MEDYA GÖZLEM VERİTABANI
ENGLISH
BİA MEDYA GÖZLEM / TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2018
Düzenlemeler, Tepkiler, Hak Aramalar
2018 3. Çeyrek Medya Gözlem Raporu - Düzenlemeler, Tepkiler, Hak Aramalar
Erol Önderoğlu - Bia Haber Merkezi 22/10/2018

2018’in üçüncü üç ayı Temmuz, Ağustos, Eylül günlerinde medyaya ve habercilere yönelik her türlü baskı ve tehdit Türkiye ve dünyadan haberciler ve gazetecilik örgütleri başta olmak üzere çok sayıda hak kuruluşu ve savunucusunun gündemindeydi.

TGC, TGS, RSF, IPI, ÇGD ve Basın Konseyi, CPJ, AKPM, DİSK Basın İş, Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Derneği, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti, G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu, IFEX gibi  sendika, meslek örgütü ve gazetecilik ve ifade özgürlüğü alanından çok sayıda örgüt bu üç ayı da Türkiye’de yaşanan ifade özgürlüğü, adil yargılama sorunlarına dikkat çekti, uygulamaları protesto etti. 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeleri Marianne Mikko ve Nigel Evans, KHK ile kapatılan Hayatın Sesi TV’nin üç yetkilisinin hapse mahkum edilmesini kınadı. İsveç Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, konuyu yazılı bir soru önergesiyle İsveç Parlamentosu’nun gündemine taşıdı.

Avusturya Hükümet Sözcüsü Peter Launsky-Tieffenthal  Ankara’da gözaltına alınan gazeteci Maz Zirngast’ın derhal serbest bırakılmasını istedi. Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Kati Piri, Cumhuriyet gazetesinde 7 Eylül’de yaşanan yönetim değişikliği sonrası istifalara dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı ve hükümet temsilcileri de Türkiye’de ve uluslararası platformlarda protestolara, raporlara tepki verdi, soruları yanıtlamak zorunda kaldı, hapis gazeteci sayılarını tartıştı. 

Temmuz-Ağustos-Eylül 2018 döneminde en az 85 gazeteci, köşe yazarı veya yazı işleri personeli işten çıkarıldı ya da bağlı bulundukları medya grubunun el değiştirmesi nedeniyle işte ayrılmaya itildi.

BİA Medya Gözlem’in bu bölümü düzenlemeler, raporlar, tepkiler, soru ve araştırma önergeleri, kanun teklifleri, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlardan, dayanışma, işten “Çıkarmalar/ayrılmalar” başlıklarından oluşuyor.  

Düzenlemeler

Cumhurbaşkanlık Hükümet Sistemi’nin kurumsallaştırılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir merkezileşme süreci yaşandı. Bu dönemde, RTÜK, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla; TRT ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığıyla ilgilendirildi. İnternetten radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin Yönetmeliği, TV ve radyo yayınlarına yayınlar yönünden RTÜK; lisans ve güvenlik yönünden MİT’e geniş yetkiler tanıyor.

Dijital fişleme yönetmelikte: RTÜK, İnternetten radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin Yönetmeliği, TV ve radyo yayınlarına geniş denetim ve sansür yetkisini, 25 Eylül’de gerçekleştirdiği toplantısıyla görüşüp oyçokluğuyla kabul etti. Yönetmelik taslağı, yayınlanmak üzere Cumhurbaşkanlığı’na gönderildi.

RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyeleri, “İnternet ortamından yayın lisansı verilen medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar; şirket ve ortaklık yapısına, programlarına, yayınlarını ileten platform işletmecilerine ve varsa abonelerine ilişkin Üst Kurul tarafından istenilen her türlü bilgi ve belgeyi belirtilen süre içerisinde vermekle yükümlüdürler” ifadelerini eleştirdiler.

CHP’li İlhan Taşçı “Bunun adı dijital fişlemedir” dedi ve itirazını açıkladı.

“Bu maddenin bu bendi, bu şekilde yürürlüğe girerse; kimin neyi ne kadar süre izlediği fişlenecek, kayıt altına alınacak demektir. Oysa bu veriler özel hayata ilişkin bilgilerdir. Adınız soyadınız ile başlar, adresiniz ile devam eder, izleme ve dinleme tercihlerine kadar tamamen kayıt altına alınmasıdır.”

Yönetmenlik, İnternetten yayın lisansı için MİT onayını da zorunlu kılıyor. Abone sayıları ve aboneliğe ilişkin her türlü bilgi rutin olarak her yılın sonunda platformlarca iletilecek. Ancak RTÜK, her istediğinde bu bilgileri alabilecek.

Böylece Netflix, Amazon Prime, BluTV, PuhuTV, Tivibu, Digitürk – Dilediğin Yerde, D-Smart Go, Turkcell TV+, Vodafone TV, FilBox gibi akıllı TV, İPTV olarak adlandırılan “online TV” platformlarının aboneleri ile abonelik sözleşmesi üzerinden kurduğu ilişkiye dair tüm kişisel bilgiler RTÜK ve BTK’nin, dolaylı olarak da hükümetin elinde olacak.

“Sürekli OHAL” endişesi: Olağanüstü hal (OHAL) uygulamalarını en az üç yıllığına kalıcı hale getiren yasa değişikliği, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. CMK’ya göre, tahliye talepleri üç gün içerisinde karar bağlanmak zorundaydı. Değişiklikle tahliye talebinin dosya üzerinden incelenmesinin yanı sıra talebin, 30 günlük tutukluluk incelemesi sırasında karara bağlanabilmesinin önü açıldı.

23 Ocak 2017 tarihli, 684 sayılı KHK ile gözaltı süresi, savcılık kararıyla uzatılması dahil, en fazla 14 gün olarak belirlendi. Bu süre şimdi, “toplu suçlarda” en fazla 12 gün oldu.

Düzenlemeye göre, Valiler, “kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hallerde 15 günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlayabilecek” (31 Temmuz).

155 bin pasaporta iptal kaldırıldı: İçişleri Bakanlığı, OHAL uygulamasının resmi olarak sonlandırılmasıyla, “yasal yönden sakınca bulunmadığı tespit edilen 155 bin 350 kişinin pasaportuna, eşleri nedeniyle konulan iptal şerhleri”ni kaldırdı (25 Temmuz).

