “6136 Sayılı Kanuna Muhalefet”, “Bir örgütün faaliyeti çerçevesinde tehlikeli maddenin izinsiz olarak bulundurulması” iddialarıyla yargılanıyor. Dava 17 Ocak 2019’a kaldı (26 Ekim).

Akit TV’te “Atatürk” davası: Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi, Akit TV televizyon kanalında 10 Kasım 2015’te Atatürk’ün ölüm yıldönümünde “Zulüm 1938’de son buldu” başlıklı haberle “Atatürk’e hakaret edildiği” gerekçesiyle sürdürülen yargılamada, AKİT TV yayınlarından ve programlarından sorumlu müdür olan tutuksuz sanık Ali Özken’a son savunmasını yapması için Mart ayına kadar süre verdi. Özken’in 4 yıl 6 aya kadar hapsi isteniyor (25 Ekim).

21 “FETÖ” cezası; 19’u Yargıtay’a taşındı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 2. Ceza Dairesi, Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın medya kuruluşlarında çalıştıkları ve gazetelerinde yazdıkları gerekçesiyle 21 medya çalışanına “örgüt üyeliği” veya “örgüte yardım”dan verilen cezaları onadı. İstinaf başvuruları reddedilen Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Cuma Ulus, Davut Aydın, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Muhammet Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer ve Ünal Tanık ile ilgili dosyalar Yargıtay’a taşındı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 8 Mart 2018’te Atilla Taş’a verdiği 3 yıl 1 ay 15 günlük cezası onanırken beş yıldan az olduğundan Yargıtay yolu kapalı. Murat Aksoy’a 2 yıl 1 aylık cezası ise indirilerek onandı. Firari sanıklar Bülent Ceyhan ve Said Sefa’nın dosyaları “yakalama kararının infaz edilemediği” için ayrıldı; tutuksuz sanık Muhterem Tanık ise “örgüt üyeliği”nden beraat etmişti (24 Ekim).

Alayumat ve Akman’ın davası: Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Antep’te 13 Temmuz 2017’de gözaltına alınıp tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen Dihaber muhabiri Erdoğan Alayumat ile adli kontrolle serbest bırakılan muhbir Nuri Akman’ı “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” ve “örgüt üyeliği”nden yargılamaya devam etti. Mahkemenin fotoğraflanan yerlerin devletin güvenliği noktasında “sakıncalı” olup olmadığı sorusuna Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir yıldır yanıt gelmedi. Davanın ikinci duruşmasında tanık olarak dinlenen Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal, savcılıkça MİT yerleşkesi olduğu iddia edilen yerin Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ait olduğunu belirtmişti. İki habercinin 45 yıl hapsi isteniyor. Dava ertelendi (19 Ekim).

Tolu’nun MLKP davası: İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi, MLKP üyelerinin cenaze törenlerini izlediği, evinde Marksist Teori dergisi bulundurduğu gerekçesiyle tutuklanan ve Aralık 2017’de tahliye edilen ETHA Ajansı çevirmeni Meşale Tolu’yu yargılamaya devam etti.  hakkındaki yurtdışı yasağını da kaldırdı. Tolu, 18 sanıklı davada “MLKP örgütü üyeliği”nden yargılanıyor. Mahkeme, ESP’nin siyasi bir parti olup olmadığını Yargıtay’a sorulmasına ve gizli tanık Deniz Gülhan’ın iki celse arasında dinlenmesine karar verdi. Dava, 10 Ocak’a kaldı (16 Ekim).

Baysal’a “kin” davası: Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi, Türkiye’nin Afrin’e yönelik 20 Ocak’ta başlattığı askeri operasyona karşı sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı savaş karşıtı paylaşımları nedeniyle gazeteci-yazar Nurcan Baysal’ı “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek”ten yargılamaya devam etti. Baysal, bir yazar olarak sadece düşüncelerini paylaştığını ve “Kürt-Türk fark etmeksizin savaşa ve çocukların ölmesine karşı biri olduğunu” dile getirmişti. Baysal’ın üç yıl hapisle yargılandığı dava, 14 Şubat’ta sürecek (16 Ekim).

Yedi haberciye “FETÖ”den ceza istendi: Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Zaman gazetesi Antalya muhabiri Serhat Şeftali, Zaman gazetesi editörü Recai Morkoç, Zaman gazetesi muhabiri Osman Yakut, Zaman eski muhabiri Ömer Özdemir, Bizim Antalya haber sitesi sahibi Olgun Matur, Zaman ve Cihan Haber Ajansı muhabirleri Kenan Baş ve Cihat Ünal’ı tutuksuz yargılamaya devam etti. Mahkeme savcısının sanıklar için “FETÖ üyeliği”nden 15 yıla kadar hapis cezası istediği dosyada, üç tanığın dinlenmesi kararı alındı. Ayrıca, Eagle adlı programa ilişkin Emniyet raporu da bekleniyor. Yargılamaya 12 Mart’ta devam edilecek (12 Ekim).

12 “Gündem” sanığı için ceza talebi: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Gazeteci Faruk Eren, Evrensel gazetesi yazarları İhsan Çaralan ve Fehim Işık, gazeteciler Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Öncü Akgül, Hüseyin Aykol, Ömer Ağın, Dilşah Kocakaya, Veysel Kemer ve Yüksel Oğuz’u “örgüt propagandası”ndan yargılamaya devam etti. Mavioğlu ve avukatının soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, Kemer’in gelecek celse Kürtçe savunma yapmasını ise kabul etti. Savunma için ek süre talebini yerinde bulan mahkeme, yargılamaya 28 Mart’ta devam edecek (10 Ekim).

“Gündem” ana davası: İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem ana davasında gazetenin yazar ve yayın danışma kurulu üyeleri Filiz Koçali, Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Ragıp Zarakolu, Genel Yayın Yönetmeni Zana (Bilir) Kaya ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, yazar Eren Keskin, İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı ve yayın danışma kurulu üyesi Bilge Aykut’u “Devletin birliğini bozmak” ve “örgüt üyeliği”nden yargılamaya devam etti. Dokuz sanık ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapis cezasıistemiyle yargılanıyor. Keskin’in yurtdışına çıkış yasağını kaldıran mahkeme, Mayıs’ta Edirne İpsala’da tutuklanan Sancılı’yı tahliye etmeyi ise reddetti.İncelemesi biten dijital materyellerin iadesine karar veren mahkeme, sanıkların ve avukatların dijital inceleme raporlarını incelemesi için yargılamayı 17 Ocak’a bıraktı (10 Ekim).

Tutuklu Taşkın’a 7 yıl 6 ay: Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi, haber paylaşımları ve haber kaynaklarıyla olan görüşmeleri nedeniyle tutuklu olduğu ifade edilen Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın’ı “PKK üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım” iddiasıyla 4 yıl 2 ay, “PKK propagandası”ndan da 3 yıl 4 ay olmak üzere, toplam 7 yıl 6 ay hapse mahkum etti. Taşkın’ı “PKK üyeliği ve propagandası” suçlamasıyla yargılayan mahkeme, hükümle birlikte, Taşkın’ın temyiz sürecinde tutuklu kalmasına hükmetti (10 Ekim).

Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’in davası: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan RSF Türkiye Temsilcisi ve BİA Medya Gözlem Raporları raportörü Erol Önderoğlu, TİHV Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı ile yazar Ahmet Nesin’i 14 yıl 6 ay hapisle yargılamaya devam etti. Mahkeme, Nesin’in Fransa makamları aracılığıyla alınan ve celse arasında bilirkişiye gönderilen ifadesiyle ilgili raporun beklenmesine karar verdi. Ayrıca, Nesin’e yönelik yakalama kararının da beklenmesine hükmedildi. “Örgüt propagandası”, “Suç ve suçluyu övmek” ve “Suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla açılan davaya 28 Ocak’a devam edilecek (9 Ekim).

Arhan’a 301 cezası: İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi, Cizre’ye yönelik askeri operasyonlara ilişkin sosyal medya paylaşımları yoluyla “Güvenlik kuvvetlerini aşağıladığı” iddiasıyla gazeteci Faruk Arhan’ı ertelemeli 6 ay 7 gün hapse mahkum etti. Arhan beş yıllık denetime tabi tutulacak, bu süre içerisinde kasten işlediği başka bir suçtan mahkum olmazsa ceza ortadan kalkacak. TCK’nın 301. ve 302. maddelerinden dava açılan Arhan, düşünce özgürlüğü kapsamında fikirlerini kamuoyuyla paylaştığını ifade etmişti. Avukatı Bülent Aşa, “Müvekkilim, sürekli olarak tahrip edilmiş evlerin görüntülerinin, polislerin görüntüleri eşliğinde verilmesine tepki olarak sert eleştiri niteliğindeki yorumlarını ifade özgürlüğü kapsamında paylaştı” dedi (9 Ekim).

Ilıcak’a ikinci müebbet istendi: İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Ocak 2015 tarihinde Bugün Gazetesi’nde Tahşiyeciler grubuna ilişkin kaleme aldığı yazısında, “imha edilmiş gizli ibareli belgenin içeriğine yer verildiği, gizli ibareli bu belgeyi basın kuruluşlarına dağıttığı” gerekçesiyle tutuklu gazeteci Nazlı Ilıcak’ı “Siyasi ve askeri casusluk” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Duruşma savcının müebbet hapisle cezalandırma istediği Ilıcak, duruşmada, casusluk yapmak gibi bir niyetinin olması durumunda bu belgeyi retweet ederek yayılmasını sağlayacağını anlatarak, “Devlet sırını açıklamak meselesi, gazetedeki sütunumda çıkan yazıyla sadece birkaç cümleyle ifade etmişim, bunun haricinde ne belgeyi dağıttım ne de başkalarına verdim. Casusluk için bir dış devletin bununla ilişkilendirilmesi gerekir” dedi. Yargılama eksiklerin giderilmesi için 22 Ocak 2019’a kaldı (9 Ekim).

Güleş’in cezası onandı: Yargıtay, Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin KHK ile kapatılan DİHA Ajansı’nın muhabiri Mehmet Güleş’e verdiği 9 yıl 4 ay 15 günlük hapis cezasını onadı. Mahkeme, 3 Mayıs’taki duruşmada, Güleş’e yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımlarından dolayı “örgüt üyesi olmak” suçundan 6 yıl 3 ay, “örgüt propagandası yapmak” suçundan da 3 yıl 1 ay 15 gün olmak üzere toplam 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası vermişti. Güleş’in avukatı Resul Tamur, yerel mahkemenin kararı üzerine Antep Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 4. Ceza Dairesi’ne istinaf başvurusunda bulunmuştu. Ancak mahkeme, başvuruyu esastan reddederek, cezayı onamıştı (4 Ekim).

Mahkeme TMK’da “şiddet” aradı: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) “Zeytin Dalı” adını verdiği “Afrin” operasyonuna karşı çıkan sosyal medya paylaşımlarından dolayı “Terör örgütü propagandası yapmak” suçundan yargılanan sanığın beraatine karar verildi. Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Terörle Mücadele Kanunu’ndaki düzenlemenin altını çizerek, “Sadece terör örgütünün propagandasını yapmak suç oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için örgütün şiddet içeren yöntemlerinin propagandası yapılmalı” dedi (4 Ekim).

Yedi haberciye TMK davası: Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Şubat 2016 tarihli “Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil” haberini sosyal medya hesaplarında paylaşarak “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterdikleri” iddiasıyla yedi haberciyi yargılamaya başladı. KHK ile kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, DİHA muhabirleri Çağdaş Kaplan, Hamza Gündüz, Selman Çiçek ve gazeteci A. Vahap Taş ile haberi, kapatılan Özgür Gündem gazetesinin resmi sosyal medya hesabında paylaşan gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve gazetenin İmtiyaz Sahibi Kemal Sancılı’nın üç yıla kadar hapsi isteniyor. İddianamede ayrıca, DİHA muhabiri Selman Çiçek hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Yargılama 16 Ocak’ta devam edecek (3 Ekim).

Dündar için “iade” ısrarı: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT TIR’ları haberi nedeniyle “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüte yardım” ile yargıladığı Cumhuriyet gazetesi eski yayın yönetmeni Can Dündar’ın Almanya’dan iadesinin beklenmesine karar verdi. Mahkeme, Yargıtay bozma ilamında bahsi geçen, Suriye Arap Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğinin Güvenlik Konseyi Başkanı ve Genel Sekreterine yolladığı 5 Haziran 2015 tarihli, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni şikayet eden özdeş mektubun bir örneğini ve tercümesinin gönderilmesi için Yargıtay’a ve Dışişleri Bakanlığına yazılan yazının cevabının beklenmesine de karar verdi.  Yargılama, 6 Şubat 2019’a kaldı (2 Ekim).

Alphan’a “etkileme” soruşturması: Çocuk istismarı davalarında yargı uygulamalarını gündeme getiren Hürriyet gazetesi eski köşe yazarı Melis Alphan hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” şüphesiyle soruşturma başlatıldı (1 Ekim).

Güreş’e dava: Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesi, FETÖ soruşturmasından tutuklanan bir inşaat şirketi sahibinin ifadelerini yayımladığı için Ağustos 2017’de iki hafta tutuklu kalan Gaziantep Ayıntap gazetesi yazarı Murat Güreş’i “soruşturmanın gizliliğini ihlal”den yargılamaya devam etti. Dijital malzemelerin iadesini reddeden mahkeme, hakkında TCK’nın 285. Maddesinden yargıladığı Güreş ile ilgili yargılamayı 19 Şubat’a bıraktı (1 Ekim).

Altı haberciye Red Hack davası: İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Red Hack tarafından ele geçirilen kişisel e-posta hesabındaki bilgileri haberleştirdikleri gerekçesiyle altı gazeteciyi yargılamaya devam etti. İddianamede Diken Haber editörü Tunca Öğreten, “FETÖ ve DHKP-C’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek”, ETHA haber müdürü Derya Okatan, Yolculuk gazetesi sorumlu müdürü Eray Sargın, DİHA muhabiri Metin Yoksu ve DİHA haber müdürü Ömer Çelik “örgüt propagandası”, BirGün Gazetesi çalışanı Mahir Kanaat ise ‘örgüt üyeliği’yle suçlanıyor. Son duruşmada gazetecilere yönelik yurtdışı yasağının kaldırılmasını reddeden mahkeme dijital materyallerin iade edilmesi talebini de kabul etmedi. Duruşmaya mazeretsiz olarak gelmeyen ve haklarında vareste tutulma kararı bulunmayan Ömer Çelik ve Metin Yoksu’nun bir sonraki duruşmaya zorla getirilmelerine karar verildi. Heyet dijital inceleme için beklenen bilirkişi raporunun henüz dosyaya gelmemesini gerekçe göstererek duruşmayı 8 Ocak’a erteledi (1 Ekim).

KCK Basın davası: İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 46 Kürt medya çalışanını “KCK Basın Komitesi’ne üye olmak” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Tutuksuz yargılanan medya çalışanlarının pasaportlarına uygulanan el koyma işleminin kaldırılmasına karar verildi. 15 yıl hapis istemiyle yargılanan sanıklar arasında Davut Uçar, Ertuş Bozkurt, Mazlum Özdemir, Çağdaş Kaplan, Sadık Topaloğlu, Turabi Kişin, Evrim Kepenek, Ayşe Oyman, Selahattin Aslan, Güneş Ünsal, Sibel Güler, Hamza Sümeli ve Çağdaş Ulus da bulunuyor. Yargılama 11 Ocak 2019’a kaldı (1 Ekim).

Dündar ve Altay’ın “Gündem” davası: İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi, kapatılmadan önce Özgür Gündem gazetesi için dayanışma kampanyasına katılan gazeteci Can Dündar ve sinemacı Veysi Altay’ı yargılamaya devam etti. Sanıklar, “Örgüt propagandası yapmak”, “Terör örgütlerinin yayınlarını basmak ve yayınlamak”, “Suçu ve suçluyu övmek”ten yargılanıyorlar. Mahkeme, Dündar’ın talimatlı ifadesinin alınması için Almanya yetkililerinden yanıt bekliyor. Yargılama 31 Ocak 2019’a kaldı (1 Ekim).

Hakaret, Kişilik Hakları ve Tazminat Davaları                                        

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde 31 gazeteci “hakaret” suçlamasıyla açılan ceza davaları kapsamında toplam 83 yıl 4 ay hapis cezası talebiyle yargılandı. Biri beraat ederken ikisi toplam 2 yıl 11 ay 12 gün hapse (1 yıl 8 ay 25 günü ertelemeli) mahkum edildi. Davaladan ikisi yeniydi.

Aynı dönemde, beş gazeteci (biri çizer) ve beş medya kuruluşu da “kişilik haklarına saldırı” veya “hakaret” iddiasıyla toplam 3 milyon 928 bin TL manevi tazminat istemiyle yargılanıyordu. Bu tazminat davalarından bir çizer ve bir medya kuruluşu 18 bin TL tazminat ödemeye mahkum olurken tazminatların 1 milyon 500 TL’lik kısmı reddedildi. Talep edilen tazminatların 360 bin TL’lik bölümüyse yeniydi.

Geçen yılın aynı döneminde dokuz gazeteci “hakaret” suçlamasıyla açılan ceza davası kapsamında toplam 30 yıl 4 ay hapis cezası talebiyle yargılanmıştı; biri 1 yıl 5 ay 15 gün hapse mahkum olurken bir diğeri aklnmıştı. Ayrıca, 22 medya çalışanına da toplam 51 yıl 4 ay hapis istemiyle yeni ceza davası açılmıştı. Beş gazeteci, iki gazete, bir İnternet sitesi ve bir karikatürist de 2 milyon 790 bin TL maddi veya manevi tazminat istemiyle yargılanıyordu; 200 bin TL’si mahkemece reddedilmişti.

2017 yılının tamamındaysa, bir gazeteci 1 yıl 5 ay 15 gün hapis, beşi de toplam 43 bin 840 TL para cezasına mahkum edilmişti. Biriyle ilgili beraat kararı verilmişti. 

Ünker’e “Paradise Papers” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, küresel yolsuzluk dosyasına dair ‘Paradise Papers’ belgelerine ilişkin haberleri nedeniyle Cumhuriyet gazetesi eski muhabiri Pelin Ünker’i “hakaret” iddiasıyla ve 4 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılamaya devam etti. Ünker’in, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Off-Shore Kardeşler… Kayıtlardan Bakan Albayrak ile kardeşi de çıktı”, “Enerji Bakanı Albayrak ve kardeşi de bir dönem Malta’yı tercih etmiş Off-Shore Kardeşler” başlıklı haberlerinin yayımlanmasının ardından Enerji Bakanı Berat Albayrak ve kardeşi Serhat Albayrak ile eski Başbakan Binali Yıldırım şikayetçi olmuştu. Gazeteci, duruşmadaki ifadesinde, hükümetin off-shore işlemlerine dair bir adım atmamasını eleştirdi. Yargılama 8 Ocak’ta devam edecek (27 Aralık).

Güreş’e “hakaret” hapsi: Gaziantep 21. Asliye Ceza Mahkemesi, Facebook paylaşımında yaptığı bir yorum yoluyla üç polisin “hakaret” iddiasıyla şikayetçi olduğu davada gazeteci Murat Güreş’i 1 yıl 2 ay 17 gün hapse mahkum etti; cezayı ertelemediği gibi Güreş’in cezası infaz edilene kadar babalık haklarının askıya alınmasına da karar verdi (21 Aralık).

Dirik ve Acarer’in davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Türkiye’den Suriye’deki cihatçı gruplara sarin gazı yapımında kullanılan kimyasal silah hammaddesi sevkiyatı yapıldığına ilişkin iddiaları haberleştirdiği gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesi muhabiri Hakan Dirik ve BirGün gazetesinden Erk Acarer’i yargılamaya devam etti. Dirik’in katıldığı duruşmada gazete avukatı Ülkü Çetok bu haberin CHP eski milletvekili Eren Erdem ile yapılan görüşmenin haberi olduğu anımsatılarak, Erdem’in tanık sıfatıyla dinlenilmesini istedi. Hâkim iddianameye sunulan CD’nin bilirkişiye iletilerek döküm alınmasına, Erdem’in dinlenmesi talebinin ise CD dökümünden sonra yeniden değerlendirilmesine karar verdi. Dava Mart’a bırakıldı (20 Aralık).

Terkoğlu’na “Yıldız” beraati: İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesi, Milli Gazete yazarı ve Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız’ın “çocukların altı yaşından itibaren evlenebileceğine” ilişkin fetvasını haberleştirdiği için Oda TV sitesi Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nu “hakaret”ten yargıladığı davada gazeteciyi akladı. Mahkeme “sapık” yorumunu “haksız bir fiile tepki” saydı. Terkoğlu, savunmasında, “Ben burada sanık olmaktan dolayı memnunum. Bu davanın savcısı olmak, Nurettin Yıldız’ın sözleri için ‘fikir özgürlüğü’ demek de kaderde olabilirdi” dedi (14 Aralık).

Toker’a ikinci bir ağır tazminat davası: Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi, “Tasarruf Arıyorsanız Metro İhalelerine Bakın” başlıklı yazısında gerçeğe aykırı ifadeler yer aldığı iddia eden Bayburt Grup şirketi Şenbay’ın şikayetiyle Cumhuriyet gazetesi eski köşe yazarı Çiğdem Toker’i 1 miyon 500 bin TL’lik manevi tazminat talebiyle yargılayacaktı ki, hakimin izinli olması nedeniyle dava 4 Nisan’a ertelendi (11 Aralık).

Sever’e iki “hakaret” davası: T24 yazarı ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eski basın başdanışmanı Ahmet Sever hakkında, “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” Kitabında Teknoloji ve Sanayi Bakanı Mustafa Varank, AKP Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop şikayetiyle hakaret iddiasıyla dava açıldı. Varank ve Şentop ile ilgili yargılama, 21 Mart 2019’da başlayacak (10 Aralık).

Toker’in 1 milyon 500 bin TL’lik davasına ret: Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Giresun merkezli Agrobay Seracılık Şirketi, 15 Kasım 2017 tarihli “Rusya’ya da domatesler Bayburt’tan” başlıklı yazısı nedeniyle Cumhuriyet gazetesi ve köşe yazarı Çiğdem Toker’i 1 milyon 500 bin TL’lik tazminat davası kapsamında yargılamaya devam etti. Mahkeme, gerekçesi sonar açıklanmak üzere davayı reddetti. İfadesinde “Bu tutar aynı zamanda basın özgürlüğü, dolayısıyla demokrasi açısından da dolaylı bir tehdit içermektedir. Bu yönüyle yalnızca davaya konu yazıyı yazan gazeteci olarak beni değil, bütün gazetecilere yönelik bir gözdağı, yıldırma hedeflenmektedir” diyen Toker, Rusya’ya ihracat yapacak Agrobay dahil üç firmayı doğrudan Rusya’nın seçmediği, hükümetçe seçildiğine yer vermişti. (6 Aralık).

Çağrı’ya “Albayraklar” davası: Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, vergi kaçakçılığı iddialarına ilişkin Cennet Belgelerini (Paradise Papers) haberleştiren Evrensel gazetesi eski sorumlu müdürü Çağrı Sarı’yı “hakaret ve iftira” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Enerji Bakanı Berat Albayrak ve kardeşi Serhat Albayrak’ın şikayetiyle açılan davada Albayrakların avukatı Muhammed Cemil İmamoğulları, şikayetlerinin devam ettiğini belirtip Sarı’nın cezalandırılmasını talep etti. Altı yıl hapis istemiyle yargılanan Sarı’nın avukatı Devrim Avcı ise yazıya konu belgeleri mahkemeye sundu ve yazılı savunma için süre istedi. Yargılama bu nedenle 19 Şubat’a kaldı (28 Kasım).

Anayurt’a 10 bin TL’lik dava: Gençlik ve Spor Bakanlığı, Anayurt Gazetesi Muhabiri Tamer Arda Erşin’in Hergele Meydanı’nın KYK’ye devredilmesine ilişkin Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ile yaptığı, “Ankara’nın göbeğinde cemaat mi yetiştirilecek?” başlıklı röportajına dava açtı. Candan’ın meydanın yakınlarında Melike Hatun Camii’ne ilişkin “Camiinin cemaati yok, etrafına cemaat yapıyorlar” sözleri dava konusu edildi. Anayurt Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ferda Bucak, muhabir Tamer Arda Erşin, Candan ve Belde Basın Yayın’dan 10 bin TL manevi tazminat talep ediliyor. Dava, Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açıldı (22 Kasım).