RTÜK ve TRT, Cumhurbaşkanlık kurumu oldu: Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kültür ve Turizm Bakanlığıyla; Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığıyla ilgilendirildi. Türkiye’de sansürün kaldırılmasının 110. yıl dönümü 24 Temmuz’da yayınlanan kararnameye göre, İletişim Başkanlığı, görevini cumhurbaşkanı tarafından belirlenen amaçlara uygun olarak yönetecek (24 Temmuz).

İletişim Başkanlığı

14 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığı’na bağlı genel bütçeli bir İletişim Başkanlığı kuruldu.

İletişim Başkanlığı’nın görevleri

o   Devletin tanıtma siyasetinin ve tanıtma ile ilgili alanlarda Cumhurbaşkanınca belirlenecek stratejileri tespitine yardımcı olmak,

o   Tanıtma Fonu’na ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.

o   Kamuoyunun doğru bilgiyle aydınlatılması için bilgi akışını sağlamak.

o   Türkiye hakkındaki propaganda faaliyetlerini takip etmek, değerlendirmek,

o   Sorumlu kamu kuruluşları ile işbirliği yapmak, gerekli tedbirleri almak,

o   Basınla ilişkilerin düzenlenmesi için gerekli çalışmaları yapmak,

o   Başkanlığın görev alanıyla ilgili süreli ve süresiz yayınları planlayıp yayımlamak veya yayımlatmak.

o   Basın yayın kuruluşu mensuplarına basın kartı düzenlemek,

o   Basın Kartı Komisyonunun sekretarya faaliyetlerini yürütmek,

o   Basın yayın alanına yönelik yerli ve yabancı basın mensupları için mesleki eğitimler düzenlemek.

OHAL bitti ama: İktidarın 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan ettiği ve bugüne kadar yedi kez uzatılan OHAL uygulaması, 18 Temmuz gecesi sona erdi (18 Temmuz).

Tepkiler

Türkiye’nin gazeteci-Yazar Ragıp Zarakolu’nun KCK davası kapsamında kırmızı bülten çıkarması, Avusturyalı Max Zirngast’ın Ankara’da “örgüt üyeliği”nden tutuklanması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yaptığı resmi ziyaret, Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in “bir yıllık haksız tutukluluk”tan açtığı davanın reddedilmesi gibi medya özgürlüğünü kapsayan pek çok gelişme uluslararası tepkilere neden oldu. Ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeleri Marianne Mikko ve Nigel Evans de, KHK ile kapatılan Hayatın Sesi TV’nin üç yetkilisinin, “zincirleme şekilde IŞİD, PKK ve TAK propagandası”ndan hapse mahkum edilmesini kınadı; “Türkiye, AİHM içtihatlarına uygun bir şekilde gazetecilere korkusuz bir ortam sağlamalıdır” dedi.

Türkiye’de gazetecilik ve sendikal örgütler, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın barışçıl eylem yapma ve gazetecilerin eylemi izleme haklarının hukuka aykırı şekilde ihlal edilmesine tepki gösterdiler. Temmuz-Ağustos-Eylül dönemi, aynı zamanda TGC, TGS ve DİSK Basın-İş gibi kuruluşların, özellikle yerel veya muhalif gazeteleri güç durumda bırakan kağıt kriziyle ilgili girişim ve önerilerde bulundu; çağrı yaptılar.

Yönetmeliğe tepki: Radyo-TV ve internet üzerinden yapılan yayınlara MİT ve Emniyet’ten izin alma, servis platformlarına da abonelere ait özel verileri RTÜK ile paylaşma zorunluluğu getiren İnternette radyo ve TV yayınlarına ilişkin yönetmelik, TGS, DİSK Basın-İş, RSF ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in tepkilerine neden oldu.

“Türkiye en çok sosyal medya hesaplarını kapatan ülke oldu. Yeni bir durum yok. Durum çok ciddileşiyor ve kötüye gidiyor. Bu yönetmelik yazılı medyadan daha çok görsel medyayı etkileyebilir” dedi. TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Türkiye’de muhalif basına yönelik baskı politikaları son hızla devam ederken, basın ve ifade özgürlüğünün engellenemediği alan olan internet dünyasına RTÜK kanca attı.”

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren de, yönetmelik ile denetim dışındaki seslerin denetim altına alınmak istendiğini ifade etti.

RSF temsilcisi Erol Önderoğlu da, uygulamada gazetecilerin özel verilerinin ve haber kaynaklarının tehdit altında olacağını açıkladı (26 Eylül).

Almanya aydınları Erdoğan’a karşı: 40’tan fazla barış örgütü, akademisyen, gazeteci ve yazar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Eylül’de Almanya’ya yapacağı ziyaret öncesinde ortak bir açıklamayla, Türk hükümetiyle kirli pazarlığa son verilmesi istendi.

“Erdoğan göreve başladıktan bu yana Türkiye’de insan hakları ihlallerinin listesi sürekli uzadı. Aralarında Alman vatandaşlarının da olduğu pek çok kişi gözaltına alındı ve tutuklandı, medyaya yönelik baskılar yoğunlaştı, Kürt halkına karşı yerinden etme ve politik karşıtların görevden alınması gibi baskılar belgeleriyle ortaya konuldu.” (25 Eylül)

RSF memnun ancak: RSF Temsilcisi Erol Önderoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Miyase İlknur ve Diğerleri kararından memnuniyet duyduklarını açıkladı ve  ekledi:

“Temel sorun, Sulh Ceza Hakimlikleri ve mahkemelerin AYM kararlarına emsal olarak işlev kazandırmamalarındandır.” (25 Eylül)

Ok ve Önderoğlu Yücel davasında: Avukatı Veysel Ok, Türkiye’de bir yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in açtığı 2.9 milyon TL’lik tazminat davasının reddini eleştirdi: “Karar hukuka, anayasaya uygun bir karar olsaydı sonuç farklı olurdu.”

RSF Temsilcisi Erol Önderoğlu, “Gerekçeli kararı çok merak ediyoruz. Prosedüre aykırılık yoksa, bu mahkemenin Yücel’in uğradığı zararı tanıma sorumluluğundan kaçtığı anlamına gelir” dedi (25 Eylül).