Ünker’e “Paradise Papers” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, küresel yolsuzluk dosyasına dair ‘Paradise Papers’ belgelerine ilişkin haberleri nedeniyle Cumhuriyet gazetesi eski muhabiri Pelin Ünker’i “iftira” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Ünker’in, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Off-Shore Kardeşler… Kayıtlardan Bakan Albayrak ile kardeşi de çıktı”, “Enerji Bakanı Albayrak ve kardeşi de bir dönem Malta’yı tercih etmiş Off-Shore Kardeşler” başlıklı haberlerinin ardından, Enerji Bakanı Berat Albayrak ve kardeşi Serhat Albayrak’ın şikayetçi olduğu gazetecinin avukatı Tora Pekin, “Müştekileri farklı olsa da aynı yazı dizisine ilişkin müvekkilim hakkında davalar açıldı. Bu dosyaların birlikte görülmesini istediğimizden müvekkilimin savunmasının daha sonra alınmasını talep ediyorum” dedi. Mahkeme de dosyayı birleştirme yönüyle incelemeye aldığını bildirdi. Yargılamaya 21 Şubat’ta devam edilecek (22 Kasım).

Uludağ ve Cumhuriyet’e 250 bin TL’lik dava: BİM Birleşik Mağazaları A.Ş, Apple’ın “taklit ürün satıyorsunuz” şeklindeki ihtarnamesini haberleştiren Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alican Uludağ hakkında markanın “ticari haklarını ve kişilik haklarının ihlal edildiği” iddiasıyla 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Dava İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek. ABD merkezli teknoloji şirketi Apple, 7 Mayıs 2018 tarihinde Beyoğlu 34. Noterliğine başvurarak BİM yetkililerinden ürünleri nereden ve nasıl temin ettiğinin açıklamalarını da istedi (21 Kasım).

Evrensel ve Şimşek’e “tekzip” ve “hakaret” davası: Evrensel gazetesine, İktisatçı Doç. Dr. Murat Birdal’ın eleştirilerinin de yer aldığı “Albayrak işçilere saldırı programının sinyalini verdi” başlıklı haberle ilgili tekzip yayımlanmadığı gerekçesiyle toplam 100 bin TL’lik ceza davası açıldı. Gazete sorumlu yazı işleri müdürü Cem Şimşek’e “hakaret” suçlamasıyla 2 yıl 4 ay hapis istemiyle de dava açıldı. Dava, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 16 Ocak’ta başlayacak (15 Kasım).

Mahalli’ye 1 yıl 8 ay 25 gün hakaret cezası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yurt gazetesinde yazdığı yazılar, Halk TV’de dile getirdiği görüşler ve Twitter hesabından “Türkiye, Suriye’de savaşan örgütlere yardım ediyor; yabancı cihatçılar Türkiye’den Suriye’ye giriyor…” diye yazdığı için gazeteci Hüsnü Mahalli’yi “kamu görevlisine hakaret”ten ertelemeli 1 yıl 8 ay 25 gün hapse mahkum etti. Mahalli, bir süre tutuklu kaldıktan sonra 20 Ocak 2017’de tahliye edilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kamu görevlilerine hakaret suçlamasını kabul etmediğini belirten Mahalli, “Yaptığım gazetecilik faaliyetidir” dediyse de mahkum edildi (8 Kasım).

Evrensel’e 10 bin TL ceza: İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, Cennet Belgeleri’ne (Paradise Papers) ilişkin eski Başbakan Binali Yıldırım’ın “Çocuklarımı devletle iş yapmaktan uzak tuttum” sözlerini karikatüre taşıyan çizer Sefer Selvi ve Evrensel gazetesine eski Başbakan ve oğlu Erkam Yıldırım’ın kişilik haklarına saldırıldığı iddiasıyla toplam 10 bin TL manevi tazminat cezası verdi (8 Kasım).

Evrensel’e Sancak cezası: İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, Fırat Turgut’un Pazar Eki için kaleme aldığı yazının Ethem Sancak ve BMC Otomotiv Şirketi’nin “kişilik haklarına saldırı” oluşturduğu iddiasıyla Evrensel gazetesini 8 bin TL tazminata mahkum etti (8 Kasım).

Evrensel’den 50 bin TL isteniyor: İstanbul 20 Asliye Hukuk Mahkemesi, 10 Mart 2018 tarihli “Rüşvet Ata Sporumuzdur” başlıklı yazıda Bilal Erdoğan’ın kişilik hakları hedef alındığı iddiasıyla Evrensel gazetesini 50 bin TL manevi tazminat istemiyle yargılıyor. Yargılamaya 7 Mart’ta devam edilecek (5 Kasım).

Erinç ve Ünker’e dava ceza dosyasına kaldı: Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi, eski Başbakan Binali Yıldırım ve oğullarının Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ile finans editörü ve muhabiri Pelin Ünker hakkında Cennet Belgeleri (Paradise Papers) nedeniyle açtığı 500 bin TL’lik tazminat davasında gazeteciler hakkında açılan ceza davasının sonucunu beklemeye karar verdi. Son duruşma 6 Eylül’deydi (1 Ekim).

22 çalışana “hakaret” davası: İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem gazetesinin 16 Ağustos 2016 tarihinde kapatılmasıyla gerçekleşen polis baskınında gözaltına alınan 22 gazeteci ve medya çalışanını “hakaret” iddiasıyla da yargılamaya devam etti. Fırat Yeşilçınar, Doğan Güzel, Sinan Balık, Amine Demirkıran, Davut Uçar, Elif Aydoğmuş, Reyhan Hacıoğlu, Zeki Erden, Özgür Paksoy, Mesut Kaynar, Hüseyin Gündüz, Kemal Bozkurt, Burcu Özkaya, Sevdiye Ergürbüz, Günay Aksoy, Ersin Çaksu, Önder Elaldı, Ender Öndeş, Gülfem Karataş, Gökhan Çetin, Bayram Balcı ve Yılmaz Bozkurt’un sanık olarak yer aldığı dava 30 Ocak 2019’a kaldı (1 Ekim).

Hakaret

            Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

  1. a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  2. b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  3. c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkıntısı

 

Son üç ayda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin görüş ve eleştirileri nedeniyle toplam 15 gazeteci toplam 70 yıl hapisle yargılandı; biri aklanırken beşi toplam 8 yıl 2 ay 22 gün hapse (2 yıl 9 ay 20 günü ertelendi) mahkum edildi. Ayrıca 10 gazeteciyle ilgili (Ahmet Sever, Berivan Bila, Hasan Cemal, Nurcan Gökdemir, Deniz Varlı, Fatih Portakal, Selma Erdal, Alican Uludağ, Kutlu Esendemir ve Levent Gültekin) TCK’dan ya yeni soruşturma açıldı ya da açılmış soruşturmaları sürüyor. Böylece, sadece son üç aylık dönemde 25 gazeteci” Erdoğan’a hakaret” sanığı ve şüphelisi olmuş oldu. 

Geçen yılın aynı döneminde beş gazeteci yazı, görüş ve eleştirileri nedeniyle TCK’nın 299. Maddesi kapsamında “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten toplam ertelemeli 1 yıl 11 ay 10 gün hapse ve 42 bin TL de adli para cezasına mahkum edilmişti. Bir gazeteci de yargılama sonunda aklanmıştı. Altı gazeteciye “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten yeni davalar açılırken, 14’ünün davası sürüyordu. Toplamda 20 gazeteci, 98 yıl hapis tehdidiyle karşı karşıyaydı. Soruşturma geçiren iki gazeteci de dahil edildiğinde Erdoğan’ın mağduru, sanığı ve şüphelisi olan gazeteci sayısı 28’i bulmuştu.

2017 yılının tamamındaysa 17 gazeteci ve köşe yazarı, 299. Maddesi’nden toplam 8 yıl 4 ay 10 gün hapse (4 yıl 10 ay 10 günü ertelemeli) ve 136 bin 500 TL de adli para cezasına mahkum ediliyordu. Dört haberci beraat ederken, bir dava da zamanaşımından düşmüştü. Yıl sonunda altı gazeteci de yeni davalarla karşılaşıyordu.    

Cumhurbaşkanı seçildiği Ağustos 2014’te Erdoğan’a yönelik eleştiri ve isnatlar için uygulanmaya başlanan TCK’nın 299. Maddesi, bu tarihten 1 Ocak 2019’a kadar en az 54 gazetecinin mahkum edilmesine zemin oluşturdu.

 

Cumhurbaşkanına hakaret

            Madde 299- (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

 

 

TCK 299: 15’i sanık, 5’i mahkum, 1’i aklandı, 10 şüpheli

Son üç ayda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin görüş ve eleştirileri nedeniyle toplam 15 gazeteci toplam 70 yıl hapisle yargılandı; biri aklanırken beşi toplam 8 yıl 2 ay 22 gün hapse (2 yıl 9 ay 20 günlük kısmı ertelendi) mahkum edildi. 10 gazeteciye bu dönemde TCK’nın 299. Maddesinden ya yeni soruşturma açıldı ya da daha önce açılmış soruşturmalar sürüyordu. Ayrıca, önceki dönemlerde mahkum edilmiş üç gazetecinin 98 bin TL’lik adli para cezaları da onandı.

Mağden, Öğreten, Şahin, Çağlar’ın 299 davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Nokta dergisinin “Erdoğan Selfiesi” kapağı nedeniyle toplatılmasının ardından Diken sitesinde verdiği röportaj nedeniyle yazar Perihan Mağden, gazeteciler Tunca Öğreten, Orhan Şahin ve Mehmet Çağlar hakkında açılan “Cumhurbaşkanı’na hakaret” davasını ele almaya devam etti. Öğreten, esas hakkındaki savunmasında, Mağden’in “Erdoğan köşeye sıkışmış bir Kaplan gibi” sözünün hakaret oluşturamayacağını ifade etti; “Ben profesyonel bir sanığım zaten. Suç oluştursa buna yer verir miyim?” demişti. Mahkeme, 14 Eylül 2015’te Diken’de yayınlanan röportaja Yurt gazetesinde de yer verilmesinden dolayı Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “suç tarihinde Yurt gazetesi yetkililerinin isimlerinin yer aldığı belgenin” istenmesine karar vermişti. Gelecek duruşma 10 Ocak’ta (27 Aralık).

Ilıcak’a 1 yıl 2 ay hapis: “Darbe girişimi” iddiasıyla tutuklanıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan gazeteci Nazlı Ilıcak, Twitter hesabından 23 Şubat 2016’da paylaştığı ve “Selahattin Demirtaş katil mi? Zaten bu kafa Türkiye’yi bataklığa soktu esas katil olan Öcalan’la ise diyalog yürüten RTE” ifadelerine yer verdiği bir yazı nedeniyle ertelemesiz 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gaziantep’te “Cumhurbakanı’na hakaret”ten başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanmıştı. SEGBİS ile duruşmaya bağlanan Ilıcak, “Durup dururken Cumhurbaşkanına katil demem mümkün değildir. Cümledeki ‘ise’nin yeri önemlidir. Sıfat Öcalan’ın önündedir. Devrik cümle kullanılmıştır. Devrik cümle düzeltildiğinde Öcalan’ın katil olduğu anlaşılacaktır” dediyse de mahkum edilmekten kurtulamadı (26 Aralık).

Sürek’e 299’dan beraat: Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Evrensel gazetesi yazarı Kamil Tekin Sürek’in “Faşist Diktatörlük” yazısında geçen “Faşist diktatörlüklerde, iktidara en ufak eleştiri getirdiğinizde hakkınızda davalar açılır” ifadesi nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten yargıladığı yazarı beraat ettirdi. Gazete avukatı Devrim Avcı TCK’nın 299. Maddesinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olarak ifade özgürlüğünü sınırladığını belirterek Anayasa Mahkemesi’nden maddenin iptali için dosyanın AYM’ye gönderilmesini talep etmişti ancak mahkeme bu talebi reddetmişti (20 Aralık).

Kızıl’ın 299 davası: İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesi, 16 Nisan referandumunun ardından düzenlenen protestolarda gözaltına alınan belgeselci ve foto-muhabiri Kazım Kızıl’ı “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”ten yargılamaya devam ediyor. Sanık avukatlarından Aydın Özcan, bilirkişinin hazırladığı raporlardaki beyanların ve delil araştırma yöntemlerinin tarafsızlığını yitirdiğini iddia etmişti. Avukat Dinçer Çalım da, “2911 sayılı kanun yönünden polisin müdahalesi sonrası ayrılmamakta ısrar etme durumlarının olup, olmadığı önemlidir” demişti (19 Aralık).