Muhabirlere “zarf”a kınama: Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Konyaaltı Gençlik Derneği’nin (KONGED) bir basın toplantısına katılan yerel gazetelerin muhabirlerine zarf içinde para verildiğini savunarak uygulamayı kınadı. KONGED, tepkiler üzerine uygulaması için “abonelik ücreti” dedi (24 Eylül).

Saldırıya kınama: Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Derneği İhlas Haber Ajansı (İHA) Zonguldak muhabiri Barış Doğan ve gazetecilere yönelik saldırıyı kınadı (22 Eylül).

AKPM’den “TMK” tepkisi: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeleri Marianne Mikko ve Nigel Evans, KHK ile kapatılan Hayatın Sesi TV’nin üç yetkilisinin, “zincirleme şekilde IŞİD, PKK ve TAK propagandası yapıldığı” iddiasıyla 3 yıl 9’ar ay hapse mahkum edilmesini kınadı: “Türkiye, AİHM içtihatlarına uygun bir şekilde gazetecilere korkusuz bir ortam sağlamalıdır.” (21 Eylül)

TGC ve TGS kağıt krizine el attı: TGC, 11 Eylül ‘de İstanbul’da Basın Müzesi’nde yaygın ve yerel medyanın temsilcileriyle Gazetecilikte ve Yayıncılıkta Kağıt Sorunu Zirvesi düzenledi. TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun başkanlık yaptığı ve Türk basının temsilcilerinin katıldığı zirvede kağıt krizinin çözülmesi için gündeme gelen öneriler rapora dönüştürülerek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sunuldu. TGS de, “Kağıt sektöründe yaşanan kriz nedeniyle bir süredir zor durumda olan gazeteler için Basın İlan Kurumunun aldığı ‘çalışan sayısını’ düşürme kararı çözüm değil” şeklinde açıklama yaptı (18 Eylül).

Türkiye’nin Interpol hamlesi İsveç’te: Türkiye’nin gazeteci-Yazar Ragıp Zarakolu’nun KCK davası kapsamında kırmızı bültenle aranması için Interpol’a baş vurmasına tepki gösteren İsveç Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, konuyu yazılı bir soru önergesiyle İsveç Parlamentosu’nun gündemine taşıdı (16 Eylül)

Zirngast için çağrı: RSF Avusturya Şubesi, Ankara’da “örgüt üyeliği” şüphesiyle gözaltına alınan Maz Zirngast’ın derhal serbest bırakılmasını istedi. Avusturya Hükümet Sözcüsü Peter Launsky-Tieffenthal de “Avusturya hükümeti Türkiye’yi ya gözaltının gerekçelerinin açıklamaya ya da gazeteciyi derhal serbest bırakmaya davet ediyor” açıklaması yaptı (12 Eylül).

Piri’den Cumhuriyet tepkisi: Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Kati Piri, Cumhuriyet gazetesinde 7 Eylül’de yaşanan yönetim değişikliğinin ardından yaşanan istifaları, Twitter’dan, “Baskınlar, yasal işlemler, gazetecilerin tutuklanması ve hapis cezası almasının ardından, son bağımsız gazete Cumhuriyet şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı hizada olan aşırı ulusalcıların yönetimine geçti” sözleriyle değerlendirdi (9 Eylül).

RSF’den Interpol tepkisi: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, gazeteci ve yayıncı Ragıp Zarakolu hakkında İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin İnterpol aracılığıyla Kırmızı Bülten çıkarılmasını talep etmesine tepki gösterdi; “Kırmızı Bülten, gazetecilik ve kanaatleri bastırmaya alet edilemez” dedi (7 Eylül).

DİSK Basın-İş’ten tepki: DİSK Basın-İş, Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği sonucunda yaşanan işten çıkarmaları “Cumhuriyet’te yeni yönetiminin ilk hedefi DİSK’liler oldu. Cumhuriyet davasının savcılık tanıklıkları işe gazeteciliği ve editoryal bağımsızlığı savunmaya devam eden Başkanımız Faruk Eren ve üyemiz Bülent Özdoğan’ın görevine son vererek başladı” sözleriyle eleştirdi (7 Eylül).

TGS’nin “kâğıt fiyatı” endişesi: TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Akarca ile gazete ve yayınevlerinin kâğıt sorununu görüştü; dövizdeki artış nedeniyle yazılı basının girdiği ekonomik darboğazı anlatarak sendikanın çözüm önerilerini sundu. Durmuş, basın ilan kurumunun gazetelere sağladığı ilân gelirinin artırılması, kâğıtta KDV’nin sıfırlanması ve hükümetin kâğıt sübvansiyonu yapması gibi önlemlerin alınabileceğini anlattı (4 Eylül).

Saldırıya kınama: Trabzon Gazeteciler Cemiyeti, Kuzey Ekspres Gazetesi’nin Spor müdürü Hamza Mısır’ın işyerinden çıkarken saldırıya uğramasını kınadı (2 Eylül),

Gözaltı ve şiddete kınama: TGC, DİSK Basın-İş, TGS ve RSF, Cumartesi Anneleri/İnsanları için düzenlenen 700. Eyleme ağabeyi Hayretin Eren’i yetkililerden sormak için katılan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren’in gözaltına alınmasını ve polisin eylemi izleyen habercileri hedef almasını kınadı (25 Ağustos).

TGS’den kağıt uyarısı: TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Türk Lirası’nın döviz  artışında değer kaybetmesiyle basın emekçilerinin işsizlikle karşı karşıya kaldığını vurguladı; iktidara seslenerek, SEKA’nın özelleştirilmesiyle kağıtta da Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğine dikkat çekti.

“Gazetelerin bağımsız bir yayın yapabilmesi için kağıt sübvansiyonu gereklidir. Türkiye yeniden kağıdını kendisi üretir hale gelmelidir.”

Aydınlık gazetesi de, “İthal Kağıtla Milli Basın Olmaz” manşetiyle baskıya üç gün ara vereceklerini, 25 Ağustos’ta yeniden satışta olacağını duyurdu (21 Ağustos).

DİSK Basın İş’ten kağıt uyarısı: DİSK Basın İş, TL’nin Dolar karşısında değer kaybetmesi üzerine bir açıklama yaptı.