Sever’e 299’dan soruşturma: İstanbul Başsavcılığı, “İçimde Kalmasın/Tanıklığımdır” Kitabında “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret edildiği” şüphesiyle T24 yazarı ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eski basın başdanışmanı Ahmet Sever hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Adalet Bakanlığı’ndan yargılama izni istedi (10 Aralık).

Gazetecilik öğrencisine 299 tutuklaması: Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi son sınıf öğrencisi Berivan Bila, sosyal medyada paylaştığı “Gazetecilik Bölümü ders 1: Gazetecilik Suç Değildir” başlıklı yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı (7 Aralık).

Cemal’e 299 soruşturması: Gazeteci ve P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu Kurucu Başkanı Hasan Cemal, T24’te yayımlanan “Dikta, Diktatör” başlıklı yazısı nedeniyle hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” şüphesiyle yürütülen soruşturma çerçevesinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gelerek savcılığa ifade verdi. Cemal, isimsiz bir ihbar sonucu başlatılan soruşturmaya konu edilen yazısının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ifade etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Ekim ayında yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul’a gönderilmişti. Avukatı Fikret İlkiz ile birlikte ifade veren Cemal, Fuat Avni’nin ifadelerini yazısında birden fazla kullanması da sorulunca, köşe yazısındaki ifadelerle Fuat Avni adlı Twitter hesabında kullanılan ifadeler arasında bağ kurulmasının yanlış olduğunu belirtti. Avukat Fikret İlkiz ise TCK’nın 299. maddesi nedeniyle başlatılan bir soruşturmadan hareketle FETÖ/PDY örgütü ile iltisak kurulmaya çalışılmasının Ceza Muhakemesine aykırı olduğunu ifade etti; takipsizlik kararı verilmesini talep etti (6 Aralık).

Polat’a 299’dan dava: Bakırköy Başsavcılığı, gazeteci Craig Shaw’in “Erdoğan Ailesinin Gizli Offshore Anlaşması” başlıklı haberine yer verdiği köşe yazısı nedeniyle Evrensel gazetesi genel yayın yönetmeni Fatih Polat hakkında “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret” iddiasıyla dava açtı. Shaw’in, ‘The Black Sea’ sitesinde 26 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanan ve “Malta Files, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesi ile Sıtkı Ayan ve Azeri iş adamı Mübariz Mansimov arasındaki milyon dolarlık petrol tankeri ortaklığını ortaya çıkarıyor” ifadelerinin yer aldığı yazı nedeniyle Polat’ın 4 yıl 8 aya kadar hapsi isteniyor. Yargılama Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 7 Şubat 2019’da başlayacak (25 Kasım).

Mağden ve Ketenciler’e 299 davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Nokta dergisinde çıkan “Survivor adasının Tayyip modeli Semih Öztürk” başlıklı yazısı nedeniyle gazeteci Perihan Mağden ve yazının T24 sitesinde kullanılması nedeniyle muhabir İnan Ketenciler’i “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten yargılamaya devam etti. Mahkeme, Mağden’in duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi. Yargılama 21 Şubat’ta kaldı (22 Kasım).

Mahalli’ye 299 cezası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yurt gazetesinde yazdığı yazılar, Halk TV’de dile getirdiği görüşler ve Twitter hesabından “Türkiye, Suriye’de savaşan örgütlere yardım ediyor; yabancı cihatçılar Türkiye’den Suriye’ye giriyor…” diye yazdığı için gazeteci Hüsnü Mahalli’yi “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla ertelemeli 2 yıl 5 ay 5 gün hapse mahkum etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kamu görevlilerine hakaret suçlamasını kabul etmediğini belirten Mahalli, “Yaptığım gazetecilik faaliyetidir” dediyse de mahkum edildi (8 Kasım).

Gökdemir’e 299 soruşturması: İstanbul Başsavcılığı, “Albayrak nereye o oraya” başlıklı AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’a ilişkin haberleri nedeniyle BirGün gazetesi Ankara muhabiri Nurcan Gökdemir hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten soruşturma açtı. Haber; Berat Albayrak’ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde danışmanı olan 17-25 Aralık sürecinde de gündeme gelen Medet Nebi Yanık’tan ‘vazgeçememesi’ ele alınmıştı. Haberde Yanık’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda da “üst yönetimin üstünde” bir göreve getirildiği kamuoyuna duyurulmuştu (8 Kasım).

Üç gazeteciye 299 cezası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin eski eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol ile gazetenin yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve Evrensel gazetesi yazarı İhsan Çaralan’ı Özgür Gündem için “nöbetçi yayın yönetmenliği” yaptıkları dönemde çıkan bir yazı nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten cezalandırdı. Mahkeme, Hüseyin Aykol’a verdiği 1 yıl 10 aylık hapis cezasını şartlar oluşmadığı gerekçesiyle ertelemedi; İnan Kızılkaya’nın 1 yıl 10 aylık cezasını ise erteledi. Çaralan’a ise ertelemeli 11 ay 20 gün hapis cezası verildi (25 Ekim).

Yargıtay’dan “Özgürlük”: Yargıtay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şikayeti üzerine Basın İlan Kurumu’nun Sözcü gazetesine bir haberinden dolayı verilen ilan ve reklam kesme cezasını hukuka aykırı buldu. Kararda Cumhurbaşkanının “sert ve rahatsız edici eleştirilere hoşgörü göstermesi gerektiği” belirtildi. Basın İlan Kurumu, Erdoğan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı şikâyet üzerine Sözcü gazetesinin 24 Haziran 2015 tarihli manşet haber nedeniyle beş gün süreyle resmi ilan ve reklamlarının kesilmesine karar verdi. Gerekçe, gazetenin“Çiçekleri masaya vinçle mi koydunuz?’‘, ”Saraydaki iftarın maliyeti dudak uçuklattı. Bir milyon liralık masada 87 bin 623 TL’lik iftar” başlıklı yazılarının “hakaret” içerdiğiydi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kararında, Siyasetçi kendisine yönelik eleştirilere daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır… Dava konusu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde; olay tarihinde cumhurbaşkanı olan şikayetçinin düzenlemiş olduğu iftar yemeğine ilişkin sert eleştiriler getirilerek, kamuoyuyla paylaşıldığı anlaşılmaktadır” dedi (18 Ekim).

Çizer Kurtçebe’ye 299 davası: İstanbul 2ö Asliye Ceza Mahkemesi, bir resminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret niteliği taşıyan bir resmine yer verdiği iddiasıyla karikatürist Nuri Kurtçebe’yi 4 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılıyor. Son duruşmaya Nurtçebe ve avukatı katılmayınca yargılamaya ileri bir tarihe ertelendi (18 Ekim).

Keskin, Çapan, Aykol’a ağır “299” cezaları: Özgür Gündem gazetesi eski yayın yönetmeni Eren Keskin ve tutuklu eski sorumlu müdürü Reyhan Çapan, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten açılan altı basın davası kapsamında 42’şer bin TL adli para cezası ödemeye mahkum edildi. Bu cezalar İstinaf Mahkemesi’nce onandı. Cezası onananlardan biri de, iki dosyadan toplamda 14 bin TL ceza alan köşe yazarı Hüseyin Aykol (1 Ekim).

Coşkun’a 299 davası: Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün 2015’te tutuklanmasını “Erdoğan emretti, gazeteciler tutuklandı” başlığıyla görülen haberi nedeniyle Cumhuriyet gazetesi muhabiri Canan Coşkun hakkında açılan “Cumhurbaşkanı’na hakaret” davası, İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi ile Ankara Asliye Ceza Mahkemesi arasındaki görevsizlik uyuşmazlığının çözülmesi üzerine 17 Ocak 2019’a bırakıldı. Davayı İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesi ele alacak (1 Ekim).

Varlı’ya 299 soruşturması: Sosyal medya hesabından kentteki asırlık bir çınar ağacının yıkılmasına dair bir video paylaşan ve geçmişte aynı yerde bulunan tarihi Rize Orta Cami’nin yıkılmasını eleştiren gazeteci Deniz Varlı hakkında Rize’de “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten açılan soruşturma ise sürüyor (1 Ekim).

Portakal’a 299 soruşturması: Barış Atay’ın “Sadece Diktatör” isimli tiyatro oyunun yasaklanmasını Twitter üzerinden eleştirdiği için gazeteci Fatih Portakal hakkında İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nın “Cumhurbaşkanına hakaret” şüphesiyle başlattığı soruşturma devam ediyor (1 Ekim).

Alican’a takipsizliğe itiraz: Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alican Uludağ hakkında, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı Man Adası belgelerine ilişkin savcılığın verdiği takipsizlik kararını “Savcılık: Man belgeleri gerçek” başlığıyla haberleştirdiği için “Cumhurbaşkanı’na hakaret” şüphesiyle bir soruşturma yürütülüyor. Takipsizlik kararına Erdoğan’ın avukatlarının itiraz etmesinin sonucu bekleniyor (1 Ekim).

Üç haberciye “Erdoğan” soruşturması: Çeşitli savcılıklar, “Cumhurbaşkanına hakaret” şüphesiyle üç gazeteci hakkında soruşturma yürütüyor: Aydın’ınMavi Didim gazetesi yazarı Selma Erdal, 7 Mayıs 2018 tarihli “Kaygılanmayınız, Tayyip yine teşekkür edecek” yazısı; gazeteci Kutlu Esendemir attığı bir Tweet; gazeteci Levent Gültekin, Medyascope.tv’de yayınlanan programında Erdoğan’e yönelik eleştirisi nedeniyle soruşturmalık oldu (1 Ekim).

Yasaklamalar, Kapatmalar, Toplatmalar

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde İnternet alanında çıkan 327 habere erişim engeli kararı verildi. Ulusal gündeme ilişkin konularda iki yayın yasağı çıkarken bir İnternet haber sitesi de erişime kapatıldı. Dünyanın en yaygın İnternet ansiklopedisi Wikipedia, birkaç sayfasında Türkiye hükümetini hedef alan içerikler bulunduğu gerekçesiyle 20 aydır Türkiye’de yasak! Aynı dönemde, Türk Hava Yolları’nın eleştirel gazete yasağı gündeme geldiği bu dönemde, bir röportaj ve iki muhabrin çalışması engellendi, bir cezaevi mektubu da yasaklandı.

Geçen yılın aynı döneminde, en az 36 site haber ve yazısına, sekiz karikatüre, altı kitap, üç gazeteye sansür uygulanmıştı. Aynı dönemde bir yayın yasağı kararı alınırken, en az iki farklı sansür olayı daha meydana gelmişti.

2017 yılı ise, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası çıkarılan OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) nedeniyle sorgulanamaz idari ve cezai sansür uygulamalarıyla geçmişti. 2017’de, 6 geçici veya daimi yayın yasağı, üç akreditasyon ayrımcılığı, 47 pasaport ve bir basın kartı iptali, KHK ile üç medya kapatması yaşanmıştı. Bu dönemde 10 site, 6 gazete, 97 site haber veya yazısı, 8 kitap, 6 dergi, 3 Twitter mesajı, 8 karikatür de sansüre uğramıştı.Ayrıca, çeşitli 9 sansür olayı daha meydana gelmişti. 

Wikipedia 611 gündür sansürlü: İnternette dünyanın en büyük bilgi ansiklopedisi Wikipedia, birkaç sayfasında “Türkiye hükümeti insanlığa karşı suçtan sorumlu tutulduğu” gerekçesiyle Türkiye’de 611 gündür sansürlü (30 Aralık).

34 erişim engeli: Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği, bir dönem Bursa Adliyesi’nde hakim olarak görev yapan Dilen Erdoğan Yayla’nın talebiyle 34 haber sitesinde çıkan “FETÖ/PDY soruşturması” haberine erişim engeli getirdi. Karar, hakimken açığa alınıp bilahare yürütülen idari ve adli soruşturmalar sonucunda Yayla hakkında takipsizlik kararı çıkması nedeniyle alındı (25 Aralık).

3 yılda bin 954 basın kartı iptal: CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel’in 9 Aralık 2018’de verdiği soru önergesini yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, son üç yılda bin 954 gazetecinin basın kartının iptal edildiğini açıkladı. Oktay, “FETÖ ile ilgisi olduğu için kapatılan kurumlarda çalışan 705 kişinin basın kartının iptal edildiğini” söyledi. Oktay, basın kartı iptal işlemlerinin Basın Kartı Yönetmeliği’nin 29. maddesi çerçevesinde yapıldığı bilgisini verdi. Son olarak 2016 yılında basın kartı iptal edilen gazeteci sayısı 889 olarak açıklanırken aradan geçen üç yılda basın kartı iptal edilenlerin sayısı yüzde 220 oranında artarak bin 954 oldu. Oktay, “29 Kasım 2018 itibarıyla, 15 bin 206 basın mensubu basın kartına sahiptir. Basın Kartı Komisyonu toplantısında değerlendirilecek 581 başvuru bulunmaktadır” dedi (18 Aralık).

36 habere erişim engeli: Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği, adı geçen bir kişinin “bu haberlerin asılsız ve mesnetsiz olduğu, kişilik haklarının ağır şekilde ihlal edildiği” gerekçesiyle yaptığı başvuruyu kabul ederek 1 Aralık’ta çıkan Anadolu Ajansı mahreçli “Firari Akın İpek’in telefon trafiği deşifre oldu” ve “Telefon trafiği deşifre oldu: Defalarca görüşmüşler” haberlerine erişimi yasakladı. Hürriyet gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici’nin Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne dayanarak paylaştığı bilgilere göre, Hürriyet.com.tr sitesinde 29 Kasım’da yayımlanan “İmara açılacak ağaçlık arazi mahkeme kararıyla kurtuldu” haberine erişim, Meram Belediye Başkanlığı’nın talebini kabul eden Konya 2.Sulh Ceza Hakimliği’nce engellendi. Belediye’nin başvurusunda, “Belediye Başkanını hedef alan haberde eksik bilgi ve iftira niteliğinde asılsız iddialar bulunduğu” savunuldu. İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği, 8 Şubat 2018 tarihinde Hürriyet ile birlikte 24 internet sitesinde yayımlanan “Üniversiteli kıza üç harfli tuzağı” haberlerini, genç kızı “Benimle evlenmezsen üç harfliler seni öldürecek” diye kandırdığı öne sürülen M.K.’nın başvurusu üzerine engelledi. Hakimlik bu kararı, “Adli soruşturma başlatılan bir konuda önceden kesin yargıya varıldığı, soruşturmada ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, haberle kişilik haklarının ihlal edildiği” gerekçesine dayandırdı. Bakırköy 3.Sulh Ceza Hakimliği, suçlanan kişinin “gerçeğe uygun olmadığı ve hayatını olumsuz etkilediği” gerekçesiyle yaptığı başvuruyu kabul ederek, Hürriyet ve Sabah’ın internet sitelerinde geçen yıl yayımlanan “Öğretmen evlenmiyor diye kurşun yağdırdı” haberine erişim engeli getirdi. Hürriyet’in yanı sıra beş internet sitesinde yayımlanan “Uğur Güneri politika dünyasından 13 aşk” başlıklı habere Ankara 4.Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli konuldu. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, Eskişehir’de “piyasaya sahte para sürmek” suçundan yargılanarak mahkum olan iki sanıktan birinin başvurusu üzerine 2009’da yayımlanan “Sahte para sanıklarına 3’er yıl hapis cezası” haberine “güncelliğini yitirdiği, kamu yararı kalmadığı ve kişilik haklarını ihlal ettiği” gerekçesiyle erişim yasağı koydu. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, 12 yıl önce yayımlanan “Borsa operasyonu gözaltı sayısı 60’a ulaştı” ve “13 şirketin hisseleriyle keriz silkeleme yapmışlar” haberlerine de “güncelliğini yitirdiği, kamu yararı kalmadığı ve kişilik haklarını ihlal ettiği” gerekçesiyle erişim engeli getirdi. Eskişehir 2.Sulh Ceza Hakimliği, Hurriyet.com.tr sitesinde çıkan “Eski başsavcı cezaevine cep telefonuyla girmek istedi” haberini, 2007 yılında gerçekleşen olayla ilgili haberi “güncelliği kalmadığı, suçlanan eski savcının yargılanarak beraat ettiği ve yayınında kamu yararı bulunmadığı” gerekçesiyle engelledi (10 Aralık).

Sendika.org’a 62. Engel: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Sendika.Org haber sitesi hakkında 62. kez erişim engelleme kararı alı. Site açıklamasında, “BTK’nin 62. nafile sansürü karşısında Sendika63.Org adresi ile yayınımıza devam ediyoruz” denildi (5 Aralık).

Tatlıtuğ istedi; üç habere sansür geldi: Sulh Ceza Hakimliği, oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ’un talebiyle radikal.com.tr, hürriyet.com.tr ve milliyet.com.tr sitelerinde çıkan ve balaylarını konu eden haberlere “özel yaşamın ihlali” iddiasıyla erişim yasağı getirdi (3 Aralık).

THY’de gazete protestosu: CHP milletvekilleri Özgür Özel, Ömer Fethi Gürer ve Fatma Kaplan Hürriyet, THY uçaklarında muhalif olarak görülen gazetelere ambargo konulmasını toplu fotoğrafla protesto etti. Vekiller, THY uçağından ellerindeki Cumhuriyet, Evrensel, BirGün ve Sözcü gazeteleriyle fotoğraf paylaştı (30 Kasım).

Viyadük kazasında yayın yasağı: Gebze Sulh Ceza Hakimliği, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında viyadük inşaatında yaşanan ve işçilerin ölümüyle sonuçlanan kazaıyla ilgili yayın yasağı getirdi (28 Kasım).

Yasak ve engelleme: Polis, UNESCO Dünya Televizyon Günü’nde KESK’e bağlı Haber-Sen’in TRT Genel Müdürlüğü önünde gerçekleştirmek istediği basın açıklamasına izin vermedi. Haber-Sen üyeleri, TRT’nin OHAL KHK’leri ile şirket haline getirildiğini ve tek sesli yayın yaptığını ifade ederken çok sesli bir devlet televizyonu istediklerini belirtti. Ayrıca polis, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ile röportaj yapan Yol TV ekibine de engel olarak röportajı kesti (21 Kasım).

Beş İnternet haberine erişim engeli: İstanbul 6. Suh Ceza Hakimliği, “Otobüs Kralına gözaltı”, “20 milyon TL’lik ikinci keriz silkeleme dalgası”, “Borsa operasyonu”, “SPK’da suç duyurusu yağöuru” gibi haberler nedeniyle Hürriyet, Milliyet, Yeni Şafak, Vatan gazeteleri ile NTV televiyonunun İnternet sitelerinde yer alan beş habere erişim engeli getirdi (16 Kasım).

Patlamaya dair yayın yasağı: Şemdinli Sulh Ceza Hakimliği, Şemdinli’ye bağlı bir askeri birlikteki mühimmat deposunda meydana gelen patlamayla ilgili yayın yasağı kararı aldı. Şemdinli Başsavcılığının talebiyle alınan kararda, “Bu durumun soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine engel olmaması, toplumun olumsuz etkilenmemesi, olayın vehameti, kamu düzeni ve güvenliği göz önünde bulundurulduğunda 5187 sayılı yasanın 3/2 maddesi uyarınca soruşturma tamamlanıncaya kadar soruşturma dosyası kapsamı hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren medyada her tür haber, röportaj, eleştiri, görüntü vb yayınların yapılmasına yayın yasağı getirilmiştir” denildi (9 Kasım).

Bakandan Fox TV’ye sansür: Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli danışmanı aracılığıyla bir basın toplantısını izlemeye gelen Fox TV haber ekibini salon ve bina dışına çıkarttı (26 Ekim).

Muhabire yasak: Galatasaray Kulübü, “uzun zamandır kulüp aleyhine ‘gerçek dışı, yalan, mesnetsiz veya birtakım duyumlara dayalı yanlış ya da eksik içerikli haber yaptığı” gerekçesiyle Milliyet gazetesi spor muhabiri Nevzat Dindar’in kulübün tüm tesislerine girişimi ikinci bir karara dek yasakladı (17 Ekim).

Hapisten mektup bir yılda geldi: Van Kadın Hapishanesinden, Rabbena Hanedar’a ait, içinde “Size yolladığımız ve hak gasplarını anlattığımız mektuplarımız son aylarda keyfi şekilde engelleniyor. Yaşadığımız hukuksuzluğu anlatmamız istenmiyor. Bu mektubu yazdım ama elinize ulaşıp ulaşmayacağını bilmiyorum” denilen 31 Ekim 2017 tarihli mektup bianet haber sitesine yaklaşık bir yıl sonra vardı (17 Ekim).

76 habere Çalık engeli: Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği, Çalık Holding yönetim kurulu başkanı Ahmet Çalık’ın talebiyle Hürriyet, Sözcü ve Yeni Mesaj gazeteleri ile T24, Patronlar Dünyası ve Odatv gibi haber sitelerinde çıkan 76 habere “kişilik haklarının ihlali”ni gerekçe göstererek erişim engeli getirdi (17 Ekim).

153 haber ve linke sansür: Adana 3. Sulh Ceza Hakimliği, Hurriyet.com.tr sitesinde 3 Ekim’de yayımlanan “Adana’da dehşete düşüren görüntü: Cinayeti an be an çekti” başlıklı haberlere, “dosyada gizlilik kararı olması, ölenin öldürme anına ait görüntülerin internet sitelerinde ve basında yer almasının, ölenin yakınlarının ve şüphelilerin kişilik haklarını zedeleyici nitelikte olduğu” gerekçesiyle erişim aşağı getirdi. Gazeteci Faruk Bildirici’nin Erişim Sağlayıcıları Birliği’ni kaynak göstererek aktardığı bilgilere göre, Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği, Abdülhakim Taşdelen’in başvurusu üzerine aynı sitenin yazarı Ayşe Arman’ın 19 Eylül tarihli “Korumayın şu kadın düşmanlarını” yazısına “kusuru yargı yoluyla kesinleşmiş intibaı verdiği ve şerefsiz diyerek hakaret ettiği” gerekçesiyle erişim engeli getirdi. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, Rota Yemekçilik AŞ’nin başvurusu üzerine askerlerin yemekten zehirlenmesi hakkındaki “CHP’li vekilin iddiası: Askere çiğ et yedirmişler”, “Rota Eren’e döndü”, “Manisa’da zehirlenen askerlerle ilgili korkunç iddia için açıklama”, “Yemek şirketi açıklama yaptı”, “Rota hastaneye de bozuk ve kokmuş et getirmiş”, “Rota içinde rota şaştı” başlıklı haberleri “kişilik haklarını ihlal ettiği” gerekçesiyle engelledi. Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, 2011 yılında yaptığı suç duyurusuyla 28 Şubat soruşturmasının başlatılmasına yol açan ve davada müşteki avukatı olan Hacı Yunus Akyol’un gözaltına alınmasına ilişkin olarak geçen yıl yayımlanan “Fetö şüphelisi” haberine erişim engeli kararı verdi. Gebze 1. Sulh Ceza Hakimliği, Hürriyet’in yanı sıra 121 web sitesinde yer alan “Karakolda sodalı şişeli işkencede hesap vakti” habere erişim yasağı getirdi. Bu konuda başka sitelerde yayımlanan haberlere erişim de daha önce yasaklanmıştı. Demre Sulh Ceza Hakimliği, üç yıl önce yayımlanan “Eski belediye başkanının oğlu annesini öldürdü” ve “Anne katili onu cennete gönderdim demiş” haberlerine eşi öldürülen babanın, “bir travma sonucu annesini öldüren oğlunun beraat ettiği, internette bu haberleri görerek rahatsızlığının depreşmesinden endişe ettiği” başvurusunu kabul ederek erişim engeli koydu. İzmir 5.Sulh Ceza Hakimliği 2008’de çıkan “Abladan cd’li şantaja 10 ay hapis” haberini, “hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve 5 yıllık denetim süresinin geçtiği” gerekçesiyle yapılan başvuruyu kabul ederek engelledi. Beş yıl önce Hürriyet ile 24 internet sitesinde yer alan “Bu sefer de baba kız skandalı”, “7 adet saat karşılığında dünya şampiyonluğu”, “Spor müdürlüğü dağıtılan altınları geri istiyor” başlıklı habere haberlerde adı geçen baba kızın “kişilik haklarının ihlal edildiği” başvuruları üzerine Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim yasağı konuldu. İstanbul 12.Sulh Ceza Hakimliği, 1999’da Hürriyet ve Cumhuriyet’te yayımlanan “Hayalici Uğur Süzer’i zamanaşımı kurtardı” haberini “kişilik haklarına aykırı olduğu ve unutulma hakkı kapsamına girdiği” gerekçesiyle engelledi (15 Ekim).