“Ulusal gazeteleri basan matbaalarda büyük çapta işten çıkarmalar gündeme gelecek… TL’deki değer kaybı, basın yayın ve gazetecilik sektörünü etkilemesi emekçilerin değil AKP politikalarının ve tek adam rejiminin sonucudur.” (16 Ağustos)

Bayram değil: TGC, Kurban Bayramı açıklamasında, “Bir bayramı daha cezaevinde geçirecek olan gazeteci milletvekili Enis Berberoğlu’nun ve tutuklu gazetecilerin özgürlüklerine kavuşturulmasını talep ediyoruz… Haber yapmak, yazı yazmak, düşünceyi ifade etmek demokratik ülkelerde suç değildir. Bizde de suç olmamalıdır. Ancak gazetecilik faaliyetinin bir suç olduğu iddia edilerek gazetecilere ağır bedeller ödetilmiştir” dedi (16 Ağustos).

Konseyden uyarı: Basın Konseyi, medya alanında çalışanların karşılaştığı baskılara, işten atmalara ve gazetecilerin tutuklanmasına tepki göstererek ifade ve basın özgürlüğünün ortadan kaldırılarak ‘tek sesli’ bir medya yaratıldığına dikkat çekti. Açıklamada, “24 Haziran seçim kampanyasında daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi vaat edilirken, seçim sonrasında basın özgürlüğünün hızla geriye gittiği, neredeyse tek sesli medyanın yaratıldığı, muhalif görüş ve sese tahammül gösterilmediği bir konumuna gelindi” denildi  (15 Ağustos).

Geçgel için çağrı: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, Antalya’da spor programı sunduğu Koza TV kanalına giderken kimliği belirsiz kişilerin saldırısına uğrayan gazeteci Koray Geçgel’e geçmiş olsun diledi; “Sorumluların hesap vermesini bekliyoruz” dedi (15 Ağustos).

Kriz paylaşımlarına soruşturmaya tepki: TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ve RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, başsavcılıkların ABD’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırılmalarıyla girilen krizle ilgili “Ekonomi güvenliğini tehdit”, “ekonomik saldırılara hizmet etmek” şüphesiyle attığı soruşturmaların medya özgürlüğü bakımından caydırıcı etki gösterebileceğini bildirdi.

Eren: “Ekonomideki bir dalgalanmayı bile konuşmayı engellemeye çalışıyorlar.”

Önderoğlu: “eleştirel gazeteciliğin meşru rolünün hedef alınmasından endişe duyarız.” Durmuş: “Krizin nedeni haber değil yanlış politikalar.” (13 Ağustos)

İşten çıkarmaya tepki: RSF’den Erol Önderoğlu, FOX TV Ankara Temsilcisi Gazeteci Sedat Bozkurt’un kanaldaki görevine son verilmesini, “Türkiye medya girişimcilerinin yayın medyanın eleştirel gücünü dibe çekmede tartışmasız, ağır bir sorumluluğu var. Bozkurt’un görevine son verilmesi de gerçek gazeteciliğin tasfiyesinde bu ileri aşamaya işaret eder“ sözleriyle eleştirdi (11 Ağustos).

25 aylık Wikipedia sansürüne tepki: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, dünyanın en büyük İnternet ansiklopedisi Wikipedia’nın 29 Nisan 2017’den beri Türkiye toplumuna kapalı olmasını eleştirdi; “Anayasa Mahkemesi, örneğin okur olarak Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak’ın yaptığı başvuruyu neden sonuçlandırmıyor?” dedi (9 Ağustos).

IFEX’ten karikatür kampanyası: Uluslararası ifade özgürlüğü savunucuları örgütü IFEX, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve 72 CHP vekiline soruşturma getiren “Tayyipler Alemi’ karikatürünü kampanya konusu yaptı. IFEX, “Tayyipler Alemi’ni paylaşın, Hicvin suç olmadığını Türkiye’ye anlatın” mesajı verdi (8 Ağustos).

IPI adalet istedi: IPI, Nedim Türfent ve birçok gazetecinin adil yargılanma haklarının ellerinden alındığını, mahkemede bulunma ve hukuki desteğe erişimlerinin kısıtlandığını bildirdi (4 Ağustos).

Gönültaş’a destek: IŞİD mağduru Ezidi kadınların durumu gündeme getiren gazeteci Hale Gönültaş’ın tehdit edilmesini kınayan RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, “İktidarı söz konusu tehditleri ciddiye almaya çağırıyoruz” dedi (3 Ağustos).

Bayram değil! Sansürün kaldırılmasının 110. Yılı olarak gündeme gelen 24 Temmuz’da TGC, TGS, DİSK Basın İş ve Basın Konseyi gibi çok sayıda gazetecilik örgütü, sansürün de medyaya yönelik ihlallerinin de Türkiye’de sürdüğünü bildirdi.

TGC: “Gelişmiş çağdaş ülkelerin arasında yer almanın ancak temel hak ve özgürlüklere sahip, birbiriyle barışık bir toplumla gerçekleşeceğini düşünüyoruz ve bu amaçla cezaevlerinde tutuklu gazetecilerin de özgürlüğüne kavuşmalarını bekliyoruz.”

TGS: “İktidarın medyanın yüzde 95’ini kontrolü altına aldığı kalan yüzde 5’lik kesimi cezalarla, tutuklamalarla baskı altına aldığı, ekonomik olarak sürdürülemez bıraktığı bir dönemden geçiyoruz

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren: “Artık bu günü kutlamak şaka gibi bir şeydir. Fiili olarak sansür, oto-sansür hâlâ yürürlüktedir. Sansürsüz yayın yapan gazeteler, televizyon kanalları, internet siteleri, haber ajansları ise büyük bir tehdit altındadır.”

Basın Konseyi: “Bugün Türkiye, dünya ifade ve basın özgürlüğü sıralamasında en sonlarda yer alıyor. Hiçbir dönemde olmadığı sayıda gazeteci ve yazar, ya cezaevlerinde; ya da mahkemelerde açılan binlerce davada sanık olarak yargılanıyor.” (24 Temmuz).

G9’den TRT uyarısı: G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu, “TRT’nin deneyimli, bilgili, birikimli yayıncılarını kurumdan uzaklaştırmak için  AKP 10 yılda üçüncü emekliliğe teşvik düzenlemesini yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisini devre dışı bırakarak ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle  ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yöneten AKP, TRT tarihinin en büyük kadrolaşma harekatını başlattı” açıklaması yaptı (20 Temmuz).

Baskı hak örgütlerine uzandı: RSF, Türkiye’de araştırmacı gazetecilere karşı baskıların onlara destek veren sivil toplum örgütlerine uzandığını bildirdi: “Haberciliğin ‘yerli ve millilik’ ile dışlanmasına son verilmeli” (17 Temmuz).

RSF’den tazminat davasına eleştiri: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, Binali Yıldırım ve oğulları Erkam ve Bülent Yıldırım’ın Cumhuriyet gazetesinin Paradise Papers haberlerine açtığı, 6 Eylül’e bırakılan 500 bin TL’lik tazminat davasının reddedilmesini beklediklerini bildirdi; “Pelin Ünker ve gazete yetkilisi Orhan Erinç sadece gazetecilik yaptı. Gazetecilik de suç değildir” dedi (17 Temmuz).

IPI tedbir istedi: Uluslararası Basın Enstitüsü, Avrupa Parlamentosu üyeleriyle kaleme aldığı ortak mektubunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, “MHP lideri ve suç örgütü lideri Çakıcı”nın gazetecileri hedef alan “kara listelerinin” ardından gazetecilerin güvenliği için gerekli tedbirleri almasını talep etti (15 Temmuz).

ETHA sanıklarına destek: CHP eski milletvekili Barış Yarkadaş, TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu’ndan Gülfem Karataş, DİSK Basın İş Temsilcisi Aylin Kaplan, JinNews muhabiri Evrim Kepenek dahil birçok kişi, tutuklu ETHA muhabiri Havva Cuştan ve ETHA editörü İsminaz Temel’in yargılanacakları dava öncesi destek için basın açıklaması yaptı (11 Temmuz).

Basın kartı vermek Cumhurbaşkanlığı işi değil

Sarı Basın Kartı’nın, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce (BYEGM) verilmesine zaten tepkili olan basın meslek örgütlerinden TGS, DİSK Basın-İş, KESK’e bağlı Haber Sen ve ÇGD, yetkinin Cumhurbaşkanlığı’na devredilmesini eleştirdi.

TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş: “Gelişmiş ülkelerde gazetecilere basın kartını, üyesi olduğu sendikalar veriyor. Türkiye’de de böyle olmalı.”

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren: “Sarı Basın Kartı’nın Cumhurbaşkanlığına devredilmesi, varolan sorunun katmerli hale gelmesi demek. Başbakanlık kartı keyfi veriyordu, bu keyfiyet daha da artacak.”

KESK- Haber Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Burak Ustaoğlu: “Bir dönem meslek örgütleri basın kartı komisyonunda kısmen etkin olmuş olsa da son dönemde tamamen devlet eliyle verilmeye başlanmıştı.”

ÇGD açıklaması: “Bu yetkinin Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kuruma devredilmiş olması hem ayrıcalıkların hem sansürün artırılması anlamına geliyor.” (10 Temmuz).

Geçici yayın yasağına kınama: Çorlu’daki ölümlü tren kazasında Başbakanlığın kararlaştırdığı geçici yayın yasağına RSF, TGS ve TGC tepki gösterdi. TGC, “Yayın yasaklarından vazgeçilmesini, gazetecilerin görevlerini yapmalarının ve halkın bilgi edinme hakkının engellenmemesini istiyoruz” dedi (9 Temmuz).

İşten çıkarmalara tepki: DİSK/Basın-İş, Ciner Grubu’nun Habertürk gazetesini kapatmasının değerlendirdi.

”Çalışanların bir kısmını diğer yayınlara aktaracaklarını ifade etseler de bunun çalışanların tepkisini azaltmayı amaçladığını biliyoruz. Kısa süre sonra diğer şirketlerde de tenkisat yaşanacaktır.” (9 Temmuz).

Muhabir Oruç için çağrı: Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü Ayşe Güney, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ) Sözcüsü Hakkı Boltan ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, kapatılan DİHA muhabiri Şerife Oruç’un Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüt üyeliği”nden yargılandığı davanın 9 Temmuz’daki duruşması için  öncesi dayanışma çağrısı yaptı (6 Temmuz).

Çakıcı tehditlerine kınama: TGC, organize suç örgütü liderliğinden hükümlü Alaattin Çakıcı’nın Karar gazetesi yetkili ve köşe yazarlarına yönelik saldırı tehditlerini kınadı.

“Kimi siyasetçilerden icazet alan bir şehir kabadayısının bazı gazetecileri isim vererek ölümle tehdit etmesi konunun ne denli ciddi olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’de gazeteciler için suç oluştururken fevkalade hassas davranan cumhuriyet savcılarımız umarız bu tehditlerle ilgili adli sürecin de aynı hassasiyetle sonuçlandırılmasını sağlarlar.” (3 Temmuz).

Soru ve araştırma önergeleri / Kanun teklifleri

Temmuz-Ağustos-Eylül 2018 döneminde, HDP ve CHP milletvekilleri sundukları soru önergeleri yoluyla, Türkiye’de medya ve ifade özgürlüğüne ilişkin sorunları Meclis gündemine taşıdılar.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, THY’nin uçaklarda Cumhuriyet gazetesinin dağıtımını durdurduğunu açıklaması sonrası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a basın yoluyla, “Sabah, Yeni Şafak, Milat, Diriliş Postası, Akit başta olmak üzere hükümet yanlısı gazeteler THY uçuşlarında dağıtılırken neden toplam tirajları 500 bini bulan Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Evrensel ve Yeni Çağ gazeteleri dağıtılmamaktadır?” diye sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, gazetecilerin mesleki faaliyetlerinden dolayı tutuksuz yargılanmasına dair kanun teklifi verdi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumhuriyet gazetesi haber koordinatörü Aykut Küçükkaya’ya ait “İhale Partisi” haberine yayın yasağı getirilmesini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın dikkatine sundu. “Son 5 yılda AKP Hükümeti hakkında kaç habere yasak getirilmiştir?” sorusuna da yer verdi.

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, ÇGD’nin gazeteciliğe dönük saldırılara dair açıklamasını TBMM’de okudu.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, yüzde 93 engelli ve felçli olan gazeteci Metin Duran tahliye olana kadar da Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüştü. HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, cezaevindeki gazetecilerin karşılaştıkları hak ihlali iddialarını Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı bir soru önergesi sundu.