Kalyon istedi; 10 habere sansür: Beykoz Sulh Ceza Hakimliği, Kalyon Havacılık ve İnşaat Anonim Şirketi’nin başvurusu sonucu, Hürriyet, Sözcü, Milli Gazete, Mavi Kocaeli, Evrensel gazetelerine ait siteleri ile Mynet, T24, Şedyascope.tv gibi İnternet haber sitelerinde çıkan, CHP’li Aykut Erdoğdu’nun üçüncü havalimanıyla ilgili dile getirdiği yolsuzluk iddialarını gündeme getiren 10 habere erişim yasağı getirdi (15 Ekim).

STK’lere “Kara Liste”: Sivil toplum örgütleri temsilcileri, sendika, oda başkanlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık bin kişi “kara liste”de oldukları gerekçesiyle Meclis’e giremiyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Binali Yıldırım’dan yasaklara son vermesini istedi (13 Ekim).

10 habere “Cengiz Holding” yasağı: İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliği, Cengiz İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin talebiyle, üçüncü havalimanıyla ilgili dile getirdiği yolsuzluk iddialarını kamuoyuna aktaran, Gazete Duvar, Medyascope.tv ve T24 siteleri ile Milli Gazete, Hürriyet, Evrensel ve Mavi Kocaeli gazetelerinin İnternet sitelerinde çıkan 10 habere erişim engeli getirdi (12 Ekim).

Mektuba sansür: Gazeteci İdris Sayılğan’ın tutuklu bulunduğu Trabzon E Tipi Cezaevi’ndeki hak ihlallerine dair yazdığı mektuba, cezaevi yönetimince “sakıncalı” bulundu. Mektupta, “OHAL’den sonra bir şey değişmedi. Sosyal haklarımızın hiçbiri geri verilmedi. Aylardır devam eden haftada bir olan spor hakkımız şu an ayda bir kez veriliyor. Hobi faaliyetleri şu an tamamen yasaklanmış durumda. İstediğimiz gazeteler verilmiyor. Dergi ve kitaplarımıza sınırlama getiriliyor. Revir dilekçelerimiz ya işleme konulmuyor ya da çok geç revire çıkartılıyoruz” deniyordu (8 Ekim).

Habercilik

Hükümete yakın bazı gazeteler ve köşe yazarları, Hasan Cemal, Fatih Portakal ve Mark Lowen örneklerinde olduğu gibi, muhalif medya temsilcilerinin tutuklanması veya kamuoyu önünde hedef tahtasına oturtulması yönünde yayın yapmaya devam etti.

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman “para karşılığı röportaj” suçlamalarına konu olurken  iktidara yakın kalem Cem Küçük, paylaşımlarında “Gezi kalkışması Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik bir darbe kalkışmasıdır ve bu aşağılık darbe teşebbüsünü desteklemiş tüm gazeteciler, akademisyenler vs yargılanacaklardır” dedi; Barış Terkoğlu ve İsmail Saymaz gibi gazetecileri hedef aldı. Sabah gazetesi, iş insanı Osman Kavala hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin Hasan Cemal için “hakkında yakalama kararı var” diyerek gazeteciyi hedef yaptı. Sosyal medya hesabından “Yurtdışındayım, yaın geliyorum” diyen Cemal, avukatıyla mahkemeye ifade verdi. Diğer yandan gazeteci Cemile Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği FOX TV ve Halk TV’ye RTÜK’ün verdiği cezalara ses çıkaran iktidara yakın ender kalemlerden oldu. 

Baskılara ses çıkaran bir gazeteci: Gazeteci Cemile Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği FOX TV ve Halk TV’ye RTÜK’ün verdiği cezaları eleştiren istisna gazetecilerden oldu. Bayraktar, Twitter hesabından, “Yanlış işler, bu ülkede AK Parti’yi 16 yıl desteklemiş hala kısmen destekleyen ve eleştirel biri olarak bu tavrı yanlış bulunuyorum. Tarafsızlık mevzu ise, bizim kanalların’ hepsi taraflı. Bu ülkede Ak Partili olup da buna yanlış diyecek benden başka yazar, gazeteci yok mu?” eleştirisini paylaştı (26 Aralık).

Portakal hedefte: Yeni Şafak, Akşam ve Sabah gazeteleri ile A Haber TV, Fransa’daki Sarı Yelekliler eylemini sunduktan sonra İbrahim Kalın’ın hak aramaları önemseyen konuşmasına da atıf yapan FOX TV ana haber bülteni sunucusu Fatih Portakal’ın “Hadi bakalım, barışçıl bir eylem için zamları protesto edelim. Doğalgaz zamlarını. Hadi bakalım, yapalım. Yapabilecek miyiz? Kaç kişi çıkacak sokağa korkudan, endişeden? ‘Dayak yerim’ vesaire. ‘Hakkımı arayacağım ama ne yaparım, başım derde girer mi girmez mi?’… Kaç kişi çıkar Allah aşkına söyler misiniz?” sözleri nedeniyle sunucuyu hedef yaptı (10 Aralık).

Küçük’ten “Gezi” tehdidi: İktidara yakın Türkiye gazetesinde yazan ve muhalif meslektaşlarını hedef göstermesiyle bilinen Cem Küçük, “Gezi kalkışması Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik bir darbe kalkışmasıdır ve bu aşağılık darbe teşebbüsünü desteklemiş tüm gazeteciler, akademisyenler vs yargılanacaklardır. Hukukun gereği budur” diye yazdı (7 Aralık).

İHD ve avukatlar hedefte: Yeni Şafak gazetesi, “Avrupa Parlamentosu adeta teröristlerin toplanma mekanı oldu. Baştan sona Türkiye düşmanlığı yapılan konferansa teröristbaşı Öcalan’ın avukatları Mahmut Şakar, İbrahim Bilmez ve PKK destekçileri Öztürk Türkdoğan ile Gülseren Yoleri de çağrıldı” ifadelerine yer verdi; İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ile İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri’yi “terör destekçisi” olmakla suçladı. (7 Aralık).

Tezcan “Yelek” tehdidi: TV yorumcusu Fatih Tezcan, Fransa’da akaryakıt zamlarına tepki olarak başlayan ve ülke çapında yayılan protestoların simgesi haline gelen Sarı Yeleklilerin giyindiği yeleklerde Türkiye’de indirim yapıldığını iddia ederek uyardı: “Sarı yeleklerde yüzde 79 indirim yapılmış ve Türkiye’de çok miktarda alınmış iddiası üzerine firma ile görüştüm, biz indirim yapmadık, hepsiburada yapmış, diyorlar. Fark etmez. Fransa’da ilk eylem günü olan 17 Kasım 2018’den sonra Türkiye’de sarı yelek alan herkes terör şüphelisidir” (7 Aralık).

Cumhuriyet’te “Demirtaş” tartışması: Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Aykut Küçükkaya, Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararının haber yapılmasını “Acaba yarın AİHM’den örneğin Apo için, Nazlı Ilıcak için de bir karar çıkarsa; ‘diren Apo, diren Nazlı’ mı denilecek” sözleriyle eleştiren Cumhuriyet gazetesinin yeni yazarı Bartu Soral’a “Cumhuriyet’in yayın çizgisi bellidir. Kimsenin gücü o çizgiyi değiştirmeye yetmez, zaten yetmedi de” sözleriyle yanıt verdi; Uğur Mumcu’nun ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz!..” sözlerine de değinerek, “Cumhuriyet’in tarihini bilmeden, ‘yazar’ olunmaz!..” dedi (26 Kasım).

“Parayla röportaj” iddiası: Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman’ın röportaj karşılığı para aldığı yönündeki iddiaları gazeteyle Habertürk ile Sabah gazetesi yazarlarını karşı karşıya getirdi.  İlk olarak Habertürk yazarı Sevilay Yılman’ın gündeme getirdiği bu iddiayı, Habertürk yazarı Fatih Altaylı ve Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç da sürdürdü. Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal iddiaları reddederken Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, Uluç’a “Bu Hıncal Uluç var ya bu Hıncal Uluç. Türk matbuat tarihinde bir yatak firmasına hem lirik, hem de epik sayısız destanlar düzmekle meşhur ilk ve tek yazardır…. Sen utanıp sıkılmayı ne zaman öğreneceksin?” diye çıkıştı. Arman da, “Meslek hayatım boyunca pek çok gerçek dışı ithamla karşı karşıya kaldım. Bu, en iğrenciydi” açıklaması yaptı (22 Kasım).

Sabah “yakalanacak” dedi: Sabah gazetesi, tutuklu iş insanı ve sivil toplum destekçisi Osman Kavala hakkında yürütülen soruşturmada gazeteci Hasan Cemal hakkında yakalama kararı bulunduğunu iddia ederken gazeteci ve avukatı Fikret İlkiz, “böyle bir karar tebliğ edilmiş değil” dedi. Gazete, Kenan Kıran imzalı haberde, “FETÖ’nün medya yapılanmasında yer aldığı gerekçesiyle hakkında yakalama kararı bulunan Hasan Cemal ve PKK’nın yayın organı olmakla itham edilen İMC TV’de sunuculuk yapan Banu Güven’i kurulacak medya yapılanması için Açık Toplum Vakfı’na yönlendirdiği tespit edildi” sözleriyle gazetecileri hedef gösterdi (21 Kasım).

BBC muhabiri hedefte: Yeni Şafak gazetesi, “6 bin habere konu olan Cemal Kaşıkçı cinayetine yönelik bilgi ve belgeleri itibarsızlaştırmak” ile suçladığı BBC Türkiye muhabiri Mark Lowen’i hedef yaptı. Haberde, “BBC’nin FETÖ’ye yakın muhabirlerinden olduğu ileri sürülen Lowen dört yıldır Türkiye’de görev yapıyor. Lowen, Türkiye’de “Londra’dan gönderilmiş provokatör” olarak meşhur olduğu bilgisini de haberinde okuyucularıyla paylaştı. 15 Temmuz darbe yanlısı yayınları nedeniyle büyük tepki çeken BBC, FETÖ ve PKK teröristlerini kahraman gibi sunan onlarca habere imza atmıştı” şeklinde hedef gösterici ifadeler yer alıyor (18 Kasım).

Soysal’den “gazete satmıyor” şikayeti: Demirören Medya Holding İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal, Milliyet gazetesindeki köşesinde yazdığı “Ve kördüğümlerin çözülmesi…” yazısında Türkiye’de medyanın pahalı içerik ürettiğini, bunları ücretsiz erişime açmanın da sektörün her gün aşağıya doğru çektiğini savundu. Soysal, “Günde 15 lira verip sigara alan, 5 liraya bir bardak çay içen okuyucu 1 lira verip gazete okumuyorsa ortada büyük bir sorun var demektir” diyen Soysal, “Almanya modeli gibi televizyonları izlemenin bir ücreti olmalı” dedi (18 Kasım).

Akit yazarı hedef gösterdi: Akit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu “Milli Eğitim, TÜYAP’a öğrenci taşımamalı!” başlıklı yazısında 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nı hedef gösterdi. Karahasanoğlu “O fuarda, LGBTİ’liler mi dersiniz, PKK’ya övgüler düzen sözde yazarlar mı dersiniz, Cumhurbaşkanı’na küfür edenler mi dersiniz; hepsi oradalar” ifadelerinin yer aldığı yazısında homofobik, ayrımcı ve nefret içerikli bir dil kullandı… Bunların bulunduğu bir fuara, niçin okul müdürlerimizin organize ettiği etkinliklerle, öğrenci taşıyoruz?” diyerek TÜYAP fuarına öğrencilerin götürülmemesi için MEB’e çağrı yaptı (14 Kasım).