CHP, THY’de gazete ayrımcılığını sordu: CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, THY’nin uçaklarda Cumhuriyet gazetesinin dağıtımını durdurduğunu açıklaması sonrası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a basın yoluyla, “Sabah, Yeni Şafak, Milat, Diriliş Postası, Akit başta olmak üzere hükümet yanlısı gazeteler THY uçuşlarında dağıtılırken neden toplam tirajları 500 bini bulan Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Evrensel ve Yeni Çağ gazeteleri dağıtılmamaktadır?” şeklinde soru sordu. Antmen, “Meclis İç Tüzüğü nedeniyle yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanına soru önergesi veremediği” için sorusunu basın yoluyla paylaştı (14 Eylül).

Duran için HDP girişimi: HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, yüzde 93 engelli ve felçli olduğu halde beş aydır Sincan 2 No’lu Kapalı Cezaevi’nde tutulan gazeteci Metin Duran’ın tahliye edilmesi için Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüştü. Duran, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla  3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına mahkum edilmiş, cezanın onanması üzerine de 30 Mart’ta hapishaneye konulmuştu (1 Eylül).

CHP’den Kanun Teklifi: CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal mesleki faaliyetlerinden dolayı haklarında dava açılan gazetecilerin tutuksuz yargılanmasına dair kanun teklifi verdi. 5187 sayılı Basın Kanunu ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik teklif eden Tanal, “İktidar, cezaevinde gazetecilik faaliyetinden dolayı yatan kimse yok dese de biz biliyoruz ki asıl sebep muhalif birer gazeteci olmaları. Kanun teklifim yasalaşmalı ve gazeteci tutuklanma korkusuyla haber yapmamalıdır” dedi (20 Ağustos).

Sansür CHP önergesinde: CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumhuriyet gazetesi haber koordinatörü Aykut Küçükkaya’nın 10 Nisan 2017 tarihli “İhale Partisi” başlıklı haberine yayın yasağı getirilmesi üzerine, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle, Mecliste bir soru önergesine konu yaptı. Önergede, “Son 5 yılda AKP Hükümeti hakkında kaç habere yasak getirilmiştir? Bu haberlerin kaçı ihale ve yolsuzluklarla ilgilidir?” gibi sorular da vardı (3 Ağustos).

Çakırözer Meclise “basın özgürlüğü”nü taşıdı: CHP Milletvekili Utku Çakırözer, ÇGD’nin gazeteciliğe dönük saldırılara dair açıklamasını TBMM’de okudu. Yönetim idaresinin tek merkezde toplanmasının en ağır sonuçlardan birini gazetecilik alanında yaşandığı Çakırözer, “Yıllardır siyasi iktidar-sermaye işbirliğiyle kontrol altına alınmaya çalışılan mesleğimiz, geldiğimiz aşamada, siyasi iktidarın sermaye üzerinde kurduğu mutlak hâkimiyetle artık dört duvar arasına hapsedilmek istenmektedir” dedi (2 Ağustos).

Mahpuslara yönelik ihlaller önergede: HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, cezaevindeki gazetecilerin karşılaştıkları hak ihlali iddialarını Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı bir soru önergesi sundu. Taşdemir, Van Erciş’te çıkan Gazete Yaşam’ın genel yayın yönetmeni İdris Yılmaz’ın Elazığ Cezaevi’nde yedi ay tecritte tutulması, Van M tipi Kapalı Cezaevinde tutulan kapatılan DİHA muhabiri Ziya Ataman’a zorlu belge imzalatılması gibi hak ihlali iddialarını gündeme getirdi.

“Türkiye’de tutuklu gazeteciler sorunu giderek derinleşen, yargılamaların keyfi bir hal aldığı ve adil yargılama hakkının gasp edildiği ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. İşkence iddiaları neden araştırılmıyor.” (24 Temmuz).

TRT World maaşları önergede: CHP Denizli Milletvekili H. Teoman Sancar, TRT World’de Expat (çalıştıkları firma tarafından yurtdışında başka görevlere gönderilen kişiler) kadrosunda 22 bin avro (yaklaşık 125 bin TL) maaş alan personel olduğu iddiasını Meclise taşıdı. Sancar, TRT’de 20 bin dolar maaş alanların da olup olmadığının açıklanmasını istedi (18 Temmuz).

Dayanışma

MLSA’nın “Faili Meçhul: Gazeteci Cinayetlerinde Cezasızlıkla Mücadele” paneli, 2017’da Malta öldürülen gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın oğlu Matthew Caruana Galizia’yı Türkiye’de katledilmiş gazetecilerin yakınları olan Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu; Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe’yi bir araya getirdi.

  1. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, TMMOB’nin Karaköy’deki binasında düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin bu yılki Basın Özgürlüğü Ödülü törenle, Uluslararası Basın Enstitüsü adına, Türkiye Temsilcisi Kadri Gürsel’e verildi.

Red Hack dosyası, Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin altı çalışanının yargılandığı dava ve Artı TV Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş ile gazeteci Hayri Demir’in yargılandığı pek çok dava gazetecilik örgüt temsilcilerince de takip edildi.

Musa Anter Ödülleri verildi: 26. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri TMMOB’nin Karaköy’deki binasında düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Bu yıl Yeni Yaşam gazetesinin düzenlediği Ödüllere ilişkin törene, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve HDP milletvekilleri, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DBP yöneticileri, Gezi döneminde hayatını kaybedenlerin yakınları, Cumartesi Anneleri/İnsanları, İHD İstanbul Şubesi, Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, DİSK Basın-İş, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu, Mezopotamya Kültür Merkezi ve çok sayıda gazeteci katıldı (21 Eylül).

Anter anıldı: Diyarbakır’ın Seyrantepe Mahallesi’nde 20 Eylül 1992’de öldürülen gazeteci ve yazar Musa Anter (Apê Musa) vurulduğu yere, sevenleri ve meslektaşlarının katıldığı bir eylemde, karanfil bırakılarak anıldı. Devlet, derin devlet ilişkilerine dair Susurluk Raporu’nda Anter cinayetini kabul etmiş ancak operasyondan pişmanlık duyulduğunu bildirmişti (20 Eylül).