“Sivil öldürecek olsak” yargılanıyor: Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi, Akit TV’de yayımlanan “Gün Başlıyor” isimli programda “Ben linç edildim.  Nişantaşı, Cihangir, Etiler soyut kavramdır” diyerek savunma yaptı. Keser programda Afrin’deki sivil ölümleri iddialarıyla ilgili “Sivil öldürecek olsak Cihangir’den başlarız, Nişantaşı, Etiler dimi yani bir sürü hain var. Türkiye Büyük Millet Meclisi var” diyen eski sunucu Ahmet Keser’i “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten yargılıyor. Keser “Ben linç edildim.  Nişantaşı, Cihangir, Etiler soyut kavramdır” diyerek asıl kendisinin mağdur olduğunu ileri sürdü (24 Ekim).

Tek Küçük temiz: Türkiye gazetesi köşe yazarı Cem Küçük, “Çok kötü yakalandınız Küçükbay tetikçileri” yazısında Barış Terkoğlu ve İsmail Saymaz gibi gazetecileri hedef aldı; “FETÖ’den para götüren Kemalist avukatları” yazmamakla suçladı; kendisine gelince yıllar sonra eski patronu Ahmet Küçükbay, “Beni satın alamayacağını bildiği için beni susturmak amacıyla her şeyi yaptı. Yazılarımı engelletti, sansürletti ve sonunda 8 Nisan 2016’da beni kovdurdu. Ama ben yine de yılmadım ve mücadeleye devam ettim” diye yazdı (12 Ekim).

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi (AYM), Ekim-Kasım-Aralık döneminde ikisi gazeteci, biri İnternet haber sitesi, biri de polis olmak üzere üç dosyadan Anayasanın güvence altına aldığı ifade özgürlüğü hakkının hiçe sayıldığı gerekçesiyle toplam 8 bin 227TL tutarında tazminata (mahkeme gideri dahil) hükmetti. 

AYM, risk taşımayan, iktidarın güvenlik politikalarına ters düşmeyecek dosyaları belirli ölçülerde gündemine alırken 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra gazetecilere yönelik keyfi tutuklama, ağır tecrit ve basın özgürlüğü ihlaline dayanan şikayetlerle ilgili 11 Ocak 2018’de bozduğu suskunluğuna bugüne kadar sürdürdü. Cumhuriyet gazetesi çalışanları ve diğer dosyalardan yargılanan medya çalışanları, başvuruları zamanında AYM Genel Kurulu’ndan karara bağlanmazsa dosyaları onanır onanmaz bu kez hükümlü olarak hapse girebilirler.

Geçen yılın aynı döneminde AYM, iki gazeteci (Ali Kıdık ve Hacı Boğatekin), bir yayıncı (İrfan Sancı) ve bir medya kuruluşunun (Bizim FM) yaptığı beş başvuruda ifade özgürlüğünün hukuka aykırı şekilde ihlal edildiği gerekçesiyle mahkeme gideri dahil toplam 17 bin 400 TL tazminata hükmetmişti. Ancak AYM, OHAL ile birlikte tutuklanan, kimisi 18 aydır ağır tecrit altında tutulan en az 22 gazetecinin bireysel başvurusunda sessiz kalmıştı. Hak ve hukuk çevreleri Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) keyfi tecrit ve uzun tutukluluğa müdahale etmemesini sorunlu buluyordu. 

2017 yılının tamamında da AYM, dört gazeteci, bir televizyon kanalı, bir radyo kanalı, bir yayıncı ve bir askerin başvurusunda Türkiye’yi giderler dahil 23 bin 427 TL tazminata mahkum etmişti. Ancak AYM, özellikle iki üyesi darbe girişimi sonrası tutuklanmasından sonra, OHAL altında tutuklanan 22 tutuklu gazetecinin “bireysel” başvurusunu 2017 boyunca gündemine almamıştı.

Gündem cezaları AYM yolunda: Avukat Özcan Kılıç, Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için 2016 yılında ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ yaptıkları için Ayşe Düzkan, Ragıp Duran, Mehmet Ali Çelebi’nin aldıkları hapis cezalarının İstinaf Mahkemesi’nce “dosyadaki eksiklikler incelenmeden apar topar onandığını” savundu; “Normalde istinaf mahkemesi der ki ‘bu adamın savunması alınmadı’ falan. Ama öyle olmadı. Vahim bir durum var. Karar elimize ulaştıktan sonra Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız” dedi (10 Aralık).

bianet AYM’de kazandı: AYM, bianet haber sitesinde 30 Ağustos 2006’da çıkan “Sıcak İş İlişkileri Değil Taciz” başlıklı habere erişim engeli getirilmesini ifade özgürlüğünün bir ihlali olarak değerlendirdi; kararı yeniden yargılama için İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderdi. Uzun yargı sürecinden sonuç alamayan site yetkilileri, 26 Ağustos 2015’te konuyu AYM’ye taşımıştı. AYM’de 30 Ekim’de çıkan ve 5651 Sayılı Internet Kanunu’nun 9. Maddesine dair pratiğe ışık tutan karar, Resmi Gazete’de yayımlandı (4 Aralık).

Polis AYM’de kazandı: AYM, bir eski polis memuru Hulusi Özkan’a, Facebook sayfasında paylaştığı “Eyyyy rütbeli zevat Size de Ölüm Var Bize de… Bunun hesabını orada Allah zaten soracak burada da Emniyet-Sen ..”şeklindeki yorum nedeniyle disiplin cezası verilmesini ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetti. Kararda,“Başvurucunun sözlerinin olayın bağlamından ve somut açıklamanın bütünlüğünden kopartılarak ele alınması suretiyle ortaya konan gerekçenin ilgili ve yeterli kabul edilmesi mümkün değildir” denildi. Başvurucuya giderleri karşılığında 227 TL ödenecek (4 Aralık).

AYM Cumhuriyet’e hak verdi: Anayasa Mahkemesi, 2015 yılında “Devletin Valileri” başlığıyla kaleme aldığı köşe yazısında, dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’u vatandaşa ‘gavat’ demesi nedeniyle eleştiren Cumhuriyet Yazarı Özgen Acar’ın yazısının erişime engellenmesini, “basın ve ifade özgürlüğünün ihlali” olarak nitelendirdi. AYM, Özgen Acar ve o dönemin cumhuriyet.com.tr sitesi yayın yönetmeni Oğuz Güven’e 4’er bin TL tazminat ödenmesine hükmetti ve erişim engeline son verilmesine karar Verdi (1 Aralık). 

Altı yılda AYM’ye 6 bin 667 ifade özgürlüğü şikayeti: 2012 yılından 30 Eylül 2018’e kadar AYM’ye ifade özgürlüğünün ihlali gerekçesiyle 6 bin 667 şikayet yapıldı. Bu toplam şikayetlerin yüzde 2’sini oluşturdu. Bireysel başvuru kapsamında da bin 566 başvuru gerçekleştirildi (1 Aralık).

Sarı’ya “299” cezası AYM’de: Evrensel gazetesi avukatları, “Kardeşçe, barış içinde, hürce yaşamak için hayır diyelim” yazılı mektubu yayımladığı gerekçesiyle sorumlu müdür Çağrı Sarı’ya Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten verdiği ertelemeli 11 ay 20 günlük hapis cezasını bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı (13 Kasım).

Ataman dosyası AYM’de: İki yılı aşkın süredir tutuklu bulunan gazeteci Ziya Ataman için avukatları Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, gazetecinin adil yargılanma hakkı ile güvenlik ve özgürlük hakkının ihlal edildiği savunuldu. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Bölümü Başkanı Avukat Veysel Ok, “Müvekkilim Ziya Ataman bölgede gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü için hedef alınmış sonrasında da değişen tanık ifadeleri dışında tek bir kanıt olmaksızın iki seneyi aşkın tutuklu kaldı. Çok ciddi sağlık sorunları bulunmasına rağmen bu süre boyunca da tahliye edilmedi” dedi. Ataman için tahliye ve 50 bin TL de tazminat talep edildi. 11 Nisan 2016’dan beri tutuklu bulunan eski dağıtımcı ve kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Ataman, 2015 yılında Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde meydana gelen olaylarla ilgili tanık ifadeleri üzerinden suçlanıyor (2 Kasım).

AYM’den ret: Anayasa Mahkemesi, Yeni Akit gazetesinin 2010 yılında CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın bir gazeteciyle olan telefon görüşmelerinin “Şok diyaloglar” başlığıyla haberleştirilmesine verilen para cezasını basın ve ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmedi. Baykal’ın istifasından beş ay sonra Anadolu’da Vakit gazetesi, imtiyaz sahibinin vefatı üzerine aldığı bir kararla yayın hayatına Yeni Akit adıyla devam etti (23 Ekim). 

AİHM

Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), ifade özgürlüğü bakımından Türkiye ile ilgili herhangi bir kararı kamuoyuna yansımadı. 

Önemli dosyalara öncelik verilmesini sağlayan Mayıs 2017’deki İç Tüzük değişikliğinin ardından Türkiye’den gelen tutuklu gazeteci başvurularıyla ilgili ilk kez 20 Mart 2018’de Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararlarıyla harekete geçen AİHM, yeniden sessizliğe büründü.

Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak gibi 15 Temmuz 2016 Darbe girişiminden hemen sonra tutuklanan birçok gazeteci, 2,5 yıl sonra, haklarında “haksız tutuklama” başvurularına ilişkin bir karar verilmesini bekliyor.

Türkiye’de yirmiye yakın tutuklu gazeteci dosyalarına, BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye, Avrupa Konseyi eski İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks ve dünyada ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanında faaliyet gösteren 13 hak örgütü de müdahil olmuştu.

Yılmaz için AİHM’e gidildi: Avukatları, “PKK üyeliği”nden yargılanan tutuklu gazeteci İdris Yılmaz için AİHM’e başvurdu. Avukat Zelal Pelin Doğan, başvurunun “özgürlük ve güvenlik hakkı” ile “adil yargılanma hakkı”nın ihlal edilmesi gerekçesine dayandığını bildirdi (31 Aralık).

AİHM’den Sayılğan’a öncelik: AİHM, savunmanlığını Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) yürüttüğü ve iki yılı aşkın süredir Trabzon Cezaevi’nde tutulan DİHA Ajansı (KHK ile kapatıldı) muhabiri İdris Sayılğan’ın Mahkemeye yaptığı başvuruyu öncelikli olarak inceleyeceğini duyurdu. MLSA avukatları Veysel Ok ve Barış Oflas ile Londra-merkezli medya yasal destek kuruluşu Media Legal Defense Initiative (MLDI) kuruluşundan Padraig Hughes’un yaptığı başvuruya gelen cevapta gazetecinin başvurusunun öncelikli olarak inceleneceği belirtildi (17 Aralık).

İki tutukluya AİHM tazminatı: AİHM, Tekirdağ Cezaevi’nde tutuklu Turan Günana ve Erzurum Cezaevi’ndeki Musa Kaya’nın koğuşunda yapılan aramada kaleme almış oldukları metne veya bulundurdukları yayınlara el konulmasını ifade özgürlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. AİHM, Türkiye’nin Günana ve Kaya’ya mahkeme gideri dahil toplam 3 bin 500’er avro (yaklaşık 42 bin TL) tazminat ödenmesine karar verdi (20 Kasım).

Sayılğan dosyası AİHM’de: MLSA ile Londra merkezli basın özgürlüğü örgütü Media Legal Defence Initiative (MLDI) avukatları, 24 Ekim 2016’dan beri “örgüt üyeliği” ve “terör propagandası” iddiasıyla tutuklu bulunan gazeteci İdris Sayılğan için AİHM’e başvurdu. Uluslararası bir örgütün bir gazetecinin AİHM başvurusuna destek vermesi Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor (9 Ekim).

RTÜK’ten haberler:

FOX TV ve Halk TV’ye ağır cezalar: RTÜK, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedef gösterdiği FOX TV spikeri Fatih Portakal’ın programı ile Halk TV’de oyuncular Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in “Halk Arenası” programına “Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etmek” iddiasıyla ceza verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatının girişimiyle harekete geçen RTÜK, Halk TV’ye beş kez, FOX TV’ye ise üç kez program durdurma cezası verdi. Bu cezayı bir yıl içerisinde ikinci kez alan televizyon kanalı kapatılıyor. Halk TV’de 21 Aralık günü yayınlanan “Uğur Dündar ile Halk Arenası” programını inceleyen uzmanlar 3 gün sonra verdiği raporda, Müjdat Gezen’in “Herkesi azarlıyor, herkese parmak sallıyor, herkese haddini bil diyor kardeşim böyle bir şey bak Recep Tayyip Erdoğan sen benim vatandanseverliğimi sorgulayamazsın, haddini bil” sözlerini cezaya gerekçe yaptı. Uzmanlar, Metin Akpınar’ın da “Bizim bu kargaşadan kurtulmamızın tek çaresi de demokrasi diye düşünüyorum. Oraya ulaşabilirsek ne ala, kavga dövüş olmaz, biz bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak her faşizmde olduğu gibi belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür” sözleriyle toplumda nefret duyguları oluşturmaya çalıştığını öne sürdü (26 Aralık).