Davada dayanışma: Eski Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın Red Hack’in ele geçirilen kişisel e-posta hesabındaki bilgileri haberleştirdikleri için altı gazetecinin yargılandığı davayı, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, RSF Temsilcisi Erol Önderoğlu, Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ) Sözcüsü Hakkı Boltan, Evrensel gazetesi yayın yönetmeni Fatih Polat, Evrensel gazetesi yazarı Ceren Sözeri ve Britanya PEN temsilcisi Debbie Luxon da izledi (13 Eylül).

Davaya ilgi: Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin altı çalışanının yargılandığı davayı aileler, yabancı heyetler, HDP Milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Ali Kenanoğlu, Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çağdaş Kaplan da izledi (12 Eylül).

IPI’ya ödül: Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin 7. kez düzenlediği Basın Özgürlüğü Ödülü, bu yıl Uluslararası Basın Enstitüsü adına, Türkiye Temsilcisi Kadri Gürsel’e Hikmet Şimşek Sanat Merkezi’nde düzenlenen bir törenle verildi. Kurumun, Türkiye’deki bağımsız ve özgür basın kuruluşlarının desteklenmesi amacıyla geçtiğimiz aylarda başlattığı abonelik (Subscribe) ve gazete alma kampanyası ödüle gerekçe olarak gösterildi (7 Eylül).

MLSA’dan cezasızlık paneli: Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), İstanbul’daki İsveç Başkonsolosluğu’nda düzenlediği “Faili Meçhul: Gazeteci Cinayetlerinde Cezasızlıkla Mücadele” başlıklı panelde 2017’de Malta’da öldürülen gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın oğlu Matthew Caruana Galizia; aracına konan bombayla öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu; vurularak öldürülen gazeteci, yazar Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ve gözaltında öldürülen gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe’yi bir araya geldi. İsveç Konsolosluğu’ndaki panelde faili meçhul cinayetlerde cezasızlıkla mücadele etmek için neler yapılabileceği tartışıldı (6 Eylül)

Hürtaş ve Demir’le dayanışma: Artı TV Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş ile gazeteci Hayri Demir’in Afrin Operasyonu paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası” ve “kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla yargılandığı davayı RSF, ÇGD, TGS, İHD ve P24 temsilcileri de dayanışma için izledi (6 Eylül).

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlardan

Cumhurbaşkanı Erdoğan AKP Kadın Kolları Kongresi’nde düşünce özgürlüğü vaat etti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD merkezli Newsweek dergisinde çıkan “Erdoğan Kürtleri bastırıp Osmanlının fikirlerini yeniden canlandırmak istiyor” başlıklı makale için “Türkiye konusunda en kötü yazılarından biri” dedi.

Cumhurbaşkanlık Hükümet Sistemi nedeniyle işi azalan Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde kapatılan HaberTürk gazetesinin Başbakanlık muhabirleriyle sohbet etti; “Siz de benim gibi işsiz güçsüz bir vaziyete düştünüz. Allah bir kapıyı kapar, bir kapıyı açar derler, hepimiz için. Sizin çalışmalarınızdan memnunuz, hiç bizi üzmediniz, yormadınız… … Birini kapattık, biri kaldı” diye konuştu.

Erdoğan hala “vaat”te: “Bu ülkede artık inanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü kavgası olmayacak. Herkes inancında serbest. İnancını serbestçe yaşayacak. Fikir ve düşünce özgürlüğünde düşündüğünü, inandığını rahatça söyleyecek. Başı açık- başı kapalı tartışması olmayacak” dedi (Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Kadın Kolları Kongresi’nde inanç ve fikir özgürlüğüne değindi; 4 Ağustos).

Kalın’dan Newsweek’e: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD merkezli Newsweek dergisinde çıkan “Erdoğan Kürtleri bastırıp Osmanlının fikirlerini yeniden canlandırmak istiyor” başlıklı makale için “Türkiye konusunda en kötü yazılarından biri… PKK ve FETÖ terör örgütleri propagandasının, gerçekler ve ideolojik paranoya olarak analiz edilerek sunuldu” dedi; 4 Ağustos).

Yıldırım’dan “Birini kapattık, biri kaldı”: “Siz de benim gibi işsiz güçsüz bir vaziyete düştünüz. Her şeyin bir başı bir de sonu var. Allah bir kapıyı kapar, bir kapıyı açar derler, hepimiz için. Sizin çalışmalarınızdan memnunuz, hiç bizi üzmediniz, yormadınız… (Kapatılan HaberTürk gazetesi için, gülerek) Birini kapattık, biri kaldı. (Muhabirlerin, ‘Ama 400 arkadaşımız işsiz kaldı’ demesi üzerine)… onlar da bizim gibi işsiz kaldı” (Başbakan Yıldırım, Başbakanlık muhabirleri ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi; 6 Temmuz).

İşten “Çıkarmalar/Ayrılmalar”

Temmuz-Ağustos-Eylül 2018 döneminde en az 85 gazeteci, köşe yazarı veya yazı işleri personeli işten çıkarıldı ya da bağlı bulundukları medya grubunun el değiştirmesi nedeniyle işte ayrılmaya itildi.

Geçen yılın aynı döneminde ise 109 gazeteci ve medya çalışanı işten çıkarılmış veya işten çıkmak zorunda bırakılmıştı. Sadece Doğan Haber Ajansı’ndan İzmir’de dört, ülke genelinde 100’e yakın basın emekçisinin işten çıkarıldığı açıklanmıştı.

2017 yılının tamamında ise 166 gazeteci ve medya çalışanı işten çıkarılmış, işten çıkmak zorunda bırakılmış veya hazırladıkları/sundukları programlar sonlandırılınca işlerine son verilmişti.

Demirel’den iki hak arama girişimi: İstanbul 5. İş mahkemesi, gazeteci Ferid Demirel’in Rudaw medya kuruluşuna karşı açtığı davada, iki yılın ardından, kıdem ve ihbar tazminatının Basın İş Kanunu kapsamında ödenmesine hükmetti. Ayrıca, Sputnik Türkiye’nin eski bir çalışanı da olan Demirel, işe iade talebine ilişkin Bakırköy 16. İş Mahkemesi’nin ret kararını İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi’ne taşıdı (18 Eylül).

Yılmaz Hürriyet’ten ayrıldı: Türkiye medyasında en fazla sayıda dergi ve gazeteyi yayına geçiren isim olan Mehmet Y. Yılmaz, yaklaşık 13 yıldır yazdığı ve son dönemde Demirören Holding’e satılan Hürriyet gazetesinden ayrıldı (17 Eylül).