“Milli İrade” RTÜK ilkesi oldu: RTÜK, Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri’ni güncelledi. Buna göre ilke listesine eklenen “Milli iradeye saygılı olmak” ve “Ailenin bütünlüğünü ve sürekliliğini desteklemek” maddeleri dikkat çekti (12 Aralık).

RTÜK’ten FOX TV ve Tele1’e ceza: RTÜK, “Kadın” isimli dizide “çarpık ilişkilerin konu alınması” iddiasıyla FOX TV’ye idari para cezası verilmesini kararlaştırdı. Dizide bir baldızı canlandıran karakterin, acil ihtiyacı olan ablasına ilik vermeye, eniştesiyle uygunsuz fotoğraflar çektirmek suretiyle razı olduğu ve bu fotoğrafları da şantaj için kullanmayı planladığının gösterildiği belirtildi. Kurul, Tele1 kanalına ise, “18 Dakika” programında Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin yaptığı yayınlarda “Türkiye’nin milli politikalarına aykırı, eleştiri sınırlarını aşan yorumlar” iddiasında bulunarak yaptırım uygulanmasına karar verdi (5 Aralık).

“Boşanma”yı RTÜK’e taşıdı: MHP Maraş Milletvekili Sefer Aycan, medyada yer alan boşanma haberlerini ‘özendirici’ bularak RTÜK’e şikayet etti. Aycan konuyu öncelikle TBMM gündemine taşıyarak boşanma hakkını “kötü bir hak” olarak tanımladı (1 Aralık).

RTÜK ceza tahsil edemiyor: Televizyonda yayınlanan programlara ceza kesen RTÜK’ün para cezalarını kuruluşlardan tahsil edemediği Sayıştay raporunda ortaya çıktı. Sayıştay’ın hazırladığı raporda RTÜK’ün 2013 ila 2017 yılları arasında beş yılda kestiği toplam 196 milyon 30 bin 277 liralık cezanın sadece yüzde 49,12’sini alabildiği yer aldı (13 Kasım). 

İktidara yakın medya da olunca: RTÜK, Bursa’da bir kadının 82 yaşındaki kayınvalidesini sokak ortasında dövdüğüne ilişkin görüntülerde, “İnsan onuruna ve hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” hükmüne aykırılık oluşturduğu iddiasıyla yapılan toplantıda 20 televizyon kanalına ceza çıkmadı. Kamuoyunda, listede hükümete yakın kanallar bulunması nedeniyle cezaya gidilmediği iddia edildi. Star, ATV, Kanal D, Show TV, Haber Türk, NTV, TV 8, Haber Global, tvDEN TGRT Haber, Kanal 7, 24, Beyaz TV, A Haber, Ülke Tv, Akit Tv, AS TV, KOZA TV, Olay TV ve HALK TV de değerlendirmeye alınmıştı (3 Kasım).

Şahin istedi RTÜK vermedi: Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, kendisi hakkında yapılan haberde FETÖ ile ilişkili olma suçlaması nedeniyle TV52’yi RTÜK’e şikayet etti. Ancak RTÜK’ün AKP’li üyelerinin oylarıyla “düzeltme ve cevap hakkı”nı kullanmadığı gerekçesiyle, kanala ceza verilmedi (17 Eylül).

TRT Diyanet’e “Gülen” cezası: RTÜK, Fethullah Gülen’in güftelediği “Bulanlar Hakkı Buldu” adlı eseri yayımladığı için TRT Diyanet kanalına “Terör faillerini terörün amaçlarına hizmet edecek şekilde sunamaz” gerekçesiyle ceza verdi. RTÜK cezası nedeniyle TRT Diyanet uyarılacak ve bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bildirilecek (14 Eylül).

Kanal D’ye “aldatma” cezası: RTÜK, “Koca Koca Yalanlar” dizisinde “erkeklerin eşlerini aldatmalarının normal bir davranış olarak gösterilmesi” gerekçe gösterilerek Kanal D’ye idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Dizide yer alan söz konusu sahne ve diyalogların ‘Türk aile yapısını ve toplumsal değerleri zedelediğini’ değerlendiren RTÜK, dizinin yayınlandığı Kanal D’ye idari para cezası uygulanmasına karar verdi (12 Eylül).

RTÜK’e dizi şikayetleri: RTÜK, yılın ilk 6 ayında en çok şikayeti reyting rekortmeni diziler için aldı. Bu dönemde dizilerle ilgili, geçen yılın aynı dönemine göre 5 kat artışla 30 bin 358 şikayet yapıldı. RTÜK Kamuoyu, Yayın Araştırmaları ve Ölçme Dairesi Başkanlığı’nın hazırladığı rapora göre, RTÜK’e bu yılın ilk 6 aylık döneminde toplam 69 bin 772 şikayet ulaştı (24 Ağustos).

ABD “duyarlılığı”: RTÜK, Başkanı İlhan Yerlikaya, ABD ürünlerinin ticari reklamı konularında medya kuruluşlarının ‘hassas davranmasını’ istedi (16 Ağustos).

Beyaz TV’ye “Oktar” cezası: RTÜK, Adnan Oktar’ın ağabeyi Kenan Oktar’ın 9 Ağustos’ta katıldığı “Beyaz Magazin” isimli programda, Oktar’ı İslam alimleri ve Muhammed peygamber ile bir tutarak öven ifadeler kullanması gerekçesiyle Beyaz TV’ye “dini duyguları rencide etmek”ten idari para cezası uyguladı (15 Ağustos).

Zarok TV’ye ceza: RTÜK, Gulamın Cızîra Botane” ve “Kurdistan pir şêrîne” şarkılarının sözlerinde yer alan “Kürdistan”, “doğunun dirilişi”, “Nusaybin’in direnişi” gibi ifadeler nedeniyle Kürtçe yayın yapan çocuk kanalı Zarok TV’ye ceza verdi. Cezaya dayanak olarak, 6112 Sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1-d bendinde yer alan “Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü ve haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz” hükmünün ihlal gösterildi (27 Temmuz).

RTÜK kararları: RTÜK, televizyon yayınlarına yaptığı inceleme sonucunda Halk TV’de Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında “Bu bir çete reisinin konuşmasıdır. Bu bir darbecinin konuşmasıdır” sözlerine ceza verirken Akit TV, A Haber, ATV, TGRT, radyo Ton gibi medya organlarında CHP milletvekillerine edilen küfürlere, Ahmet Maranki’nin iç savaş tehditlerine ceza vermedi. Diğer kanallardaki hakaret ve cinsiyetçi küfürlere de ceza vermeyen RTÜK’te bulunan MHP’li üyenin AKP’li üyelerden farklı oy kullanması dikkat çekti (3 Temmuz).

RTÜK: TV’lere 23 program ve 37 para cezası

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ekim-Kasım-Aralık 2018 döneminde haber, film ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına 23 program durdurma cezası ve 37 para cezası verirken radyo kuruluşlarına bu dönemde herhangi bir işlem yapılmadı. Kurul, TV’lere toplam 37 program durdurma ve 5.297.702 TL para cezası verdi.

(Reklam yayınlarının değerlendirme dışı bırakıldığı çalışma, RTÜK’ün 2 Ekim ile 29 Kasım 2018 tarihleri arasında gerçekleştirdiği sekiz toplantının kayıtları incelenerek hazırlandı).

RTÜK “Aşağılamak”tan bir para cezası; “Taraflılık”tan iki para cezası; “Düzeyiz Türkçe”den bir para cezası; “Düzeltme hakkını ihlal”den bir para cezası; “Çocuk ve gençlerin gelişimine zararlı yayın”dan dokuz para cezası; “Sigara yasağını ihlal”den yedi para cezası; “Şiddeti özendirmek”ten dört para cezası; “Ayrımcılık”tan iki para cezası; “uyuşturucuyu özendirme”den bir para cezası ve üç program durdurma cezası; “İnancı istismar”dan dokuz para cezası ve 20 program durdurma cezası verildi.

RTÜK, geçen yılın aynı döneminde haber, film ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına 13 program cezası ve 20 para cezası uygularken radyo kuruluşlarına bu yönde bir müeyyide uygulamamıştı. Kurul, Radyo ve TV’lere toplam 13 program durdurma ve 5 milyon 657 bin 740 TL idari para cezasına karar vermişti.

Kurul 2017 yılının tamamında ise, televizyonlara 11 uyarı, 82 para cezası ve 13 de yayın durdurma cezası; radyolara da 3 uyarı, 12 de para cezası vermişti. Yayın ilkelerini ihlalden verilen cezaların toplamı 21 milyon 333 bin 825 TL para cezası, 13 program durdurma, 94 para cezası ve 14 uyarı cezası olmuştu.

Aşağılama: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” ilkesine aykırılık iddiasıyla; 85.532 TL (TV8 – 85.532 TL) para cezası verildi.

Taraflılık: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; “Tarafsızlık gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz…”  ilkesine aykırılıktan  571.600 TL (FOX TV – 554.535 TL; Tele1 – 17.065 TL) para cezası verildi.

Düzeysiz Türkçe: 6112 sayılı Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan “Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır; dilin düzensiz, kaba ve argo kullanımına izin verilemez” ilkesini ihlalden 17.065 TL (Plus Music TV – 17.065 TL) para cezası verildi. 

Düzeltme hakkını inkar: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendinde yer alan “Kişi veya kuruluşların cevap ve düzeltme hakkına saygılı olmak zorundadır” ilkesinin ihlali gerekçe gösterilerek 554.535 TL (FOX TV – 554.535 TL)para cezası verildi.

Çocuk ve gençlerin gelişimi: 6112 sayılı Kanunun 8. maddesinin 2.  fıkrasında yer alan“Çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz”hükmünün ihlalden; 1.307.688 TL(FOX TV – 221.103 TL; Edessa TV – 17.065 TL; ATV – 193.271 TL; Show TV – 133.480 TL (2); Star TV – 159.967 TL (2); Kanal D – 141.970 TL; FOX TV – 147.385 TL) para cezası verildi.

Sigara yasağını ihlal: 4207 sayılı Kanunun 3. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Televizyonda yayınlanan programlarda, filmlerde, dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde tütün ürünleri kullanılamaz, görüntülerine yer verilemez” hükmünün ihlalden 96.712 TL (Plus Music TV- 13.816 TL (3); Maxi TV – 13.816 TL; Edessa TV – 13.816 TL; Maxi TV – 13.816 TL; Evin TV – 13.816 TL) para cezası verildi.

Şiddeti özendirme: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan; “Şiddeti özendirici ve kanıksatıcı olamaz” ilkesinin aykırılıktan; 2.100.113 TL (Show TV – 266.960 TL; Star TV – 319.933 TL; ATV – 1.018.060 TL; Kanal D – 495.160 TL) para cezası verildi.

Ayrımcılık: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan, “Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez” ilkesine aykırı yayın yapıldığı gerekçesiyle 393.807 TL (Halk TV – 17.065 TL; Kanal D – 376.742 TL) para cezası verildi.

Uyuşturucuyu özendirme: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan; “Alkol, tütün ürünleri ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı ile kumar oynamayı özendirici nitelikte olamaz” ilkesinin ihlalinden 17.065 TL para cezası (beIN Movies HD Stars – 17.065 TL) ve 3 kez yayın durdurma cezası (beIN Movies HD Stars – 3 yayın durdurma) verildi.

İnancı istismar: 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; “Toplumun millî ve manevî değerlerine … aykırı olamaz” ilkesine aykırılıktan; 153.585      TL (Ful TV – 17.065 TL (8); Farklı TV – 17.065 TL) ve  20 kez yayın durdurma cezası (Ful TV- 5 yayın durdurma (3); Farklı TV – 5 yayın durdurma) verildi. (EÖ/APA)

 

Sayfa Başı