Dünya’da 40 işten çıkarma: Dünya gazetesi, aralarında genel yayın yönetmen yardımcıları İbrahim Ekinci ve Talip Aktaş ile Yayın Koordinatörü Özgür Taşpınar dahil 40 çalışanın işine iki gün içerisinde son verdi. Gazetenin, çalışanların maaşlarını bir süredir ödeyemediği, işten çıkarılanların da tazminatlarını alamama endişesi taşıdığı ifade ediliyor (14 Eylül).

Akyol’un yazılarına son: Doğan Grubu’nun Demirören Medya Grubu’na satılmasının ardından Hürriyet gazetesinin yazar kadrosunda görevden almalar Ekim 2011’den beri gazetede yazan Taha Akyol ile sürdü. Akyol, 14 Eylül 2018 tarihli veda yazısında, “Yazarlıkta en zor olan, veda yazısı yazmaktır. Hele de yıllarca birlikte olduğu okurlara, yıllarca çalıştığı kurumlara veda etmek daha bir zordur” dedi (14 Eylül).

Yeni Cumhuriyet’te işten çıkarma ve ayrılmalar: Cumhuriyet gazetesinin sahibi olan Cumhuriyet Vakfı’nın gerçekleştirdiği yönetim toplantısı sonucunda gazetenin yönetim kurulunun değişmesi üzerine genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu, yazı işleri müdürleri Faruk Eren ve Bülent Özdoğan görevden alındı. Ardından Aydın Engin, Zeynep Miraç Özkartal, Çiğdem Toker, Hakan Kara, Musa Kart, Ahmet Tulgar, Melis Alphan, Aslı Aydıntaşbaş, Ahmet İnsel, Nazan Özcan, Bağış Erten, okur temsilcisi Güray Öz, Mirgün Cabas, Barbaros Şansal, Bülent Şık ve Binnaz Saktanber istifa etti (7 Eylül).

“Tehdit” ile emekliliğe zorlama: Haber Sen 6 Nolu Şube Başkanı ve TRT çalışanı Necmi Kupa, TRT İzmir Bölge Müdürlüğü’ne bağlı çalışanların müdürce “Ağrı, Hakkari’ye sürülürsünüz, sonunuz kötü olur” sözleri ile tehdit edildiği ve emekliliğe zorladığını ifade etti. Baskıların Resmi Gazete’de Temmuz’da yayınlanan 703 sayılı KHK ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Kanunu’nda yapılan değişikler sonrasında geldiği belirtildi (19 Ağustos).

Bozkurt’un görevine son: FOX TV Ankara Temsilcisi Gazeteci Sedat Bozkurt’un kanaldaki görevine, “yeni yapılanmada ‘Ankara Temsilcisi’ne yer verilmemesi” gerekçe gösterilerek son verildi (11 Ağustos).

Aldoğan’ın yazılarına son: Posta gazetesi, bağlı bulunduğu Doğan Grubu’nun iktidara yakın Demirören Grubu’na satılmasının ardından köşe yazarı Yazgülü Aldoğan’ın yazılarına son verdi (7 Ağustos).

İki kanalda yedi işten çıkarma: Demirören Medya Grubu’nun Doğan Medya Grubu’ndan satın aldığı Kanal D’de en az altı medya çalışanının işine son verildi. İşten çıkarılanlar arasında, haber müdürü Fırat Çatalbaş ile Derya Bozdinç, sorumlu haber müdürü Neşe Toptaş, görsel yönetmen Görkem Eğinlioğlu, muhabir Duygu Kaya, kameraman Başar Günal’ın adları geçti. Satışın ardından Show Haber ekibinden genel yayın yönetmeni Ramazan Kurnaz da “anlaşmazlık” gerekçesiyle işten çıkarılmıştı (31 Temmuz).

Oruç’un işine son: Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Merve Şebnem Oruç’un iş aktine son verildi. Oruç, Twitter hesabından “Bugün aldığım bir maille Yeni Şafak’taki köşe yazılarıma son verildiğini öğrendim. “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışıyla çalıştım hep görev aldığım tüm kurumlarda, bu yüzden ‘sebep’ soranlara cevabım suskunluk olacak. Ama kırgınım elbette…” diye yazdı (30 Temmuz).

Gazete ve dergi sayısı azaldı: 2017 yılına ilişkin yazılı medya istatistiklerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017’de yayımlanan gazete ve dergilerin sayısının 2016’ya göre yüzde 2.3 azalarak 6 bin 124’e gerilediğini bildirdi. Bu yayınların yüzde 59.6’sını dergiler oluşturdu (27 Temmuz).

Yıldırım’dan “Birini kapattık, biri kaldı”: “Siz de benim gibi işsiz güçsüz bir vaziyete düştünüz. Her şeyin bir başı bir de sonu var. Allah bir kapıyı kapar, bir kapıyı açar derler, hepimiz için. Sizin çalışmalarınızdan memnunuz, hiç bizi üzmediniz, yormadınız…(Kapatılan HaberTürk gazetesi için, gülerek) Birini kapattık, biri kaldı. (Muhabirlerin, ‘Ama 400 arkadaşımız işsiz kaldı’ demesi üzerine)… onlar da bizim gibi işsiz kaldı” (Başbakan Yıldırım, Başbakanlık muhabirleri ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi; 6 Temmuz).

Ciner’den 13 işsiz: Ciner Yayın Holding, 1 Mart 2009’dan beri yayımlanan Gazete Habertürk ve Habertürk Ajansı’nı (AHT) kapatma kararı alınca 13 kişi işsiz kaldı. İşsiz kalanlar, Ümran Avcı, Veli Sarıboğa, Sinan Bilgenoğlu, Dündar Kale, Murat Ataş, Hayati Arıgan, Mehmet Kayahan, Soner Özcan, İrem Koca, Arif Taşkın, Gökhan Artan, Pervin Kaplan ve karikatürist Can Baytak oldu (5 Temmuz).

Ababay Posta’dan ayrıldı: Demirören Gazetecilik, Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Rıfat Ababay’ın şirketteki tüm görevlerinden kendi isteğiyle ayrıldığını duyurdu (3 Temmuz). (EÖ/APA)

 

Sayfa Başı